Şehir insanının mutsuzluğunun çaresini aramaya devam ediyoruz (2. bölüm)

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Salgındı, evlere kapanmaydı derken aslında ruhsal olarak da yeni bir normale geçtik. Sürekli "Ben neden mutlu olamıyorum?" sorularını duyar oldum etrafta. "Her şeyim var, hayatım düzgün ama mutlu değilim." Bu cümle tanıdık geldi değil mi? Geçen hafta Klinik Psikolog ve Öğretim Üyesi Kahraman Güler ile "şehir insanının mutsuzluğuna çare" aramaya başlamıştık. Önceden de söylediğim gibi, şehir insanıyız, imkanlarımız kısıtlı, elimizdekiyle mutlu olamıyoruz. Bu yazıda ruhsal dengemizi nasıl bulmamız gerektiğini öğreneceğiz.


https://www.instagram.com/p/CGcRDips9Ab/


Mutlu olmanın bir sırrı, bir tekniği var mı?

Mutluluğun bir formülünü henüz bulan olmadı ama iyi hissetmeyi yakalamak mümkün bence bunun basit yolu da mutsuzluğu azaltmak ve olumsuz deneyimleri de kabullenmek ama üzgünüm ki basit bir teknik yok. Daha önce yazdığım bir yazıdan kesit vermek istiyorum:

Hiç kimsenin size mutluluk vereceğini düşünmüyorum herkese göre bu değişir. Kendi mutluluk tanımı yap, mutluluk tanımına giden yolda engeller neler? Kolaylaştırıcılar neler onu yakala, engel olarak gördüğün şeylerden vazgeç yapamıyorsan destek al.

Eğer klasik bakacak olursak aşağıdaki yöntemler denenebilir:

  • "Hayır" demeyi öğrenin

İçinde bulunduğumuz toplumunun gelenek ve göreneklerine göre hayır demek nezaketsizlik olarak değerlendirilir. "Hayır" demekten korkan kişiler karşısındaki insanı kırmaktan korktuğu için istemediği pek çok durumu kabul eder, evet demek durumunda kalır ve kaçınılmaz olarak kendini mutsuz hisseder. Fikirlerinizi daima açık ve anlaşılabilir şekilde ifade edin. İstemediğiniz bir şeyi yapmak sizi mutlu etmez, mutlu olmadığınız sürece bir başkasını da mutlu etmeniz mümkün değildir.

  • Kendinize güvenin

Hayatın bize sunduğu sorunlar karşında çaresiz hissetmek yerine daha önceki bir çok problemin üstesinden geldiğimizi hatırlamalı ve mücadeleyi asla bırakmamalıyız. Bunu hatırlamak sizi cesaretlendirerek sorununuzu çözmenizde yardımcı olacaktır. Sorunları göz ardı etmek yerine bir kere başardım bir kez daha başarabilirim felsefesiyle kendinize güvenerek hareket edin.

  • Değişime açık olun

Kişinin kendine karşı esnek olması güçlü özelliklerindendir. Değişimden çekinmeyin kendinize karşı daha toleranslı ve esnek olarak yaklaşmayı deneyin yeni şeyler denemekten vazgeçmeyin. Unutmayın herkes her alanda başarılı olmak zorunda değildir ama güçlü ve özgüvenli olarak yaklaşılan her sorunun üstesinden gelinebilir.

  • Pozitif olun

Bizi üzen şeylerin aslında olaylar değil, olaylara verdiğimiz değerlerden kaynaklandığını bilmekte fayda var. Olaylara bakış açınızı değiştirdiğiniz de sadece negatif yönlere bakmak yerine size kazandırdıkları ve öğrettiklerine odaklanarak bunları bir deneyim olarak görmek hayatınızı daha yaşanabilir kılmaktadır.

Pozitif bakış açısı doğuştan mı gelir? Bunu kazanmanın veya alışkanlık haline getirmenin yolu var mı?

Pozitif bakış açısı doğuştan gelir demek yerine doğuştan itibaren şekillenir demek daha doğru olur. Kazanılabilen bir şey aslında. Pozitif bakış açısı, öz güvenli yetiştirilmiş bireylerde ve çatışma ortamının daha az olduğu, aynı zamanda çatışmaların çözüm odaklı yaklaşımlarla sonlandığı ailelerde daha kolayı geliştiğini biliyoruz. Yaşanan sorunların ardından umutsuzluğa kapılmak yerine çözüm yolları bulabilmek adına umut besleyen bu aileler, pozitif bakış açısını alışkanlık haline getirmek için hayat felsefesi olarak benimserler. Çünkü insan olumlu ve olumsuz olarak ne yaşarsa kendisi için bir deneyim kazanmış olur. Geçmişe saplı kalmadan affedici ve bağışlayıcı olarak pozitif bakışı açısı elde edebilir, bunu hayatınızın her alanında kullanabilirsiniz.

Bence her şeyin dışında planların eyleme dökülmesi ve iyi şeylerin pekiştirilmesi çok daha işe yarar. Çevrenizdeki kişilerin şikayetçi insanlar olmamalarına dikkat edin.

"Her şeyin fazlası zarar" demişler. Pozitif bakış açısının da zararları var mı?

Tabii ki de her şeyde pozitif olmanın zararı var. “Aman nasıl olsa bir çaresi bulunur, bunun da üstesinden gelinir” mantığı sorumlulukların önüne geçerek kişinin harekete geçmesi önündeki en büyük engellerden bir tanesi. Ama iyi şeylerde pozitif olmanın zararı olmasa gerek. Pozitif bakış açısı o an içinde bulunan olayın olumsuz yanlarının yanında olumlu yanlarını da görebilmeyi ifade eder. Fakat bu ipin ucunu bırakmakla karıştırılmamalı çünkü çok fazla rahatlık sorunlarla baş etmenin önüne geçerek küçük olan bir sorunu zamanla aşılamaz bir hale getirebilir. Her an ve her durumda olumlu şeylere odaklanmak olumsuzlukları kabul edilemez kılar. Bu hayal ülkesinde yaşamaya benzer ve istediklerimiz olmadığında bu hayaller suya düşer. Bu nedenle olumlu yanlara odaklanmalı fakat olumsuz yanlarla da karşılaşılabileceği aklımızdan çıkarmamalıyız.

Peki ruhsal dengemizi nasıl bulacağız?

Toplumsal koşullarla bireysel dengeyi sağlamak aslında en önemli dengedir. Toplumun beklentileri, toplumun beklentilerine verdiğim önem ve bunlara karşın yeteneklerim yapabileceklerimin dengesi çok önemli. Fark azaldıkça denge kurulur. Mutluluk kendimizden doğru şeyler beklemekle de ilgili mutsuzluğun kökeni diyalektik düşününce yanlış inançlardır. İnsan kötü şeyleri de kabullenince denge kurulur.

Mutluluk ve mutsuzluk arasında siz isteseniz de istemeseniz de zaten bir denge bulunuyor. Bu iki kavram miktar olarak birbirini var eder. İnsan birçok dış etkene maruz kalır ve bu etkenler insanın yaşamdan duyduğu hazzı negatif veya pozitif bir şekilde etkiler. Bunu hedonik adaptasyonla açıklamak çok doğru olacaktır.

"Hiçbir acı ve mutluluk ilk seviyesinde kalmaz"

Hiçbir acı ve mutluluk ilk seviyesinde kalmaz zamanla mutluluk ve üzüntü başlangıç noktasına geri döner. Bunu bir örnekle açıklamak isterim. Hayalindeki arabayı almak isteyen bir kişinin istediği arabayı alabilmesi çok sevindirici bir haberdir. Bu kişinin mutluluk seviyesini 1 ile 10 arasından 10 olarak tanımlanabilir. Ancak aradan zaman geçince bu kişinin mutluluk seviyesi 10’dan daha aşağı değeri bulur.

Kayıplarda ve üzüntülerde de bu şekilde. Sınavdan düşük alan bir öğrenci veya işinden ayrılmış olan bir kişi bu duruma adaptasyon sağlayana kadar kendini üzgün hissedecektir. Fakat bu değerler zamanla yükselerek normal değerini alacaktır. Bu etkiler insanlarda yıkıcı olaylara sebep olabilseler de sonradan gerçekleşen birkaç yapıcı olayla bile insanlar eski mutluluklarını yakalayabilirler. Çünkü hedonik uyum teorisine göre mutluluk belli bir döngü içinde değişebilse en düşük ve en yüksek seviyeye sahip 2 nokta arasındadır ve bu sebeple insan her koşul altında kendi maksimumunu yakalayabilir.

Yazarlarımızdan

24 Kasım 2020, Salı 09:47
24 Kasım 2020, Salı 09:07
24 Kasım 2020, Salı 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder