Sözde müttefik söylemi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

ABD’de göreve başlayan Joe Biden yönetiminde Dışişleri Bakanı olacak Antony Blinken, Senato’da soruları yanıtlarken Türkiye için “Sözde stratejik müttefikimiz” ifadesini kullandı ve yeni yaptırımlar için süreci izleyeceklerini söyledi. Blinken’ın daha koltuğa oturmadan yaptığı bu açıklamaları emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu’na sordum. Türkiye’nin Washington eski Büyükelçisi Loğoğlu söze, “Bunlar gereksiz ve yanlış ifadeler. Böyle düşünüyor olsa bile bir dışişleri bakanının üslubuna yakışmaz” diye başladı ve şöyle devam etti:

- Sözleri yakışıksız ancak ben şaşırtıcı bulmadım çünkü ABD’de yeni yönetim de, müstakbel Dışişleri Bakanı da, S-400’ler konusunu iki ülke ilişkilerinin şifresi olarak görüyor. O mesele halledilmeden ilişkilerde mesafe kaydetmenin mümkün olmayacağı söyleniyor.

- Bu durumda da, ilişkileri düzeltmek -tamamen değil ama- daha çok Ankara’nın sorumluluğu. Madem Biden yönetiminin hangi konularda ne düşündüğünü gayet iyi biliyoruz, öngörülebilir bir başkan ve ekip; Türkiye’nin hesaplarını gerçekçi bir biçimde, buna göre yapması lâzım.

- Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmesini istiyorlar. Haklıydı, doğruydu demiyorum ama ABD konuyu bu şekilde görüyor ve mevzuyu böyle kurguluyor. Türkiye kararından geri adım atmadığı sürece gerilim sürecek. Taze gerilim olarak değil ama yeni yaptırımlar gündeme gelecek. Kongre’de de bu konuda fikir ayrılığı yok.

- Ben Türkiye’nin ulusal çıkarlarının ve ulusal güvenliğinin S-400’lerden daha büyük, daha geniş bir kavram olduğunu düşünüyorum. Konunun da bu bağlamda, bu anlayışla ele alınmasının yerinde olacağı kanaatindeyim.

FUTBOL SU TOPUNA DÖNDÜ

Dünyanın en zor sporlarından olan su topu, aynı zamanda en çok faul düdüğü çalınan spor dalıdır. Asıl mücadele suyun altında yaşanır. Eski bir su topçu olarak söyleyeyim; rakip oyuncu size dokunduğu anda topla oynamaktan vazgeçer, kendinizi suyun içine bırakır ve faulü alırsınız. Faul, ‘yapılan’dan ziyade ‘alınan’dır yani. Basketbolda da var bu durum... ‘Faul almak’ denir. Teması abartılı şekilde göstermek basketbolun normali oldu.

Bu sezon bakıyorum, futbol da basketbola, hatta neredeyse su topuna döndü. Bizim bildiğimiz futbolda, ‘omuz omuza’, ‘korakor’ (vücut vücuda) mücadele vardır. Daha doğrusu vardı. Bütün beden gücünü kullanarak oynanırdı futbol. Vücudun ‘nizami şarj’ bölgeleri vardır mesela. Futbolda, en ufak temasta kendini yere atan oyuncuya pek iyi gözle bakılmaz. Öyleleri emek hırsızlığıyla suçlanır.

Ama son dönemde futbol bambaşka bir hâl aldı. Rakibin küçücük bir temasında dahi kendini bırakıyor oyuncular. Hele baş-yüz bölgesine bir temas varsa, adeta kurşun yemiş gibi atıyor herkes kendini yere. Hakemler de artık neredeyse her temasa faul çalıyor. Sporcu sağlığı elbette önemli ama futbol, futbol olmaktan çıkıyor. Bizim bildiğimiz futbolda esas olan ‘ayakta kalmak’tı; bugün artık ‘yerde kalmak’ oldu…

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder