Brüksel’deki pinpon maçı: Doğu Akdeniz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Diplomasi bir sanatsa, bu sanatın icrasında herkesin bütün maharetlerini sergilediği günler yaşanıyor Brüksel’de. Doğu Akdeniz gündeminde yaşanan bu diplomatik hareketliliğin benzerini, 25 yıllık diplomasi muhabirliği kariyerimde çok az gördüm ve bu harika.

Güldener Sonumut, dün akşamüstü telefonda böyle başladı söze.

NTV’nin kıdemli Brüksel Temsilcisi Sonumut, iyi bir haberci olmanın ötesinde aynı zamanda bir ‘diplomatik gözlemci’dir. Ben de işte bu sıfatıyla görüşlerini almak istedim Güldener’in.

Fransa ne istiyor?

Son dönemlerde Türkiye ile en çok karşı karşıya gelen Avrupa ülkesi Fransa. Emmanuel Macron yönetimi, Ankara’nın şimşeklerini bir kez daha üzerine çekiyor. Peki neden? Güldener Sonumut anlatıyor:

  • Fransa, artık İngiltere’nin yer almadığı Avrupa Birliği’nin (AB) lider, öncü ülkesi olmayı hedefliyor ve kendince her fırsatı değerlendirmek istiyor.
  • Önce Kuzey Suriye konusundaki denemeleri, sonra Libya ile ilgili tutumu ve şimdi Doğu Akdeniz.
  • Doğu Akdeniz’de teoride, parametreler lehine gibi gözüküyordu ama Paris’in attığı adımlar AB’nin temel normlarına aykırı. Çünkü AB uzlaşı kültürüne dayalı bir topluluk. Dayatmalar ve çatışmacı politikalara değil.

FransAlmanya ekseni

  • AB içinde FransAlmanya ekseni önemlidir. Almanya uzlaşı ararken Macron’un gerilimi artırması Berlin-Paris eksenini de zorluyor.
  • Fransa rol çalıp, Akdeniz’e kıyıdaş yedi ülkeyle ‘Med-7’ toplantısını düzenledi. Üstelik dönem başkanı sıfatıyla Almanya’yı bu toplantıya davet etmedi. Paris’in bu tavrı AB teamüllerine de aykırıydı.
  • Almanya ise başkanlık döneminde bir kriz istemiyor. Tabii Merkel, ülkesindeki Türk nüfusu da önemsiyor. Ayrıca Erdoğan’a verdiği sözleri yerine getirememenin de mahcubiyeti içinde.

Türkiye tutarlı

  • Türkiye şu ana kadar süreci çok zekice ve güzel yönetti. Diplomasiye diplomasiyle cevap verdi. Hiçbir alanı boş bırakmadı.
  • Türkiye başından beri, istikrarlı şekilde ‘önkoşulsuz diyalog’ çağrısında bulundu. Yunanistan ise sürekli değişik koşullar öne sürdü. Koşullar yerine gelirken yeni, başka koşullar ileri sürerek inandırıcılığını yitirdi.
  • Eylem-söylem birliğinde Türkiye çok avantajlı. Aynı zamanda, Türkiye’nin iç kamuoyuna söyledikleriyle uluslar arası platformlarda seslendirdiği görüşleri de aynı, çelişmiyor. Yunanistan’daysa bu durum farklı ve bu da güvensizliğe sebep oluyor.
  • Yunanistan, zeminin NATO değil AB olmasını tercih ediyor çünkü NATO’da iki üye arasında simetrik bir ilişki var ama AB’de durum asimetrik. Fakat NATO’dan beklediği desteği bulamayan Atina, şimdi AB’de de zorlanıyor. Bakın mesela Avrupa Komisyonu sessiz kalmayı tercih etti.
  • Fransa Yunanistan’a uçak sattı. Bu kendince bir kazanım. Türkiye ise devam eden pinpon maçında iyi bir performans sergiliyor. Navtex süresi dolan Oruç Reis’in limana demirlemesi önemli bir iyi niyet göstergesi. Ankara hem sözünün eri olduğunu, hem tansiyonu düşürmeyi istediğini gösterdi. Önkoşulsuz görüşme çağrısını da güçlendirdi.

Şimdi top AB’de. Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve Fransa’nın provokatif tutumlarına karşı, uzlaşı iradeleri var mı, yok mu pazartesiye kadar görülecek.

Yazarlarımızdan

19 Ekim 2020, Pazartesi 13:35
19 Ekim 2020, Pazartesi 12:27
Sıradaki haber yükleniyor...
holder