'Z seçmen' meselesi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun’a, yazısının linkiyle birlikte ‘bol alkış emojili’ bir WhatsApp mesajı attım dün. Altına da, “Rumuz: Bir ‘Z’ babası” yazdım. Coşkun’u kimi gün büyük keyifle ve görüşlerine bütünüyle katılarak, bazı zamanlarsa oflaya-poflaya ve tamamen karşı çıkarak okuyanlardanım ben de. “Z kuşağının oyu nasıl alınmaz” yazısıysa, beğenip beğenmemeyi bir yana bırakın, kesinlikle çok yerinde tespitler içeriyor.

Ahmet Hakan yerinde örnekler verip “Nostalji duygusu üzerinden bunların oyunu alamazsınız” diyor mesela. ‘Z’leri tarif edip “Ayasofya ile bunların oyunu alamazsınız” diyor. ‘Z’lerin ne olup ne olmadığını anlatıp “Yerel ve içe kapalı bir söylemle bunların oyunu alamazsınız” diyor. ‘Z’lerin ortak özelliklerinden dem vurup “Mevzuyu uzatırsanız bunların oyunu alamazsınız” diyor. ‘Z’lerin karakteristik özelliklerini sıralayıp “Geçmişe takılırsanız bunların oyunu alamazsınız” diyor. Sonunda da, ‘Z’lerin yapısı itibariyle, “Farklı bir yaklaşım bulamazsanız bunların oyunu alamazsınız” diyor.

‘Z kuşağı’ en genel ifadeyle, “2000 yılı ve sonrası doğanlar” anlamına geliyor. En büyüğü bugün 20 yaşında olan jenerasyon yani. 18, 19 ve 20 yaşındaki ‘Z Kuşağı’ mensupları aynı zamanda seçmen. Teknolojinin geldiği nokta ve o teknolojiyi kullanma düzeyleri itibariyle ‘başka bir boyut’taki seçmenler bunlar. Tarzları, dünyaya bakışları, öncelikleri, refleksleri… Özetle hemen her şeyleri bizim gibi 50’sine gelmişlerden çok farklı. Hatta bugün 30 yaş üstü olanlardan bile farklılar.

Nesiller arası farklılıklar yeni bir kavram değil elbette. Ama güncel. Mevzuya ‘Z Kuşağı’na mensup 3 evlat sahibi bir baba olarak bakıyorum. Çocukların durumu ayrı. O, biz ebeveynleri ve mesela öğretmenlerini ilgilendiriyor. Ama “seçmen Z’ler”in sadece bizim değil siyasetçilerin de meselesi.

Geleneksel siyaset yöntemleriyle, bildik politika üretme alışkanlıklarıyla bu genç seçmene ulaşmak, onları kazanmak mümkün mü? Soru bu. Cevap da belli: Hayır. Ve bu durum, dünyanın bütünü için geçerli. Türkiye’nin farkıysa şu… ‘Z seçmen’ sadece tek bir iktidar ve tek bir lider tanıyor. Yaşamlarının tümü AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde geçti.

İktidar açısından bu durumun avantajları da var, dezavantajları da. Geleceğe dönük politikalar belirlenirken analiz edilmesi gereken de, bu ‘artı – eksi dengesi’ zaten. Muhalefet açısından durum biraz daha değişik, biraz daha karışık… Meseleye sadece ‘gençliğin beklentileri’ diye bakmak yetmiyor. Daha fazlasını ve üstelik daha ‘update’ edilmiş (güncellenmiş) bir dille ifade etmek gerekiyor. Şu kadarını net söyleyebilirim; siyasetçilerin işi hiç kolay değil.

Yazarlarımızdan

15 Temmuz 2020, Çarşamba 07:00
15 Temmuz 2020, Çarşamba 07:00
15 Temmuz 2020, Çarşamba 07:00
15 Temmuz 2020, Çarşamba 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder