Savaşa tabii ki 'hayır' ama...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

“Savaşa hayır.” Slogan bu.

‘Savaş’a tabii ki “Hayır.”

Akıl sahibi, vicdan sahibi hangi ‘insan’ ister ki ‘savaş’ı?

Kim ister insanlar ölsün?

Çocuklar öksüz, yetim kalsın kim ister?

Kim ister kan dökülsün, gözyaşı dökülsün? ‘İnsan’ olan ‘savaş’ istemez. Nokta.

Türkiye’nin, kuzey Suriye topraklarında başlattığı askeri harekât ‘savaş’ değildir.

Bunu sadece ‘savaş’ın kelime anlamı itibariyle söylemiyorum.

‘Savaş’ sözcüğünün askeri terminolojideki karşılığı, TDK Sözlüğü’nde şu şekilde yer alıyor:

“Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal.” Tekrar ediyorum; “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ‘Barış Pınarı Operasyonu’ bir ‘savaş’ değildir” derken, sadece “Savaş olması için iki devlet, iki düzenli ordu gerekir” kriterine dayandırmıyorum bunu.

Dünya tarihindeki örneklere bakıldığında, ‘savaş’ın kuralları vardır. ‘Savaş’ın bile bir namusu vardır.

Bir taraf; - Kendisine on yıllardır sürekli zarar veren bir terör örgütüyle mücadele ediyorsa…

- İşin bu noktaya gelmemesi için çok uzun süredir her türlü diplomatik yolu denemiş ama muhatapları tarafından sürekli oyalanmış, hatta kandırılmış ve nihayet başka çare kalmadığı için bu adımı atmışsa...

- Yaptığı operasyonda sadece terör yuvalarını, örgütün silah, mühimmat ve insan gücünü hedef alıyorsa…

Yani ‘askeri’ hedeflere yönelmiş ve sivillere zarar gelmemesi için azami özen gösteriyorsa…

- Daha önce yaptığı iki operasyonda olduğu gibi bu defa da (askeri harekâtların doğasına neredeyse aykırı şekilde) her şeyi şeffaf şekilde, dünyanın gözü önünde yapıyorsa...

Buna karşılık diğer taraf; - Geçen zaman içinde, bölgede her türlü tuzağı hazırlamışsa...

- Karşısındaki düzenli orduya karşı kendine avantaj sağlayacak bütün sinsi planları yapmışsa...

- Kendisi, hedef gözetmeksizin ağır silahlarla ateş edip Türkiye topraklarında sivillerin ölümüne yol açarken, dünyaya “Türkiye sivilleri öldürüyor” propagandası yapıyorsa...

Söyler misiniz bana, bunun adı ‘savaş’ mıdır?

TSK, harekât bölgesindeki PYD/YPG hedeflerini ateş altına alıyor. Yeri belli, adresi belli, koordinatları belli...

PYD/YPG ise Türkiye tarafına roket atıyor, havan atıyor. Hedef gözetmeksiniz…

TSK’nın bir askeri birliğine değil, bir mühimmat deposuna değil.

Masum sivillerin yaşam alanlarına. Bu kadar da değil...

PKK’nın Suriye kolu, silahlı insan gücünü, bölgedeki sivillerin arasına karıştırıyor.

Daha önce farklı çatışma bölgelerinde hep yaptığı gibi...

Sonra da ABD ya da Avrupa medyasında haberler yayınlanıyor... Ekranlarda özellikle kadınlar ve çocuklar...

Yaralılar, ambulanslar, hastaneler... Ağlayan, ağıt yakan siviller... Sonuç?..

Verilen mesaj, oluşturulan algı; Türkiye’nin Suriye’de Kürtleri öldürdüğü ! ABD’nin müttefiki Kürtleri!

Hani şu DAEŞ’i ortadan kaldırması için eğitilen, desteklenen PYD / YPG’yi. Ama kimse, “Peki o PYD / YPG, o DAEŞ’i neden bitirmedi?” diye sormuyor.

Bugün Türkiye’ye, “Madem bu operasyonu yapıyorsun, o zaman bölgedeki DAEŞ varlığıyla bundan sonra sen uğraşacaksın, bu iş senin sorumluluğunda” diyorlar ya…

Bu durumda şu soruyu nereye koyacağız: “E sen bu yapıyı, DAEŞ’i ortadan kaldırsın diye kurmamış mıydın?”


Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder