Murat ÇelikEpstein skandalı ve Harari’nin enformasyon diyeti önerisi

HABERİ PAYLAŞ

Epstein skandalı ve Harari’nin enformasyon diyeti önerisi

Son günlerde tüm sosyal ağlardan önüme, Yuval Noah Harari’nin “Bilgi detoksu yapın!” sözleri düşüyor. Dünyaca ünlü tarihçi Harari özetle şunu söylüyor: Günümüzde baş edemeyeceğimiz kadar büyük miktarda bilginin akınına uğruyoruz. Dünyanın en zeki insanlarının son yıllarda yaptığı şey, kullandığımız cihazlar aracılığıyla beynimizi hackleyerek duygusal düğmelerimize basmak… Buna karşı koyabilecek kadar güçlü olduğunu düşünen herkes sadece kendini kandırıyor. Dünya ile bağlantıyı tamamen kesmekten bahsetmiyorum ama hem bilgi miktarı hem de tükettiğimiz bilginin kalitesi açısından bir tür bilgi diyetine girmek gerekiyor. Harari’nin kastettiği bilgi, üzerimize boca edilen enformasyon…

Haberin Devamı

Gerçek ile yalanın, enformasyon ile dezenformasyonun arasındaki kalın çizgi çoktan flulaştı. Herkes inanmak istediğine kolayca inanabiliyor, inandırılabiliyor. Daha da kötüsü, bilginin bir yaptırımı olmaması. Biz haberciler için “Bir haber yazdım ve dünya değişti” umudunun kırıldığı günler bu günler. Çünkü en ağır insani suçlar dahi magazinleştiriliyor, mağdurlar kolayca tüketim nesnesine dönüştürülüyor ve suçlar sıradanlaşıyor, suçlulara cezai yaptırım umursanmıyor. Türkiye’de bir haber kanalı yöneticisi ile çalışanlarının da dahil olduğu uyuşturucu/fuhuş operasyonları kapsamında verilen ifadeler aylardır gündemde. Mahrem kalması gereken ve suç teşkil etmeyen kişisel bilgiler adeta bir merkezden çıkmışçasına servis edildi.

Bu operasyonun başından beri kamuoyunu bilgilendirme kısmı problemli. Bunu, habercilik etiği açısından tartışması gereken gazetecilerin bir bölümü magazinleştirme furyasına koşarak katıldı. Ancak esas sorulması gereken şu sorular hâlâ yanıt bekliyor: Uyuşturucu kullanımı bu kadar yaygınsa baronlar nerede? Yasaklı maddeler bu ülkeye kim tarafından, nasıl sokuluyor? Bu suçun esas sorumluları cezalandırılacak mı? Bu soruların yanıtını talep etmesi gereken toplum, iştahla önüne atılan enformasyonu tüketiyor. Hakikat kimsenin umurunda değil. Son günlerde benzer bir olayı ABD merkezli Jeffrey Epstein vakasıyla yaşıyoruz. ABD’de aylarca süren siyasi baskıların ardından çıkarılan ve hükümetin Epstein ile yardımcısı Ghislaine Maxwell hakkındaki dosyaları kamuoyuna açmasını gerektiren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası kapsamında ABD Adalet Bakanlığı binlerce sayfa bilgi ve belgeyi açıkladı. Tüm dünya güç sarhoşu isimlerin çocuk istismarı ve cinayet başta olmak üzere işlediği alçakça suçları konuşuyor. Fotoğraflar, telefon konuşmaları, yazışmalar… Yok yok belgeler arasında … ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı vurmakla tehdit ettiği günlerde boca edildi bu bilgiler dünyaya. Epstein ile ilişkide olduğu ortaya çıkan isimler arasında Trump da var. Peki bu kadar bilgi bizi nereye götürecek?

Haberin Devamı

Siyaset felsefecisi Byung-Chul Han’ın “Şeffaflık Toplumu” adlı kitabından şu satırları hatırlayalım: Enformasyon ve iletişim artması kendi başına dünyaya aydınlık getirmez. Şeffaflık kâhinliğe yol açmaz. Enformasyon yığını hakikat oluşturmaz. Ne kadar çok enformasyon serbest kalırsa dünya o kadar karmaşıklaşır. Hiper-enformasyon ve hiperiletişim karanlıkta ışık olamaz. Böyle diyor Byung-Chul Han. Karanlığa ışık yakılabilmesi için bireylerin bu gösteri toplumunun birer tüketicisi değil talep eden, bunun için de hakkını arayan kişiler olması gerekiyor. Dijital çağda en ağır konular dahi birer tüketim malzemesi, kişiler birer tüketici, en önemli enformasyon bile sıradan bir meta… O yüzden Harari’nin enformasyon detoksu/diyeti önerisi akla çok yatkın geliyor. Öğrenmemiz gereken kadarını bilelim ve gereğince tepki gösterelim.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder