Murat Gülderenİş dünyasındaki kadınlardan tekno itiraflar

HABERİ PAYLAŞ

İş dünyasındaki kadınlardan tekno itiraflar

Farklı sektörlerde çalışan kadınlara dijital dünyanın hayatlarını nasıl etkilediğini sorduk. Ortaya çıkan tablo net: Bozulan uyku düzeni, bitmeyen online olma baskısı ve giderek derinleşen bir “modern kölelik” hissi… Teknoloji hayatı kolaylaştırırken, sınırları da ortadan kaldırıyor.

CİDDİ BASKI UNSURU

Yapay zekanın hayatın ritmini yeniden şekillendirdiği bir çağda, teknoloji artık yalnızca iş süreçlerini değil, gündelik yaşamın akışını da belirleyen temel unsurlardan biri haline geldi. Dijital araçların hızla çoğaldığı, sürekli bağlantıda olma halinin yeni bir norma dönüştüğü bu dönemde, farklı sektörlerden kadınları odağımıza aldık ve yeni nesil teknolojiyle kurdukları ilişkileri masaya yatırdık. Ortaya çıkan tablo ise çarpıcı: Teknoloji bir yandan özgürlük sağlarken, diğer yandan görünmeyen bir baskı yaratıyor.

Haberin Devamı

SAATLER SU GİBİ GEÇİYOR

Prof. Dr. Cisil Sohodol (Akademisyen):

Teknoloji bu kadar gelişmeseydi muhtemelen daha az kriz, daha az zaman baskısı ve çok daha düşük tempolu bir hayatımız olurdu. Ama öte yandan teknoloji artık o kadar DNA’mıza işlemiş durumda ki yokluğunda sanki hayat damarlarımızdan biri eksilmiş gibi hissederdik. Teknoloji uyku kalitemi de etkiliyor. Birkaç reels izleyeyim ya da X’te gündeme hızlıca bakayım derken saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorum. “Bir şey kaçırmayayım” düşüncesiyle kendimi gece yarısı dijital tur atarken buluyorum. İş tempomda dijital detoks pek mümkün değil. Kriz iletişimi gibi 7/24 yaşayan bir alanda çalışıyorum. Sürekli online olma baskısı en çok özel hayatı etkiliyor. Geçen gün oğlumun bana “Bilgisayara ya da telefona bakmadan benimle konuşabilir misin?” demesi gerçekten çarpıcıydı. Ayrıca zaman kavramı da neredeyse tamamen ortadan kalktı. Artık maillere ve mesajlara anında dönülmesi bekleniyor. Yapay zekayı güçlü bir yardımcı olarak görüyorum ama henüz bir karar verici değil. Yapay zekâya danışıyorum ama son kararı kalbim ve aklım birlikte veriyor. Yeni nesil teknolojide mekandan bağımsız çalışma özgürlüğü gerçekten büyük bir avantaj. Ama özgürleşirken bir yandan da fark etmeden daha fazla çalışıyoruz.

Haberin Devamı

GÖZLER YARI KAPALI

Tuğçe Oral (Halkla İlişkiler Yöneticisi):

Teknoloji bu kadar ilerlemeseydi daha mutlu olur muydum bilemiyorum, ama kesinlikle daha az uyarana maruz kalırdım. Bugün mesele teknolojinin kendisi değil, yarattığı hız. Her şeyin anlık olması, herkesin her şeye erişebilmesi… Bu da beklentiyi sürekli yukarı çekiyor. Mutsuz değilim, sadece daha çok ‘uyanık’ bir zihinle yaşıyorum. Gece gelen bir mailin tonu, WhatsApp’taki bir mesaj ya da “son bir bakayım” diye açılan LinkedIn sayfası… Hepsi uykumun kalitesini doğrudan etkileyebiliyor. Yarı kapalı göz, tam açık radar. Dijital detoks yapamıyorum. Belirli saatlerden sonra üretimi durdurmak, hafta sonu gözlemci modda kalmak gibi küçük sınırlar koymaya çalışıyorum. Çünkü bu işte tamamen offline olmak mümkün değil. Ben bu dengeyi şöyle kuruyorum: Hızlı geri dönüş yaparım ama her şeye aynı ağırlığı vermem. Yapay zeka size seçenek sunar, ama hangisinin doğru zaman olduğunu ancak deneyim söylüyor. Karar kısmı halen çok net bir şekilde insan işi. Bence sınır koymak liderlik becerisi, bunu yapabildiğinizde de teknoloji sizi yormuyor, aksine büyütüyor. Teknoloji hem özgürleştirdi hem de daha çok çalışmaya zorladı.

Haberin Devamı

HERKES KONUYA HAKİM

Tuğba Duran (Avukat):

Teknoloji bu kadar gelişmeseydi kesinlikle çok daha mutlu olurdum. Her bir müvekkil görüşmesinde kendimi sözlüye kalkmış gibi hissediyorum. Danışanlarınız, konuyu öyle çalışıp geliyor ki hukuki terimlerle birlikte kanun maddelerine kadar söylediklerinde dehşete kapılıyorsunuz. Neyse ki halen yapay zeka halüsinasyon görüyor da meslek elden gitmiyor. Yatmadan önce internetten haberleri okumak gibi bir alışkanlığım var. Dijital detoks asla yapamıyorum. Özellikle 7/24 işleyen bir kurumun avukatı iseniz o telefonun her an çalabilecek olduğunu bilmek stres yaratıyor. İsteyen herkesin size 7/24 ulaşabildiği bir durumda olmak bana modern kölelik gibi geliyor. Yapay zekaya danışamıyorum. Kanunda açıkça belirtilmiş şeylerde bile benimle inatlaşması, iddiasını kanıtlamak için mevcut olmayan bir Yargıtay kararını emsalmiş gibi göstermesi ve hatasını ortaya koyduğumda bir de pişkin bir şekilde “yakaladın beni” demesi nedeniyle, önemli kararlarda kendisine asla danışmıyorum.

GECE OYUNA DALIYORUM

Zuhal Ceyhan Aynigül (İK Birim Müdürü):

Teknoloji bu kadar gelişmeseydi daha mutlu olur muydum bilemiyorum. Teknoloji olmasa biz halen kağıt yığınlarını dosyalamaya çalışıyor olurduk. Uyku kalitemi etkileyen teknolojik alışkanlıklarım var. Tüm gün insanlarla yoğun bir iletişim halinde olup, sonra gece kafa dağıtmak için telefon oyunlarına dalıyorum. “Son bir mail bakayım” diye Outlook’ta kayboluyorum. Hafta sonları bildirimleri kapatarak detoks yapmaya çalışıyorum. Artık ‘çevrimdışı’ olmak, yıllık izin gibi hissediliyor. Kısa süreli ama çok değerli. Önemli kararlarda yapay zekaya danışıyorum. Analizlerde ve alternatif senaryo çalışmalarında oldukça faydalı. İşin sonunda tabii ki insan dokunuşu devreye giriyor. Yapay zeka henüz çalışanlar ile yapılan görüşmelerde göz kaçırmalarını, vücut dilini bizim kadar iyi yorumlayamıyor. Teknoloji bana her yerden çalışma özgürlüğü verdi. En gelişmiş teknoloji insanın kendisidir. İletişim kurabilmek, anlayabilmek, anlaşılabilmek ve bu dengeyi sağlayabilmek özgürlüktür.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder