A Milli Takım, Romanya’dan sonra Kosova’yı da mağlup ederek 2002’den sonra ilk kez Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandı.
Vincenzo Montella’nın göreve gelmesiyle birlikte kronikleşen sorunlarından bir bir sıyrılan A Milli Takım, Euro 2024 ve Uluslar Ligi’ndeki başarılı performansından sonra belki de en önemli adımını 24 yıllık Dünya Kupası özlemine son vererek attı.
İyi bir jenerasyon yakaladığımız yadsınamaz bir gerçek ancak yine de A Milli Takım, yakın tarihte hemen hemen her dönemde iyi kadrolara sahip olmasına rağmen potansiyeline uygun performans ortaya koyamayıp büyük hayal kırıklıkları yaşamış ve bunların neticesinde defalarca majör turnuvalardan uzak kalmıştı.
A Milli Takım’ın Montella önderliğindeki en büyük kazanımı, kazanma alışkanlığı elde etmek oldu. Uzun yıllar boyunca kadrosuna kıyasla oldukça düşük profilli takımlara karşı alınan kötü sonuçlarla hafızalara kazınan A Milli Takım, İtalyan teknik direktör ile sonuç alma konusunda zamanla o kadar iyi bir noktaya geldi ki artık aldığı eleştiri, kazanıp kaybetmesi değil, kazanma şekli oldu. Sanki Türkiye, Montella öncesinde her dönem iyi futbol oynayıp sonuç almayı bilen bir takım olmasıyla meşhurmuş gibi…
Montella, geldiği günden bu yana gerek kadro tercihleri sebebiyle gerek yerli teknik direktör lobisinin baskısıyla büyük eleştirilere ve baskıya maruz kalmasına rağmen hiçbir dönemde konsantrasyonunu kaybetmedi. Bununla beraber takım içerisinde, geçmiş yıllarda yaşanan kaotik ortamın tam aksine oldukça pozitif bir hava oluşturuldu. Süper Lig’de yıllardır yaşanan yüksek tansiyona rağmen oyuncular, ay-yıldızlı formayı giydiğinde tam bir takım oldular. Bu birliktelik, son dönemde A Milli Takım’ın yukarı doğru ivmelenmesinde hiç şüphesiz büyük rol oynadı.
A Milli Takımımız için artık hedef, yıllardır hasretini çektiği bu turnuvada üst turlarda rekabetçi bir performansı ortaya koymak olmalı. Nitekim Türkiye, oynadığı futbol itibarıyla çok net bir şekilde bir turnuva takımı görüntüsü veriyor. Oyun planına sadık kalarak gösterişten uzak bir oyun oynayan ancak artık kazanmasını bilen bir takımız. Oldukça genç olmasına rağmen üst düzey yeteneğe sahip, Avrupa futbolunun zirvesinde olan birçok oyuncuya sahibiz. Üstelik bu oyuncular, daha önceki takımlarınızın aksine sahada çok soğukkanlı kalan ve duygularını daha iyi yöneten oyuncular. Tüm bunlar, bizi 2026 Dünya Kupası’nda iyi işler yapabileceğimize daha fazla inandırıyor.
