Paranın dolaşımı hızlanmalı

AA

Al ver, ekonomiye can ver’ adlı reklam kampanyasını hatırlarsınız... 2001’deki ekonomik kriz döneminde başlatılmış, sınırlı bir etki yaratmıştı. Reklamlardaki mesajlarda, bir simit alırsanız, o un alır, un üreticisi buğday alır, çifti döner beyaz eşya alır gibi bir mantık vardı. Yani simit almakla kalmaz, paranın ekonomi içinde dolaşımını sağlar, şirket ve esnafın ayakta kalmasına katkıda bulunursunuz, deniyordu. Paranın ekonomi içinde dolaşım hızına ‘Velocity’ deniyor. Kriz dönemlerinde bu hız (rasyo) azalıyor, büyüme dönemlerinde tekrar yukarıya dönüyor. ‘Velocity’ rasyosunu da GSYİH’nin, M2’ye (Nakit para, vadesiz mevduat, çekler, tasarruflar ve kısa vadeli mevduat) bölünmesiyle elde ediliyor.

[[HAFTAYA]]

ABD’de önemli sorunlardan

Son dönemde Amerika’da bu konu çok tartışılıyor. Ekonomideki sorunlar nedeniyle, Velocity oranı en düşük düzeylerinde seyrediyor. ‘Velocity’ rasyosunun düşük seyretmesi, işletmelerin daha az iş yapması anlamına gelir. O nedenle ekonomiyi yönetenler, bu oranı mümkün olduğunca artırmaya çalışıyorlar. ABD’de 1990-2000 arasında ‘velocity’ oranı 2’lerin üzerindeydi, 2000-2010 arasında ise 1.85-1.90 aralığında dalgalandı. 2010’da ise 1.7 ve altında seyrediyor. Türkiye’de ise ‘paranın hızı’, ABD’den daha yüksek rasyolara sahip. Ekonominin daha iyi olduğu 2006 ve 2007 yıllarında oran 2.5 ve üstünde seyrediyor. 2008’de 2.1’e gerileyen rasyo, son 2 yıl, krizin de etkisiyle 2’nin altında bir seyir izliyor. İnsanların kriz ve gelecek beklentilerindeki endişe nedeniyle harcamadan kaçınmaları bu tabloyu ortaya çıkarıyor. 2010 sonunda 1.88’lere gerileyen oran, büyük olasılıkla 2011 sonunda 1.8’e, belki de altına ilerleyecek.

TL’nin değer kaybında en uzun trenddeyiz

gelmişti. Söz ekonomiden, dövizden açılınca, ‘Ben dolar aldım, 1.68’e kadar bekler, satarım.’ İşin doğrusu doların 2002 sonrası hareketini, yükseliş süre ve değer artışı trendini yakından izleyen birisi olarak tahminini biraz abartılı bulduğumu söyledim. Çünkü, Türk Lirası, 2002’den bu yana 12 dalgada ABD Doları karşısında değer kaybetmiş. Bu 12 dalganın sadece 1’inde düşüş trendi 200 günün üstünde sürmüş. Onun da büyük kriz dönemi olduğunu söylemeye gerek yok.

Düşüş eğiliminde rekor süredeyiz!

Yine bu 12 dalgada en önemli yükseliş, 209 gün süren 2008’dekinde olmuş ve yüzde 55.1 değer kaybı yaşanmış. Ardından gelen dalgalarla ilgili verileri tabloda görüyorsunuz.

Açıkçası, ‘Dünyanın en büyük krizinde’ bile 1.78’leri gören doların, böyle bir harekete gireceğini tahmin etmiyordum. 22 Temmuz Cuma itibarıyla dolardaki yükseliş trendinin süresi 223 günü buldu. Bu dönemdeki değer kaybı ise yüzde 26’yı yakaladı. Süre ilk defa 200 günü çoktan aştı. Ancak, bu kez 3 güç el ele verdi: ABD borç tavanı sorunu, Avrupa Birliği’ndeki sıkıntılar ve hükümet üyelerinin ‘aman kriz var, fazla harcama yapmayın’ uyarısı...

Vatandaş bu kez satmadı, bekliyor

Geçmiş dolar yükselişlerinde vatandaş hemen satışa yönelir, bir denge oluşmasına katkıda bulunurdu. Bu kez, ‘Kriz geliyor’ havası o kadar yayıldı ki vatandaş da elindeki doları satmıyor, ‘ne olur olmaz’ diye tutuyor. ABD’nin borç sorununu çözeceğine yönelik beklentiler vardı, hafta sonu yine sorun çıktı. Artık son haftaya girildi. Önünde ‘kriz’ ve ‘not düşüşü’ tehditleri bulunan ABD’nin bu konuda bir şekilde uzlaşması bekleniyor. Avrupa’da ise sorunlar Eylül ya da Ekim’e kadar ertelenebilir. Ancak, Türkiye’de yeniden canlanan ‘kriz beklentisini’ ortadan kaldırmak kolay olmayabilir. Belki hükümetin bir şey yapması gerekecek. Ya da sürpriz bir haber gelecek.

Sıradaki haber yükleniyor...