Murat ÇelikSaygı ve empati

HABERİ PAYLAŞ

Saygı ve empati

Toplum olarak en büyük eksiklerimizden biri kesinlikle; saygı. Ama öyle büyük laflarla anlatılan, sosyal medya paylaşımlarında süslü cümlelerle savunulan türden değil. Günlük hayatın içindeki sıradan, en temel, en gerçek saygıdan söz ediyorum. Ve empatiden… Kendinden başka insanların da var olduğunu ve onların da seninle aynı haklara sahip olduğunu hatırlamaktan…

Türkiye’de insanların önemli bir kısmı sadece kendi acelesine, kendi konforuna, kendi çıkarına odaklanmış durumda. Bunu her gün, her yerde görüyoruz. Trafikte mesela… Kimse yol vermek istemiyor. Ama herkes ona yol versin! Herkes ilk kendi geçmeye çalışıyor. Kırmızı ışığın son saniyesinde bile araya girmeye çalışanlar, emniyet şeridini kendi hakkı gibi kullananlar, yayaya yol vermemek için hızlananlar… Mesele araba kullanmak değil aslında. Mesele zihniyet.

Haberin Devamı

Toplu taşımada farklı mı? İnsanlar daha inenler çıkmadan metroya, otobüse saldırıyor. Asansörün kapısı açılır açılmaz içeriden çıkanları beklemeden içeri dalanlar… Sıra beklemeyi kişisel kayıp gibi görenler… Ama ters tarafta olduğunda diğerlerine tepki gösterenler... Sıfır sabır, sıfır anlayış, sıfır saygı. 

Bir başka örnek: Okul önleri. Çocuklarını bırakmaya ya da almaya gelen velilerin yarattığı kaos nasıl ama! İkinci hatta üçüncü sıra parklar… Korna sesleri… Tartışmalar… Birbirinin hakkını hiçe sayan tavırlar… En acısı da... Bütün bunlar çocukların gözü önünde yaşanıyor. Yani biz sadece saygısızlık üretmiyoruz. Onu öğretiyoruz da. Çocuklarımıza... 

Uzmanların dikkat çektiği en önemli noktalardan biri bu zaten. Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü öğreniyor. Siz evde “Saygılı ol” deseniz bile, çocuk trafikte sizin davranışınızı izliyor. Sırada nasıl davrandığınıza bakıyor. İnsanlarla nasıl konuştuğunuzu görüyor, gözlemliyor. Ve onu normal kabul ediyor. 

Psikologlara göre yükselen ‘ben merkezcilik’ duygusu da bu tabloyu büyütüyor. İnsanlar giderek kendilerini daha fazla merkeze koyuyor. Başkasının alanını, hakkını, zamanını daha az önemsiyor. Empati zayıfladığında ise toplumun ortak yaşam kültürü bozuluyor. Çünkü empati dediğimiz şey sadece birine üzülmek değil. Karşındakinin de senin kadar önemli olduğunu kabul etmek. Bizde büyük problem tam burada başlıyor işte. Herkes saygı bekliyor ama aynı hassasiyeti başkasına göstermiyor. Herkes anlayış istiyor ama kimse anlayış göstermek istemiyor. Ve böyle olunca günlük hayat giderek daha gergin, daha kaba, daha tahammülsüz bir hâle geliyor. 

Haberin Devamı

Peki çözüm ne? Önce şunu kabul etmek: Bu mesele sadece ‘görgü’ meselesi değil. Toplumsal karakter meselesi. Kırmızı ışıkta durmak da… Sıraya kaynak yapmamak da… İnsanların kişisel alanına saygı göstermek de… Hepsi ‘empati’nin parçası. Değişim de büyük kampanyalarla değil, küçük davranışlarla başlayacak bence. Birine yol vermekle. Beklemekle. Dinlemekle. Kendimizi dünyanın merkezinde görmekten vazgeçmekle. 

Bakın; saygı kaybolduğunda sadece nezaket kaybolmuyor. Bir toplumun birlikte yaşama becerisi de zayıflıyor. Bu yüzden ihtiyacımız olan, karşımızdakinin de bizim gibi insan olduğunu hatırlamak.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder