Murat ÇelikSöylediğimiz başka yaptığımız başka

HABERİ PAYLAŞ

Söylediğimiz başka yaptığımız başka

Sokakta 100 kişiye, hangi konularda hassasiyetinin yüksek olduğunu sorun; en az 90’ından benzer cevaplar alırsınız. Net. Kadın cinayetleri… Çocuklara yönelik suçlar… Toplumsal adalet… Eğitim... Herkes duyarlı. Herkes bilinçli. Herkes hassas. Peki gerçekten öyle mi? Gelin -bari bu noktada- dürüst olalım, açık konuşalım. 

Bu ülkede insanlar duyarlılıklar konusunda gerçeği söylemiyor. Hadi ‘yalan söylüyor’ demeyeyim ama çoğunluk gerçeği gizliyor. Mesela… Kadın ve çocuk cinayetleri konusuna çok hassas olduğumuzu söylüyoruz. Doğru. Ama o konularda yazılan yazılar ne kadar okunuyor? Yapılan programlar ne kadar izleniyor? Rakamlar ortada. Sabah kuşağı programları, futbol tartışmaları, günlük polemikler, cinsellik içeren görüntüler; çok hassas olduğumuz konulardan çok daha fazla ilgi görüyor. 

Haberin Devamı

Bir başka klasik: “Belgesel izliyorum.” Hepimiz biliriz bu cümleyi. Ama aynı anda magazin programları ve mafya dizileri reyting rekorları kırar. Aynı durum müzikte de geçerli. “Klasik müzik dinliyorum, cazı da çok severim”cilerin büyük bölümü de gerçeği söylemiyor. Ama öyle söylemek daha ‘iyi’ hissettiriyor insana. Uzmanlar bu durumu iki kavramla açıklıyor: Sosyal onay ihtiyacı ve bilişsel çelişki. İnsanlar, toplum içinde nasıl görünmek istiyorsa öyle konuşuyor. Yani gerçekte ne yaptığı değil, nasıl algılandığını önemsiyor. 

Bir de şu var: İnsan kendini iyi hissetmek ister. Bu yüzden de yaptığıyla söylediği arasındaki farkı görmezden gelir. Ya da fark etse bile kabul etmez. Bir psikoloğun şu tespiti çok çarpıcı: “İnsanlar değerleriyle değil, değerli görünme isteğiyle hareket ediyor.” Yani çoğunluğun derdi gerçekten duyarlı olmak değil. Duyarlı görünmek. Bu durum sadece medya tüketiminde değil, hayatın her alanında var. Kitap okuma konusunda… Siyaset konuşurken… Sanatla ilgili fikir beyan ederken… Herkes olması gerekeni söylüyor. Ama gerçekte olan başka. Bu sadece bir çifte standart değil. Bu bir yüzleşmeme hâli aslında. Kendine de dürüst olamama hâli. 

Böyle olunca da... Gerçek sorunlar, gerçek ilgiyi görmüyor. Gerçek meseleler geri planda kalıyor. Ve biz hâlâ “Toplum olarak çok hassasız” türküsü çalmaya devam ediyoruz. İyi geliyor çünkü bu. Hepimizin yöresinin türküsü! Oysa ‘hassasiyet’ söylemle değil, davranışla ölçülür. Ne izlediğinle… Ne okuduğunla… Neye zaman ayırdığınla… Yani tercihlerinle. Bakın, bir toplumun gerçekten neye değer verdiğini; söyledikleri değil, tükettikleri gösterir. Sorun bakalım kendinize; gerçekten duyarlı mısınız, yoksa sadece öyle görünmeyi mi seviyorsunuz?

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder