Murat Çelik Boğaz'da seçmenin nabzı
HABERİ PAYLAŞ

Boğaz'da seçmenin nabzı

Önceki gün (8 Mayıs Pazar) İstanbul’daydım. Avrupa Yakası’nda, Boğaz kıyısında geçen bir günden, gündeme dair gözlem ve notlarım var.

İSRAF VE YABANCILAR

Rumeli Hisarı’nda, sahildeki Boğaz manzaralı tanınmış mekanların birinde geç kahvaltıyla başladık güne. Bol çeşitli serpme kahvaltı kişi başı 168 TL olmuş. Bir Türk kahvesi de 30 TL. Fiyatlar dışında iki nokta dikkatimi çekti. Birincisi, serpme kahvaltı usulünde büyük bir israf çıkıyor ortaya.

Çeşit çeşit yiyeceklerin neredeyse yarısını yiyemiyor birçok insan. Sonunda da masaya gelenlerin yarıya yakını çöpe gidiyor. Umarım işletmeciler atılan bu yiyecekleri bir şekilde değerlendiren bir sistem kurmuşlardır. Yazık çünkü. Büyük israf. İkinci nokta gündemdeki konu. Yani yabancılar. Mülteci mi, sığınmacı mı, göçmen mi ya da turist mi bilmiyorum doğrusu ama gittiğimiz restorandaki müşterilerin yaklaşık üçte biri Ortadoğu ülkelerinden gelmiş insanlardı.

Yan masamızda Arapça konuşan dört genç erkek hesabı öderken çevredeki herkesin bakışları onlara döndü. Bunun sebebi masadakilerin ceplerinden çıkan deste deste paralardı. Katlandığında pantolon cebine sığmayacak kadar çok olan, lastikli üç ayrı (200, 100 ve 50 TL’lik) banknot balyasını diğer müşteriler şaşkınlık içinde izledi. Arka masadan “İşte böyle yabancılar da var” cümlesi geldi kulağıma…

GÜNDEM İMAMOĞLU

Sabah sporu yapanlarla balık tutan oltacıların kalabalığı içinde Rumeli Hisarı’ndan Bebek’e yürüdük. Bebek Kahve’de hemen her masada Ekrem İmamoğlu konuşuluyordu. Karadeniz gezisinde otobüsteki gazeteciler tercihine ve sonrasındaki açıklamalara tepki vardı Bebek’te.

Komşu masalardan gündeme dair “Ankara’da hava nasıl? Kılıçdaroğlu ne diyor İmamoğlu’nun yaptıklarına?”, “Aday Mansur Yavaş olmaz mı?” gibi çok sayıda soruya muhatap oldum. Espriyle karışık “Gazeteci olan benim, burada soruları ben sorarım” dedim ve İstanbul’un -tabiri caizsekrema tabakasını oluşturan bu insanların yorumlarını dinledim. Çoğunluk İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olmak istediğinde hemfikirdi.

Bu noktada seslendirilen “Aday olursa İstanbul’u AK Parti yönetimine mi bırakacaklar?” sorusu oldu. “Şu son yaptıklarıyla benim için İmamoğlu bitti” diyen de vardı, “Ama adam özür diledi. Uzatmamak lâzım” diyen de. Siyasi gündeme dair pazar sohbeti, çayını yudumlayan bir kadının şu sorusuyla son buldu: “Tamam tartışalım, konuşalım, eleştirelim ama seçim günü sonuçta iki aday kalacak. O iki kişi Tayyip Erdoğan ve Ekrem İmamoğlu olursa hangisine vereceksiniz, bana onu söyleyin.”

TAKSİDE SİYASİ GÜNDEM

Bebek’ten Beşiktaş’a gitmek için bindiğimiz takside siyasete meraklı, gündemi yakından takip eden bir taksiciye denk geldik. O da İmamoğlu’nu eleştirerek başladı söze. “Ben solcu değilim. Eski ANAP-DYP çizgisinde, merkez sağdayım ama İmamoğlu’na oy verdim.

Şu son yaptıklarından sonra bir daha vermem” diye başladı söze. Ben de Bebek Kahve’deki o son soruyu ilettim taksicimize. “Erdoğan-İmamoğlu kalırsa, o zaman mecburen veririm tabii İmamoğlu’na” dedi neredeyse hiç düşünmeden. Taksicimiz “Belki de Ekrem İmamoğlu da buna güvenip hesabını bu ihtimal üzerine yapıyordur, kim bilir...” diyordu, biz Beşiktaş’ta inerken...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder