Müdavimler biliyor. Zaman zaman Türkçenin kafasını, gözünü yaranları şikayet ediyorum buradan. Baktım; en son Ocak ortasında yazmışım yanlış kullanım örneklerinden bazılarını. Geleneksel yazının yeni bölümünün vakti gelmiş.
Bugünkü ilk örnek “Fırtına sonrası sessizlik.” Böyle dedi geçenlerde haber kanallarından birinde, muhabir kardeşimiz. Önce bir kelime oyunu yaptığını düşündüm ama yayının bütününü izleyince anladım ki öyle değil. Genç meslektaşımız “Fırtına öncesi sessizlik” deyimini yanlış biliyor ve yanlış kullanıyor. Belki fırtınadan sonra da bir sessizlik oluyordur ama Türkçedeki ifade o değil.
Diğer örnek ‘sefarad’ sözcüğü. Sefarad Yahudileri, Elhamra Kararnamesi ile 1492’de İspanya ve 1496’da Portekiz’den sürülen, İber Yarımadası kökenli Yahudiler. ‘Sefarad’ İbranicede ‘İspanya’ demek. Adları buradan geliyor ve ülkemizdeki Yahudi toplumunun büyük bir kısmını bu insanlar oluşturuyor. İşte o ‘sefarad’ sözcüğü yerine ‘sefaret’ diyeni duydum. ‘Sefaret’, elçilik demek. Hem elçinin yaptığı iş, yani sefirlik hem de bina... Sefarethane yani elçilik binası anlamında. Özetle ‘sefaret’ ve ‘sefarad’ bambaşka iki kelime.
Sırada ‘çırpıntı’ yerine ‘çarpıntı’ diyen arkadaş var. Denizin ufak ve oynak dalgalı olduğunu anlatmaya çalışan kişi “Su çırpıntılıydı” demeye çalışırken ‘çarpıntılı’ sözcüğünü kullandı sohbette. Dil sürçmesi olmadığını, ikinci defa da aynı şekilde kullanınca anladım. Kalp atışındaki hız, düzensizlik ya da sıklık anlamına gelen ‘çarpıntı’nın, sudaki ‘çırpıntı’ ile bir alakası yok sevgili kardeşim!
“Maden suyu alabilir miyim? İçine de bir dilim tıraş limon.” Siparişini böyle verdi kafede yan masamdaki müşteri garsona. “Bir dilim tıraş limon”! Sözü edilen ‘dilim’ aslında. Limon dilimi... Yaygın şekilde ‘tıraş limon’ olarak kullanılıyor. Kast edilen ‘tranş’. Fransızcadaki ‘tranche’ sözcüğü... ‘Tranş’ diye okunan bu kelimenin anlamı ‘dilim’. Yani “Bir dilim, tranş limon” bile olmaz. Nerede kaldı ‘tıraş’ limon. Tıraşın konuyla hiç ilgisi yok.
Bitmedi... “Kendine özgün...” yanlış bir ifade. Onu da ekranda duydum. “Kendine özgü” onun doğrusu. ‘Özgün’ ise ‘kendine özgü’ demek zaten.
Sosyal medya canlı yayınlarından birinde karşılaştığım örnekle bitiriyorum. “Konuşup duruyor ama baktım, boş keseden atıyor” dedi yayını yapan delikanlı. “Bol keseden atmak” o deyim. ‘Boş keseden’ değil. Boş boş konuşmayın Allah aşkına. Yapmayın bunları güzelim Türkçeye
