İsmail Demir'in ABD'ye cevapları

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

ABD’nin açıkladığı CAATSA yaptırımlarının hedefindeki kurum Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB). Kişiyse, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ve kurumun üç yöneticisi. Demir’e Washington DC’den gelen yaptırım kararını ve bundan sonrasını sordum. İşte İsmail Demir’in POSTA’ya özel açıklamaları:

Malvarlığım yok, ABD’ye gitmesem de olur

- Biz bunun geleceğini üç senedir biliyoruz. Maddelerin içinden seçilebileceklerle ilgili tahminlerimiz vardı. Bildiğimiz ve beklediğimiz bir şeyin ortaya çıkması olduğu için çok fazla bir şey hissettim diyemem.

- Şahsımla ilgili biliyordum ama diğer üç arkadaşımın da bunun içine katılması biraz beni şaşırttı. Bu da muhtemelen, meşhur 12’nci maddede ‘benzer işler yapanlar’ ifadesinden kaynaklandı.

- Şahsımla ilgili olan kısmın zaten bir kıymeti harbiyesi yok. ABD’de mal varlığım yok. Uzun süre kaldım, yaşadım ama mal varlığım yok. Vize kısıtlaması konusunda da söyleyeceğim; gitmeyeceğiz demek ki… Gitmemem lâzım diye bakıyorum. Geçmişte bazı bakanlarımızda olduğu gibi sonradan kaldırırlarsa, bakarız. Ama ben orada yıllarca okudum, yaşadım, arkadaşlarım var vs. Ben yeterince Amerika’ya gittim zaten. Bundan sonra gitmesem de olur.

Türkiye’ye ambargo gelmedi

- Bu yaptırımların - kimilerinin söylediği gibi - çok da ağır olduğu kanaatinde değilim. F-35 kararı çok daha ağır aslında. Burada (CAATSA yaptırımları) bir kanun var ve onun gereğini yapıyorlar ama F–35’te öyle bir şey de yoktu. Herhangi bir kanuni dayanağı da yoktu. Genel anlamıyla bu kısıtlama gibi meselelerle birkaç senedir uğraşıyoruz. Ben göreve geldiğimden beri artan bir tempoda, her cephede var bu kısıtlamalar.

- Burada dikkat edilmesi gereken şu: Bakın, Türkiye’ye bir yaptırım gelmedi. Bu meselenin çok net bir şekilde kamuoyunda anlaşılması gerekiyor. Özellikle de, ‘dışarıdaki Türkiye algısı’ açısından. Yani sanki Türkiye, ABD’nin ambargo koyduğu bir ülkeymiş gibi algılanıp “Aman fazla yaklaşmayalım” gibi, Türkiye’den uzak durmak gerek gibi bir düşüncenin oluşmaması gerekiyor.

- Bizim bunun, Türkiye’ye ambargo değil, Türkiye’de bir kuruma, bir devlet kurumuna, Rusya ile yaptığı bir işlem nedeniyle koyulan bir kısıtlama olduğunu iyi anlatmamız gerekiyor.

Türkiye hasım ilan edilmedi

- O kanun kurumu ve kuruluşu adresliyor, ülkeyi adreslemiyor. Bu kararlar, ABD’nin hasımlarına karşı alınıyor diye bazı yorumcular “Amerika Türkiye’yi hasım sınıfına koydu” diyor. Bu da yanlış. ABD’nin kendine hasım olarak gördüğü Rusya. Bir liste yayınlıyor ve sıraladığı şirketlerle iş yapmak benim hasmıma destek olmak anlamına gelir diyor. Yani ABD Türkiye’yi hasım seçmiyor. Kendine hasım gördüğü bir ülkeyle iş yapıp onlara destek verdiği için yaptırım listesine alıyor.

Güvenlik güçlerimiz etkilenmeyecek

- Ayrıca bu karardaki maddeler, bizim kurumumuz, SSB açısından pratikte gerçekten hiçbir şeyi etkilemeyecek. Çünkü SSB’nin doğrudan ABD’den aldığı bir şey yok. Biz proje yöneten, takibini yapan, projeleri yürüten bir kurumuz. Bizim ABD’nin ihracat iznine muhtaç olduğumuz bir husus neredeyse yok.

- Bizim finansal erişime de ihtiyacımız yok, şimdiye kadar olmadı. Kredi mekanizmasının kullanılacağı yerde ana yüklenici devreye girer. Projelerimiz genelde savunma sanayi şirketleri üzerinden yürür ve bunların hiçbiri yaptırım kapsamında değil. - Sonuç olarak MSB, TSK, güvenlik güçlerimizin hiçbirisi bundan etkilenme durumunda değil.

- Beklentimiz bu kararın, bugüne kadar yapılmış anlaşma ve yürüyen projeleri etkilememesi. Örneğin F-16’lar... F-16 envanterde olan bir ürün ve lojistiğini FMS (Foreign Military Sales) Yabancı Askeri Satış dediğimiz yöntemle alan kurum Milli Savunma Bakanlığı. Ayrıca bu daha önce yapılmış bir anlaşma ve işleme dayanıyor. Yani birkaç bakımdan, hiçbir şekilde bu kararlar etkilemiyor.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder