Geçmişten FETÖ anekdotları (1)

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sene 1997... Aylardan Eylül... Yer, Arnavutluk’un başkenti Tiran... Dönemin Milli Savunma Bakanı (merhum) İsmet Sezgin’in Makedonya ve Arnavutluk’u kapsayan resmi ziyaretini (10-14 Eylül 1997) takip eden gazetecilerden biri de bendim. Bakan Sezgin’in onuruna, Tiran Büyükelçilik Rezidansı’nda verilen resepsiyondaydık. O dönem (1996-2000) Türkiye’nin Tiran Büyükelçisi Ahmet Rıfat Ökçün’dü.

28 Şubat'ın 7 ay sonrası...

Tarihi 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının üzerinden sadece 7 ay geçmişti. 28 Şubat depremi Refah-Yol Hükümeti’nin istifasına yol açmış, yerine Mesut Yılmaz başbakanlığındaki ‘AnaSol-D Hükümeti’ kurulmuştu. DTP’li (Demokrat Türkiye Partisi) İsmet Sezgin de Başbakan Yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı olarak kabinede yer almıştı.

Tiran'daki cemaat okulu

Dönelim Tiran’daki resepsiyona... 28 Şubat sürecinde, gündemin en sıcak başlığı ‘irticayla mücadele’ydi. O dönemlerdeki adıyla Gülen Cemaati de bu gündemin ilk sıralarındaydı. Cemaatin yurtdışındaki okulları da tabii... Büyükelçi ile sohbet ederken sordum:

- Burada da (Arnavutluk) var mı cemaatin okulu? “Var” dedi Ahmet Ökçün. Ve ekledi: “Ülkenin en gözde okulu o okul.”

Büyükelçi'nin sözleri

O dönemin koşullarında siyasetçiler ya da devlet görevlileri, MGK raporlarında ‘irticai faaliyetleri’yle yer alan Gülen Cemaati’nden uzak duruyordu. Büyükelçi Ahmet Ökçün, “Ülkenin en gözde okulu” deyince gayriihtiyari sordum:

- Ama büyükelçi olarak sizin bir temasınız yoktur herhalde... Yani şu ortamda... Ökçün şöyle cevap verdi:

- Özellikle bir ilgi-alakam, özel ziyaretim yok ama görevim gereği gidiyorum tabii.

- Nasıl yani? Ne zaman gittiniz mesela?

- Daha yeni... Geçen hafta, öğrenci velilerinin davetli olduğu bir resepsiyon verdiler okulda. Ben de davetliydim.

- Ve gittiniz...

- Evet gittim.

- Neden peki?

- Dediğim gibi... İşimi yapabilmek için orada olmam gerekiyordu.

- Ne demek bu?

- Şöyle... Bu ülkenin başbakanının, birçok bakanının, üst düzey yetkililerinin çoğunun çocukları o okulda okuyor. O resepsiyona da, Arnavutluk Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve daha birçok devlet yöneticisi katılıyordu. Yabancı büyükelçiler de tabii… Yani normalde randevu istediğinizde, görüşmek için belli bir süre beklemeniz gereken bütün o yetkililerle doğrudan temas kurup görüşebileceğiniz bir ortam. Ben de böyle bir ortamın avantajını kullanmak için katıldım. Okul böyle bir buluşma noktası oluyor genelde.

Ahmet Rıfat Ökçün o gün açıkça söylememiş olsa da, eminim ‘orada olması’nın bir nedeni daha vardı. Ne olup bittiği, kimlerin kimlerle neler konuştuğu vb. gelişmeleri yerinde bizzat takip edebilmekten bahsediyorum. Bir nevi istihbarat faaliyeti yani... Yaklaşık 23 yıl öncesinden bu anekdot. Son günlerde FETÖ tartışmalarda eski defterler açılıyor ya, arşive bir not da ben düşeyim dedim.

NOT: Cuma günü, o dönemlerden farklı bir anıyla devam edeceğim. Bu defa Moskova’dan...

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder