Ölümler görünür olmalı mı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ailesinden, yakınlarından ya da çevresinden birini kaybedenler çok daha farklı bakıyor salgına. Ya da ailesi, yakını veya çevresinde biri Covid-19 pozitif çıkıp iyileşenler… Farkındalık böyle bir şey mi? Tehdit yakınına kadar gelmedikçe, durumun vahametini tam manasıyla hissedemiyor mu insan? 

Mesela ölümlerin görüntüsü yok medyada. Entübe (yani ancak makineye bağlı şekilde nefes alıp verebilen) hastaların yaşam savaşı veren dramatik hâllerini de görmüyoruz. Yan yana sıralanmış yüzlerce tabut ya da ceset torbası gördüğünüzü düşünsenize! 

Bu tür çarpıcı görüntüler, vahametin tam manasıyla idrak edilmesine yardımcı olur mu?


Uzman gözüyle...

Meseleyi konunun uzmanına sordum. Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nden Doç. Dr. Koray Başar, o tür görüntülerin insan psikolojisi ve davranış biçimleri üzerindeki etkileriyle ilgili önemli tespitler yaptı.

  • Yoğun bakımdaki hastaların görüntülerinin yayınlanmaması, zaten hasta haklarıyla ilgili bir nokta. Ayrıca, o hastaların yakınlarının, benzer durumdaki kişilerin görüntülerini görmekten olumsuz etkilenme ihtimalleri de çok yüksek.
  • Genel itibariyle de, insanları böyle çarpıcı, dramatik görüntülerle irite (rahatsız) ettiğiniz zaman daha olumlu sonuç elde edildiğine dair bir veri de yok aslında. Mesela HIV ya da sigarayla ilgili görseller öyle uç ya da aşırı olduğunda, tam tersine duyarsızlaşmaya da neden olabiliyor.
  • Dolayısıyla çok tercih edilecek bir yöntem değil. Ruhsal açıdan, insanların davranışlarını değiştirmeye yaradığını bildiğimiz bir yol değil. İnsanlar, tamamen “Bu konunun benle ilgisi yok” hissine kapılabiliyorlar.
  • Bunun yerine tanınan, bilinen kayıpların ya da kaybettiğimiz sağlık çalışanlarının insani, hatırlanan yönleriyle ilgili bilgi ve görüntülerin paylaşılması anlamlı.
  • “Bu beni de tehdit eden bir şeydir” diye hissetmem için, o kötü görüntüden çok, benim şu anki hâlime benzeyen, kanlı – canlı birisinin bana anlatılması lâzım.
  • “Ben risk altında değilim” diye düşünen, öyle hisseden birisi, kendi yaşında, kendi cinsiyetinde, kendi mesleğinden, kendisiyle aynı takımı tutan, 10 gün önce sosyal medyada paylaşımlar yapan; özetle kendisi gibi birinin kaybedilebildiğini gördüğünde, o zaman daha çok kendine çeki düzen vermeye çalışıyor.


‘Damgalanma’ gerçeği

Doç. Dr Koray Başar, Covid-19 gündeminin çok önemli bir noktasına da dikkat çekti.

  • Bakın bütün bunların çok konuşulmuyor olmasının sebebi, biraz da şu ‘damgalanma’ meselesi. İnsanlar, kendilerine pozitif teşhis konduğunu da, bir yakınlarını koronavirüsten kaybettiklerini de söylemeye cidden çekiniyorlar çünkü hakikaten veba gibi bir damgası var bu hastalığın da.
  • Enfekte olan insanlar; iyileşseler de, bilinmesini, duyulmasını istemiyor. Damgalanmaktan çekinip pek fazla konuşmak istemiyorlar. Tamamen gerçek dışı şüpheler ya da endişeler sebebiyle çok kolay damgalanabiliyorlar çünkü. En çok da sağlık çalışanları…
  • Biliyorsunuz bir süredir sağlık çalışanlarına destek hattı hizmette. Sağlık çalışanları damgalanmaya çok fazla maruz kalıyorlar. Üstelik sadece ‘risk’ yüzünden. Örneğin çok sayıda insanın sevgilisinden ayrıldığını, terk edildiklerini biliyoruz şu son dönemde.

Yazarlarımızdan

06 Temmuz 2020, Pazartesi 07:09
06 Temmuz 2020, Pazartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder