Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısı, çocukların dünyasında biriken psikolojik kırılmaların, aile içi iletişim eksikliğinin ve dijital ortamda maruz kalınan içeriklerin birlikte nasıl risk oluşturabileceğini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre bu tür vahim olaylar tek bir tetikleyiciyle açıklanamayacak kadar derin ve çok katmanlı bir toplumsal yaraya işaret ediyor: Sessizce biriken öfke, yalnızlık ve empati kaybı, bir anda patlayarak masum hayatları söndürebiliyor.

Kahramanmaraş'ta bir öğrencinin babasına ait silahlarla okula saldırı düzenlemesi, Türkiye’yi derinden sarstı. Acı olaydan sonra herkes aynı soruyu sormaya başladı: “Bir çocuk bu noktaya nasıl gelir?” Uzmanlara göre bu tür olaylar bir anda olmuyor. Çocuklar aslında önceden işaret veriyor, ama çoğu zaman bu işaretler aileler tarafından fark edilmiyor ya da önemsenmiyor. Çocukların uzun saatler geçirdiği dijital dünya, bu işaretlerin ortaya çıktığı ama aynı zamanda en kolay gözden kaçtığı alanlardan biri olarak dikkat çekiyor.
GERÇEKLİK ALGISI ZAMANLA KAYBOLUYOR
Psikolojik Danışman Dr. Feyza Çelen, özellikle içine kapanan, yalnızlaşan, öfkesini ifade edemeyen ve dışlanmış hisseden bazı çocukların bir noktadan sonra gerçek dünyayla bağını koparma noktasına gelebildiğini belirterek, “Zamanla gerçek hayatla bağ zayıflayabiliyor. Zaman ve mekan algısında sorun yaşayan çocuklar, etrafındaki dünyayı sanal bir oyun alanı gibi algılayarak, sanki bir rüyadaymış ve oyun oynuyormuş gibi hissedebilir. Davranışları ve ruhsal takibi yapılmayan bu çocuklar bir süre sonra kendini kapatır ve sadece kendi algı dünyasında yaşamaya başlar. Kendine ait tuhaf hareketler, sesler ve rutinler oluşturmaya başlar” dedi.
TELEGRAM GİBİ PLATFORMLARA MUHAKKAK DİKKAT EDİN
- Aileler, Telegram ve Discord gibi kapalı mesajlaşma ve sohbet uygulamalarını takip etmeli; çocuğun kimlerle iletişim kurduğu düzenli olarak kontrol edilmeli.
- Yasaklamak yerine, dijital dünyayı anlamaya çalışan bir iletişim kurulmalı.
- Çocukla dijital dünya üzerine düzenli konuşmalar yapılmalı. k Aileler mümkün olduğunca çocukla birlikte dijital ortamı deneyimlemeli.
- Şiddet içeren içerikler, ‘yasak’ olarak değil, neden yanlış olduğu konuşularak açıklanmalı.
- Gece saatlerinde cihaz kullanımı sınırlandırılmalı.
- Sosyal medya hesaplarının gizlilik ve güvenlik ayarları, birlikte gözden geçirilmeli.
- En önemlisi ise ebeveynlerin kendi tv programı, dizi ve dijital içerik sağlığını yönetebilmesi.
İNTERNETTE GEÇEN VAKTİ DİKKATE ALIN
Dijital dünyanın da bu süreçte önemli bir rol oynadığına vurgu yapan Çelen, şunları söyledi: “Çocukların internette ne izlediği ve kimlerle iletişim kurduğu çoğu zaman aileler tarafından bilinmiyor. Özellikle şiddeti normal gösteren videolar, karanlık içerikler ve kapalı gruplar, bazı çocukları daha da içine çekebiliyor. Özellikle bu oyunları oynarken iletişim kurdukları mesajlaşma kanalları çok kontrol edilemiyor. Birçok ailenin gözlemlediği o pasif çocuk, sanal dünyada popüler ve tehditkar bir kimliği taşıyor olabilir. Oyun oynanan konsolların veya bilgisayarların kapalı kapılar ardında değil, ailenin etkileşim alanında muhafaza edilmesi gerekiyor.”
GÜVENE DAYALI İLİŞKİ KURUMALI
Çocukla güvene dayalı bir ilişki kurulmasının, çocuğun yaşadığı sorunları daha erken fark etmeyi kolaylaşacağına vurgu yapan Çelen, şu bilgileri verdi: “Birlikte yemek yemek ve göz göze bakmanın nasıl önemli bir etken olduğunu bir daha söylememiz gerek. Her çocuğun mutlaka pedagojik olarak takip edilmesi, gerekli durumlarda bir uzman desteği alması ise hem çocuğun hem de ailenin süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı oluyor. Okullarda sürdürülen rehberlik çalışmalarına destek verilmesi, ailelerin okul yönetimi ve eğitimcilerle işbirliği yapması çok daha büyük bir önem kazanıyor. Sizler bir çocuk yetiştirirken, eğitimciler birçok öğrenciyi yetiştirip mezun ediyor. Tecrübelerden ve uyarılardan mutlaka yararlanmak gerekiyor.”
TEHLİKE ÖNCESİ KRİTİK BELİRTİLER
Çelen, çocukların sorununu önceden fark etmeyi sağlayan en hayati maddeleri şöyle sıraladı:
- Çocuğun şiddet içeriklerine karşı duyarsızlaşması.
- Ölmek, öldürmek gibi ifadeleri çok sık kullanmaya başlaması.
- Telefonunu gizlemesi, bazı konuşmaları ve uygulamaları özellikle göstermemesi.
- Sürekli karanlık, öfke dolu içerik tüketimi.
- İnternette saldırganları ‘idol’ haline getirme.
- Sosyal medyada yalnızlık ve dışlanmışlık paylaşımları.
- Uyku ve yeme düzeninin olmayışı ya da bozulması.
- Aileden tamamen kopuk dijital yaşam.
- İki uçlu ani kişilik değişimleri (içe kapanma - öfke patlaması).
- Gerçek hayattaki başarısızlıktan sanal dünyaya kaçış.
- Şiddet içeren videoları tekrar tekrar izleme.
- Mizah adı altında şiddeti normalleştirme.
- Sahte hesaplar açma.
- ”Herkesi yok ederim”, “Güç bende” gibi söylemler.
- Şiddet olaylarına karşı aşırı detay merakı.
- “Nasıl yaptı?”, “Hangi silah?”, “Kaç kişi?” gibi teknik sorular sorması.
- Trajik olaylara “Hiçbir şey olmamış” gibi tepki verme.
- Sürekli kulaklıkla yaşama ve dış dünyayı kesme.
- Aileyle temasın neredeyse tamamen kopması.
- ’Herkes kötü’, ‘dünya bana karşı’ gibi keskin düşünceler.
