Devlet raporundaki menzil

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

“(…) Menzil grubu ülkemizdeki benzeri yapılar içerisinde en çok taraftara sahip olanlardan biri olarak görülmektedir. Oluşum Nakşibendi tarikatının devamı olan tasavvufi bir harekettir. Bu tür hareketlerde olduğu gibi şeyh önünde tövbe, zikir, vird, hatme, rabıta, vesile, tevessül, şefaat, cezbe ve himmet gibi konuları öne çıkarmaktadır. Aynı şekilde rüya, keramet ve menkıbeye de büyük önem vermektedirler. Grubun yukarıda sıralanan görüşleri, sahih İslam anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Aslında benzer tasavvufi oluşumlarda da görülen bu sakıncalı telakkiler Menzil cemaatinde daha çok vurgulanmakta ve etki sahası daha çok sade halk tabakası olduğu için daha çok yaygınlaşmaktadır. Son zamanlarda Menzil Grubunun bürokraside teşkilatlandığı ve kamuda etkinliğini artırdığı yönünde kamuoyunda bir kanaat dillendirilmeye başlanmıştır.

Doğru olması haline bu tezahürün ülkemizde orta ve uzun vadede sıkıntılara yol açacağı değerlendirilmektedir.” Bu cümleler, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gizli ‘Tarikatlar Raporu’nun 182’nci sayfasından. Raporun ‘Geleneksel Dini-Kültürel Oluşumlar-(Tarikatlar)’ başlığı altındaki ‘Nakşibendiler’ bölümünün, “Menzil / Semerkand Cemaati” adlı 8’inci maddesinin ‘Değerlendirme’ kısmından...

Diyanet’in 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişiminin ardından hazırladığı Tarikat ve Cemaatler Raporu, geçen yılın Mayıs ayında ortaya çıkmıştı. Fişleme tartışmalarını da beraberinde getiren rapor, Temmuz 2019’da “Diyanet’in Gizli Tarikatlar Raporu” adıyla Oktay Yıldırım tarafından kitaplaştırılmış ve Kaynak Yayınları’ndan çıkmıştı.

ŞEYHE CANIYLA, MALIYLA HİZMET

“Bürokraside teşkilatlandığı ve kamuda etkinliğini artırdığı’ndan söz edilen bu tarikatla ilgili bakın nasıl bilgiler var. Raporun 180 ve 181’inci sayfalarında, Menzil’in “Öne Çıkan Görüşleri’ başlığı altındaki maddelerden bazıları şöyle: (…) Münkir, mürted, münafık gibi dini terimleri kolayca diğer Müslümanlar için kullanmaktadırlar. Tarikatı tenkit eden veya bazı kabul ve uygulamaları reddeden kimseye ‘münkir’ denir. Tarikat münkirinden, öz kardeş olsa bile adeta bir aslandan kaçar gibi uzaklaşmak gerekir.

Böyle bir kişinin (münkirin) bir lokmasını yemek, kalbin kırk gün manevi gıdasını almasına mani olur. Kalbi öldürür ve zikir yapamaz hale getirir. Fitnelerinden müridleri korumak amacıyla, böyle münkirlerin gıybetlerini yapmak caizdir. (…) Mürşid yani tarikatın lideri olağanüstü hatta bir anlamda yarı ilahi bir konumdadır. Mürid, bir nimetle karşılaşınca onu kendisinin herhangi bir ameline bağlamak yerine, mürşidinin dua ve bereketine bağlamalıdır. Nimetin yaratanı Allah ise de sebebi mürşiddir.

(…) Mürid kesin bir inançla, mürşidinden sadır olan her fiilin, sözün, halin, hareketin ve sükunun Allah Teala’nın emir ve rızasıyla olduğuna inanmalıdır. Şeyhin dini ilimleri tahsil etmiş olması şart değildir; Fatiha’yı bilmeyen ümmi bir kişi, ilm-i ledün ile mürşitlik mertebesine ulaşabilir.

Mürid, kamil bir mürşidi aramak ve bulduktan sonra da canıyla, malıyla onun kapısında Allah için hizmet etmek zorundadır. Hatta bu yükümlülük, şeyhin evladı ve torunlarına hizmeti de kapsar. (Söz konusu rapordan altı çizilmesi gereken bölümlere yer vermeye devam edeceğim.)

Sıradaki haber yükleniyor...
holder