Murat ÇelikFutbol ve ötesi

HABERİ PAYLAŞ

Futbol ve ötesi

Futbol, dünya genelinde en popüler spor dalı. Türkiye’de de öyle. Kritik bir derbi, ülkede gündemin ilk sırasına yerleşiyor. Günler öncesinden başlayan, maç oynanırken zirve yapan, sonuçlandıktan sonra da bitmeyen tartışmalarıyla, özellikle derbiler, diğer memleket meselelerini gölgede bırakır. Bilirsiniz işte… Koskoca, kariyer sahibi insanlar; gönül verdikleri renklerin peşinde bambaşka bir karaktere bürünür söz konusu futbol olduğunda. Onu da bilirsiniz… Maçı yöneten hakem kadrosu ayrı, teknik direktörün tercihleri ayrı, futbolcuların performansları ayrı, rakip camiadan gelen açıklamalar ayrı tartışılır malum.

Haberin Devamı

Sadece büyük maçlarda da değil, aynı şehrin farklı renkteki takımlarının çekişmesinde de tansiyon hep yüksektir. Yine birçok bölgede, komşu şehirlerin ezeli rekabetlerinde de durum aynıdır. İstanbul’un üç büyükleri Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ezeli rekabetlerinden başlayın; İzmir’de Karşıyaka – Göztepe, Karadeniz’de Trabzon – Samsun ya da Rize – Trabzon rekabetleriyle devam edin listeye. Geçmişten gelen; Bursa – Eskişehir gibi, Sivas – Kayseri gibi, Kocaeli – Sakarya gibi komşu rekabetlerini de ekleyin. Bir yandan ‘ezeli rekabet – ebedi dostluk’ türünden idealize sloganlar öne çıkarılmaya çalışılsa da işin pratiği maalesef pek öyle olmaz bu alemde.

Dünyada da farklı değil aslında durum. Futbolun kitleleri peşinden sürüklediği Güney Amerika’dan Britanya’ya kadar aynı. Almanya, İtalya keza. En köklü kulüplerin bitmeyen rekabetine yıllar içinde önce aynı kentin ardından da komşu şehirlerin takımları eklenmiş hep. Zaman zaman taraftar grupları arasında sokaklar ya da tribünlerde yaşanan şiddet olaylarıyla da gündeme gelen bu rekabet sadece sporla da sınırlı değil. İşin ideolojik, sosyal, hatta ekonomik – sınıfsal boyutları da var. Malum; futbol sadece futbol değil. Ve bu gerçek, çağımızın endüstriyel futbol dünyasından önce de geçerliydi. Bugün artık birçok farklı unsurun kirlettiği futbolda, rekabetin sahada atılan goller ve alınan galibiyetlerle sınırlı olmadığını herkes biliyor. Futbolun; camiaların, semtlerin, şehirlerin ve nihayet ülkelerin sosyal psikolojisini etkileyecek bir güce sahip olduğu sır değil. Renkler ve aidiyetten söz ediyorum. Hem bireysel hem toplumsal aidiyet… Ve o aidiyetin sonucu oluşan tansiyonun, yüksek gerilim ve nihayet şiddete evrilmesi. 

Haberin Devamı

Bakın önceki gün Artvin’de bir maç oynandı mesela. Bölgesel Amatör Lig (BAL) 3’üncü grupta, Murgul Belediyespor ile Rize Atletik Spor Kulübü karşılaştı. İlk yarının sonlarına doğru oyuncular arasında yaşanan gerginlik, devre arasında tekmeli – yumruklu kavgaya dönüştü. Ortalık savaş alanına döndü ve hakem toplam 24, evet yirmi dört kırmızı kart gösterip maçı erteledi. Olayların ardından darp raporu alan birçok sporcu rakiplerinden şikayetçi oldu. Bu son örnek boyutunda olmasa da alt liglerde o kadar çok olaylı maç var ki… Kamuoyu, medya ve sosyal medya vasıtasıyla işin buraya kadarki kısmından haberdar olabiliyor. Ama şöyle bir durum da var: Bir süre önce, Ankara’da oynanan yine bir amatör lig maçında, sahada oyuncular arasında kavga çıkıyor. Gerginlik bitiyor, maç devam ediyor. Karşılaşma sonunda tribünler boşalıyor, oyuncular da bir süre sonra tesisten ayrılıyor. Ama sahadaki o kavganın taraflarından biri, diğerini takip edip otoparkta sıkıştırıyor. Darp girişimi dramatik bir sonuç doğurmuyor. Ama aksi olup ciddi bir yaralanma hatta ölüme bile varabilir bu işlerin sonu. Bakın, mevzunun bu kısmından biz izleyicilerin haberi yok işte.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder