Murat ÇelikYa dışındasındır kadrajın ya da içinde yer alacaksın

HABERİ PAYLAŞ

Ya dışındasındır kadrajın ya da içinde yer alacaksın

Pazar akşamı Galatasaray – Kocaelispor maçının seremonisinde, İstiklal Marşı sırasında rejinin kadrajı dikkatinizi çekti mi? Sahaya takımlarla çıkan ve oyuncuların önünde duran çocukları kesti kamera. Çocukları göstermemek belli ki bilinçli bir tercihti. Bence sebep, o anların gerektiği gibi yaşanmıyor olması. Ulusal marş okunurken, kamerayı fark eden çocukların yaptığı hareketlerden söz ediyorum: Parmaklarıyla skor gösterenler… Futbolcuların gol sevinçlerini taklit edenler… Rakibe gönderme yapanlar… Hem sportmenlikten uzak, hem de ortamın ruhuyla bağdaşmayan tavırlar. Bazı statlarda birkaç çocuk… Bazılarında neredeyse hepsi. Ve bu durum artık münferit olmaktan çıktı.

Haberin Devamı

Eskiden kulüple bağlantısı olanlar çocuğunu seremoniye çıkarabilirdi. Nadir bir fırsat, özel bir anıydı. Bugün ise parayla. Üstelik maçına göre... Büyük kulüplerde 40 binden başlayıp 70-80 bin liralara çıkıyor ‘seremoni paketleri’. Ücretini ödeyenin çocuğu, futbolcunun elinden tutup sahaya çıkabiliyor. Yani anı da satın alınabilir hâle geldi artık. Kulüpler açısından bakınca anlaşılır. Gelir kalemi. Endüstriyel futbolda çağın gerçeği. 

Ama kulüpler sonuç. Asıl mesele şu: Biz neyi normalleştiriyoruz? Bugünün dünyasında çok tehlikeli bir düşünce giderek yaygınlaşıyor: “Parayla her şey ne kadar kolay” anlayışı... Deneyim satın alınıyor. Statü satın alınıyor. Görünürlük satın alınıyor. Ve çocuklar bunu çok erken yaşta öğreniyor. Bir şeyin ‘özel’ olmasıyla ‘satın alınmış’ olması arasındaki fark silikleşiyor. O yüzden o çocuk, sahaya çıktığında marşa değil kameraya odaklanıyor. Anı yaşamıyor, görünür olmaya çalışıyor. 

Bu durum sadece statlarda değil hayatın her alanında geçerli. Okullarda, sosyal medyada, iş hayatında… Parası olanın öne geçtiği, görünür olduğu, ayrıcalık elde ettiği bir düzen. Ve biz buna alışıyoruz. Unuttuğumuz gerçek ise şu: Her şeyin satın alınabildiği yerde, ‘değer’ler zayıflar. ‘Duruş’ anlamını kaybeder. ‘Emek’ ikinci plana düşer. Ve en tehlikelisi; insanlar kendini ‘ne olduğu’ ile değil, ‘neye sahip olduğu’ ile tanımlar hâle gelir.

Haberin Devamı

Bu noktada görev öncelikle anne babalara düşüyor. Çünkü çocuklar izleyerek öğrenir. Eğer bir çocuk her şeyin parayla çözüldüğünü görüyorsa, siz ne anlatırsanız anlatın, o gördüğüne inanır. O sahadaki çocuklara biz ne öğrettik, asıl konu bu. Ebeveynleri “İstiklal Marşı okunurken şekilden şekile girme yavrum. Kameraya bakmak yerine o anın içinde ol. O atmosferi hisset” dedi mi mesela o çocuklara? Aslolanın bunlar olduğunu gösterdi, hissettirdi mi aileler? 

Hepimiz biliyoruz ki; evet, parayla birçok şey satın alınabilir ama ‘saygı’ satın alınamaz. ‘Duruş’, ‘değerler’ satın alınamaz.. Ve o değerler yoksa… En ön sırada olsanız bile, kadrajın dışında kalırsınız.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder