O raporun sonuç kısmı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Son iki yazımda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı ve geçen yıl Mayıs ayında ortaya çıkan “Türkiye’deki Cemaat ve Tarikatlar Raporu”ndan bölümler aktardım. Bugün sıra, 226 sayfalık raporun ‘Sonuç’ bölümünde.

(…) Devletin öncelikli ele alması gereken tedbir, ülkemizdeki dini hareketlerin şeffaflığını temin edecek yasal çerçeveyi ortaya koymasıdır. Söylemlerindeki gizem, abartı ve kurtuluş garantili motifler sebebiyle halka daha çabuk ulaşabilen her türlü oluşumun belli bir hukuki çerçeve içine alınması, söz konusu oluşumların hem kamu otoritesince denetlenmesini mümkün kılacak hem de bunların kendi kendilerini denetleme (otokontrol) mekanizmalarını geliştirecektir.

Mezkur hareketler hakkında, “mali kontrol, asayişi bozan unsurlara karşı önlem ve toplumun değerlerini koruma” hususlarını da içeren kanuni denetimlerin mümkün hale getirilmesi, “merdiven altı” tabir edilebilecek oluşumları kapı aralanmasına da mani olacaktır.

Toplum içindeki sosyal yapıları yasaklama ile sonuç alınamayacağı açıktır. Bundan dolayı, bu tür sosyal örgütlenmelerin yasal bir zeminde hareket etmelerinin sağlanması şarttır. Eğer bu kanuni denetim mekanizması kurulmazsa, dinin kutsallarının ticaretini yapandan, din adına şantaj üretene veya menfi davranışlarını din adına meşrulaştırmak isteyene kadar birçok kişi veya grupların oluşması kaçınılmazdır.

Bu durumda, asayiş sorunu olduktan sonra fark edilen yapılara karşı, vücudun kangren olmuş bir parçasının kesilip atılmasından farklı bir çözüm sunulamayacağı aşikardır. Yasal zeminin evvelemirde oluşturulması, toplumun geleceği olan gençlerin bu tür yapılara eğilimi ve katılımını ciddi oranda engelleyecektir.

(…) Ülkemizde teşekküllerin, yasal bir zemine kavuşturularak mali ve asayiş yönünden denetimlerinin yapılmasının yanında Diyanet İşleri Başkanlığınca dini açıdan denetlenmeleri zaruret arz etmektedir. Dini düşünce ve uygulamada bir takım sapmalar ve güvenliği ilgilendiren sorunlar varsa bu durum, dini bilgiyi aktaran eğitim kurumlarının yeterliliğini gözden geçirmeyi gerektirmektedir.

Bu bağlamda sorunun paydaşları olan Milli Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurumu ve Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı birimler tarafından uygulanan eğitim programlarının toplumu kuşatıcılığı, etkinlik ve verimlilikleri yeniden değerlendirilmelidir. (…) Daha etkili bir din eğitimi ve hizmeti için atılması gereken bir takım adımların olduğu da unutulmamalıdır.

Yine kağıt üzerinde mi kalacak?

Diyanet bu raporu, FETÖ’nün kanlı 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra hazırladı. Devletin farklı kurumları, on yıllar boyunca ‘cemaat’ ya da ‘hareket’ adı altında faaliyet gösteren FETÖ’ye dair raporlar yazdı bu ülkede. 15 Temmuz, yıllar boyunca O raporların gereği yapılmadığı için 15 Temmuz yaşandı. Soru şu: Bu raporun akıbeti de geçmişteki o raporlar gibi mi olacak yoksa bu defa ders alınıp gerekenler yapılacak mı?

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder