YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İğneyi kendimize batıralım. Böylece çuvaldızı başkalarına saklama hakkımız olsun. Dersimiz ‘Şiddet ve Cinayet Haberciliği’.

1) Şiddet haberlerini yaparken, haberin öznesini (mağdur) ve yakınlarının güvenliğini tehlikeye atmamak için bazı detaylara haberde yer vermesek de olur. Mesela, (‘tecavüze uğramış’ değil) cinsel şiddete maruz bırakılmış ve hayatta kalmış bir kadının adı, yaşadığı yer, iş yeri gibi bilgiler ifşa edersek; o kadının hayatının geri kalanında nelerle uğraşmak zorunda kalacağını düşünün.

2) Olay örgüsüyle ilgili spesifik bir bilgiyi yazmadan önce bunun yayınlanmasının, şiddetin ardından hayatta kalanlar ya da ölenlerin yakınları açısından hak ihlâli, travma gibi sonuçlar doğurabileceğini değerlendirmeliyiz. Örneğin, “Erkek önce tecavüz etti, sonra boğdu, ardından yaktı, üzerine beton döktü” gibi canice detaylar, hem maktulün yakınlarına travma yaşatır hem de potansiyel yeni faillere yol gösterip cesaret verir.

3) Konuşulan kişinin isim, yaş, şehir vb bilgileri (güvenlik riskleri ve mahremiyeti korumak açısından) değiştirebiliriz. Mağdurun isminin Ayşe ya da Zeynep olması, habere konu olgusal gerçekleri değiştirmez. Misal, (‘tecavüze uğramış’ değil) istismara maruz bırakılmış bir çocukla ilgili tüm bilgiler ifşa ettiğimizde; o çocuğun yaşamına devam edeceği okulunda, sosyal çevresinde neler yaşayacağını tahmin edebilirsiniz.

4) Fail adına bahane üretmeyelim. Toplumsal cinsiyet rollerini, ahlaki değerlere bahane olarak kullanmayalım. Özel hayatıyla ilgili imalarla mağduru suçlu gibi, şiddetin sebebiymiş gibi veya hedef olduğu şiddeti hak etmiş gibi gösterip saldırganı masumlaştırmayalım. Gece yarısı sokakta olmak, bara gitmek, evli olmadığı gibi biriyle ilişki yaşamak, mini etek giymek gibi durumlar şiddetin, cinayetin bahanesi olamaz. “Öfkeli koca dehşet saçtı” türünden başlıklarla aşk ya da kıskançlık duygularını cinayet gerekçesi gibi sunmayalım.

5) ‘Cinnet’, kadınları öldüren ya da katliam gerçekleştirenler tarafından özellikle başvurulan bir bahane. Oysa söz konusu olan ‘cinnet’ değil ‘cinayet’. ‘Delilik’ anlamına gelen ‘cinnet’ sözcüğünü kullanıp saldırgan ya da katilleri hastaymış gibi yansıtmak yanlış çünkü fiziksel ya da cinsel şiddet uygulamak bir hastalık değil, şiddet uygulayan erkekler aramızdan insanlar. Uzmanlar, sistematik şiddet uygulayan erkeklerin bunu, çoğunlukla patolojik değil toplumsal nedenlerle yaptığını söylüyor.

6) Reyting ya da tiraj kaygısı, etik haberciliğin önüne geçmemeli. Daha çok okunmak veya izlenmek için ciddi bir suç olan tacizi, tecavüzü adeta erotik veya pornografikmiş gibi sunmak, suça ortak olmaktır.

7) Çocuk ya da kadına yönelik şiddet haberlerinde ‘köşeye sinmiş bir kadın’ ya da ‘yerde kanlar içinde yatan biri’ gibi görsellere yer vermeyelim. Kullanacağımız boy boy fotoğraflar, hayatını kaybeden genç kadının değil, onu öldürdüğünü itiraf eden katil zanlısınınkiler olmalı. (Bu şahsi görüşümdür.)

NOT: Bu yazıyı; Çiçek Tahaoğlu ve Elif Akgül’ün imzalarını taşıyan, Bianet’in hazırladığı Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik El Kitabı’ndan faydalanarak kaleme aldım.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder