İkinci dip olur mu?

16 Eylül 2011, Cuma 05:00
AA

Son dönemde kiminle karşılaşsam ‘ikinci dip’, ‘resesyon’ ve ‘döviz kurları’nı soruyor. Türkiye’nin önde gelen CFO’larıyla (mali işler direktörü) yapacağımız düzenli buluşmalardan sonuncusu için konuşmacı saptamaya başladığımızda, onlardan da, “Bu sorulara yanıt verebilecek biri iyi olur” görüşü almıştık. Bunun üzerine Denizbank Finansal Hizmetler CEO’su Hakan Ateş’i davet ettik. Ateş, Türkiye’nin CFO’larına güzel bir sunum yaptı, dünya ekonomisinin bugünü, yarını ve sorunlarının altını çizdi.

Türkiye ve Çin doğru yaptı

Genelde iyimser bir bakış açısı olan Ateş’in bazı saptamaları gerçekten önemliydi. Bunlardan birkaçını sizlerle de paylaşmak isterim.

- Dünyada büyüme var ama bir türlü işsizliğe çare bulamıyor. AB’de yüzde 10, ABD’de yüzde 9.2’lik işsizlik oranları kabul edilebilir gibi değil.

- Gelişmiş ülkelerdeki işsizlik bizdeki gibi değil. Bizdeki gibi onlara ‘köyden bulgur’ gelmez, doğrudan açlıkla sonuçlanır. Gelecek yıl ABD’de işsizlik artabilir.

- Avrupa Merkez Bankası (AMB), faizi artırarak hata yaptı. Önümüzdeki dönemde faizi aşağıya çekeceğini göreceğiz.

-Türkiye ve Çin, akıllıca davranıp faizi indirdiler. Bunu yapmasalardı ülkeden ‘servet transferine’ neden olacaklardı.

- Her karanlıktan sonra güneş doğar. Bu dönemlerde bazı şirketler tasarruf yapayım derken topluca işten çıkarıma gidiyorlar. ‘10 bin kişi çıkaracağım’ gibi açıklamalar geliyor. Bence krize insanla girilir, yine insanla çıkılır. Tasarruf yaparken ‘marjinal’ kararlar yerine, daha makro kararlar alınmalı.

- Klasik bir krizden çıkış dönemine girdik. Ama sorunlar var. Eğer Yunanistan sorunu çözülürse, fişek gibi gider her şey. Düşüş sert oldu, çıkışı da sert olur.

- Küçülme yok, dünya az büyüyor ama büyüyor. Bence artık ‘ikinci dip’ tartışması bitti. Ancak, çıkışın ne kadar yatay ya da dik olduğunu, alınacak önlemler belirleyecek.

3 önemli sorun var

1. Amerika’daki ipotek kredileri bakiyelerinin dörtte biri ev değerinin üstünde. Bu 11 milyon aileyi ilgilendiriyor. Mortgage işini ayağa kaldırmadan sorunu çözmek mümkün değil. 2. Avrupa Birliği’nde devlet ve banka borç sarmalının kırılması gerekiyor. Kangren olan kol (Yunanistan) 2 yıl önce kesilmeliydi. Şimdi Avrupa İstikrar Fonu 440 milyar euro’dan 2 trilyon dolara çıkarılmalı. 3. Çin şimdiye kadar hep dış tüketim ağırlıklı büyüdü, artık iç tüketimi de canlandırmalı.

Abartılı kötümserliğin sonu

Geçen 10 günde çok sayıda yabancı yatırım bankasından Türkiye ile ilgili olumlu raporlar geldi. Raporların önemli bölümüne göz atma şansım oldu. Gördüğüm kadarıyla Türkiye için gerektiğinden çok daha kötümser olan yabancı bankalar, bu hatalarından yavaş yavaş dönmeye başladılar. Raporlarında yer verdikleri gibi ne Türkiye Borsası (İMKB) ne de Türk Lirası, gelişmekte olan ülkeler arasında hak ettikleri yerde değiller. Citibank’ın raporunda 2008 yılından bu yana ‘Dünyanın en güçsüz para birimlerine’ yer verilmiş. Türk Lirası’nın değer kaybı yüzde 30’ları geçmiş. Üstelik aynı tabloda yer alan ülkelere baktığımızda, haksızlığa uğradığını açıkça görüyoruz.

Yıl sonu tahminleri iyimser

Yine aynı raporda İMKB, bir iç savaştan geçen Mısır ile birlikte en kötü performansı gösteren borsalardan biri olarak görülüyor. Başta da yazdığım gibi ‘aşırı kötümserlik’ yerini olumlu bir havaya bırakıyor. Bir süredir borsada görülen ‘olumlu ayrışma’ da bunun göstergesi... Raporlarda da Türk Lirası için yıl sonu tahminlerinde 1.50-1.60’a yakın öngörülere yer verilmeye başlandı. Eğer global ekonomide düzelme işaretleri gelir ve AB’deki borç sorununun çözümü için umut doğarsa, ‘olumlu ayrışmayı’ hem TL hem de borsada daha hızlı görebileceğiz gibi geliyor. Şimdi bu tahmin biraz abartılı geliyor olabilir, ama orta vadede bu düşüncenin haklı çıkacağını göreceğimizi düşünüyorum.

TL’nin yönü galiba yukarı

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın, “Herkes para bastı, biz basmadık. 2012 yılında TL değer kazanır” sözleri de benim görüşümü destekliyor. Son olarak bir bankacının değerlendirmesine yer vereyim. Hafta içi konuştuğum bu genel müdürün şu sözleri, TL’nin değer kaybı açısından önemli: “Türk Lirası, son dönemde en çok değer kaybeden para konumunda... Şu anda değerinin altında. Bence sepet olarak bakarsak, 2.08-2.10 aralığında olmalı, ancak 2.05’in altı da zor görünüyor.”

Para basımında rekor

2008 yılında başlayan global kriz, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere bütün dünyada ‘banknot’ matbaalarını fazla mesaiye yöneltti. Merkez bankalarının aldığı bu kararların etkisi, dünyanın önde gelen para basım otoritelerinden Pira International’in verilerinde de kendini gösteriyor. Pira’nın açıkladığı verilere göre; dünyadaki banknot basımı 2010 yılında 150 milyar adet olarak gerçekleşirken, 2011 tahmini 162 milyar olarak öngörülüyor. Bu patlamanın arkasında merkez bankalarının para basma kararları ile özellikle Çin’den gelen büyük talep var. Bu arada bir bilgiyi de paylaşayım. Dünyadaki banknotların yüzde 84’ü devlete ait kurumlar tarafından basılıyormuş. Amerika, İngiltere, Rusya ve Çin, paranın yurtdışında basılmasına izin vermiyorlar. Örneğin, Amerika’nın paraları FED’e ait Washington ve Fort Worth’daki iki tesiste basılıyor. Özel sektörü tercih edenlerin ise iki büyük alternatifi var: İngiliz De Rue ve Alman Giesecke&Devrient

2

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.