“İnsanlar kendilerini sağlıklı zannediyor.” Bu cümle Prof. Dr. Mete Düren’e ait. Türkiye’de ‘tiroid’, ‘paratiroid’, ‘guatr’ dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri Prof. Düren. Endokrin cerrahisinde uzman bir hekim. Görüşmemizde, Mete Hoca’nın üzerinde en çok durduğu konulardan biriydi yazının başlığındaki uyarı.
Düren haklı. Çoğumuz sağlıklı olmayı, hasta olmamakla karıştırıyoruz. Oysa arada büyük fark var. Bir düşünün... Kaç kişi düzenli sağlık kontrolünden geçiyor? Kaçımız “Hiçbir şikâyetim yok ama bir kontrol yaptırayım” diyoruz? Çoğumuzun doktora gitme sebebi aynı. Bir yerimiz ağrıyacak… Bir şikâyetimiz olacak… Canımızı sıkacak bir belirti ortaya çıkacak… Yani sağlığımızı korumak için değil, bozulan sağlığımızı düzeltmek için harekete geçiyoruz.
Mete Düren, özellikle altını çizdi bu noktanın. Check-up yaptırmak, hastalık aramak değil. Hedef, olası bir hastalığı erkenden yakalayabilmek. Hatta mümkünse hiç ortaya çıkmadan önlem alabilmek. Ne var ki insan psikolojisi biraz farklı çalışıyor. Bilmediğimiz şeyi yok saymayı tercih ediyoruz. Hepimiz böyleyiz. “Doktora gitmezsem bir şey çıkmaz.” Sanki hastalık, ancak teşhis konulduğu gün başlıyormuş gibi… Oysa çoğu hastalık sessiz başlıyor. Biz sadece geç fark ediyoruz.

Bu çağda en kritik noktalardan biri de ‘bilgi kirliliği’. Birkaç internet araması… Birkaç sosyal medya videosu… Birkaç yapay zekâ sorusuyla, kendimizi neredeyse teşhis koyabilecek seviyede görüyoruz. Prof. Düren’in şu cümlesini siz de not edin: “Tıp; iki Google’lama, bir ChatGPT ile olmaz.” Gerçekten de öyle. Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ama gerçek bilgiyi ayıklamak da hiç bu kadar zor olmamıştı. İnternetten bilgi alabilirsiniz. Fikir edinebilirsiniz. Ama teşhis koymak… Tedavi planlamak… Bunlar için hâlâ hekimlik bilgi ve tecrübesi şart.
Başa dönüyorum. Bakın... Aracımızın bakım tarihini kaçırmıyoruz. Kombimizin yıllık bakımını yaptırıyoruz. Telefonumuzun yazılımını güncelliyoruz. Ama konu kendi bedenimiz olunca aynı özeni göstermiyoruz. Oysa en kıymetlimiz bu. Yedeği yok. En büyük yanılgımız ne biliyor musunuz? Sağlığı, hastanelerde kazanılan bir şey sanıyoruz. Oysa asıl önemlisi, hastaneye gitmek zorunda kalmayacak bir hayat kurabilmek. Düzenli kontrol… Doğru beslenme… Hareket… Ve gerektiğinde işin uzmanına güvenebilmek…
Prof. Dr. Düren ile yaptığım görüşmeden benim çıkardığım en önemli sonuç buydu. Sağlık, hastalık başladıktan sonra verilen mücadeleyle değil; henüz hiçbir şikâyetimiz yokken aldığımız kararlarla korunuyor. Mete Hoca’nın anlattığı diğer önemli başlıkları bir sonraki yazıda aktaracağım. Tiroidden metabolizmaya, zayıflama iğnelerinden modern yaşam alışkanlıklarına kadar uzanan konular cuma günü burada.
