AK Parti'de neler oluyor?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Başlıktaki sorunun yanıtını, yaklaşık iki buçuk yıl önceden bir alıntıyla vereyim… “AK Parti’de ne olacağını bir Allah bilir, bir de Tayyip Erdoğan. Allah’ın işine karışılmaz, Tayyip Erdoğan da işine karıştırtmaz.” Bu cümle TBMM eski Başkanvekili Sadık Yakut’a ait.

Ankara’da kaynayan siyaset kazanı hakkında yorum yaparken Yakut’un bu sözlerini bir kez daha ve en baştan hatırlatma gereği duydum.” 27 Haziran 2018 tarihinde (o dönem görev yaptığım vATAN Gazetesi’nde) kaleme aldığım “Ankara Gündemi” başlıklı yazıma böyle başlamıştım. 24 Haziran seçimlerinin üç gün sonrasında hatırlatma gereği duyduğum Sadık Yakut’un o sözlerini, yaşanan gelişmelere bakarak, bugün bir kez daha anımsamak ve anımsatmakta yarar var. “AK Parti’de ve dolayısıyla hükümette” notuyla beraber tabii.

İzmir'den mesaj var

“1999 öncesi yapılan binaların hepsi çürüktür diyemeyiz ama bunların, 99 sonrası inşa edilenlere oranla, riske daha fazla açık olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.” Bu cümle İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe’ye ait. Gökçe aynı zamanda bir şehir planlama doktoru. Yani konunun, sadece yerel yönetici sıfatıyla değil aynı zamanda bilimsel olarak da uzmanı. Dün öğleden sonra telefonda görüştüğüm Buğra Gökçe şu noktalara dikkat çekti:

- 1999 depreminden sonra mevzuatta ve imar yönetmeliğinde bazı düzeltmeler yapıldı. Hazır betondan, kullanılacak demirin cinsine, zeminde jeo-teknik etüt zorunluluğundan, yapı denetim firmalarının bakanlık tarafından belirlenmesine kadar belli standartlar getirildi.

- Bu kriterler, 99 öncesi inşa edilen yapılarda bu biçimiyle yok. 1999’dan önce yapılmış binaların hepsi çürüktür diyemeyiz ama bunların riske daha fazla açık olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

- Dolayısıyla, İzmir depremi de bize bir kez daha gösterdi ki, 1999 öncesi yapıların tümünün denetlenmesi ve bu yapı stokunun yenilenmesi gerekiyor. - Ayrıca afet mevzuatımızda yıkılan ve ağır hasarlı binalar için yapılacaklar net ama orta hasarlılarla ilgili büyük sıkıntılar var.

- Yıkılan ve ağır hasarlılarda, devlet yeni sosyal konut yapıyor ve uzun vadeli kredilerle bunları vatandaşına veriyor. orta hasarlılaraysa yenileme için bir yıl süre veriliyor.

- Orta hasarlılar yardım alamıyor. Rantın çok yüksek olduğu yerde bu sistem işliyor ama düşük kıymetli yerlerde yürümüyor. Özetle devlet, orta hasarlı yapılar için de bir düzenleme yapıp, teşvik etmeli. Yoksa zayıf ekonomik gelir düzeyindeki semtlerde vatandaşın orta hasarlı binaları kendi başına yenilemesi mümkün değil.

Buğra Gökçe’nin İzmir için söyledikleri, Türkiye’nin fay hatlarındaki bütün şehirler için de geçerli aslında.

10 Kasım

Bugün Atatürk’ün ölümünün 82’nci yıldönümü. Takvimlerin siyah yaprağı…

Mustafa Kemal Atatürk’ün diğer ölümlülerden farkı şu… Her 10 Kasım’da uzaklaşmıyor, daha da yakınlaşıyoruz.

“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir” demiş ya Atam…

Naçizane… Kafi değil bence. Yaşatmamız da gerekiyor o fikir ve duyguları.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder