Küresel ölçekte enerji, lojistik ve gıda tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, tarımın stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. Bölgesel gerilimlerin ve küresel belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde kontrollü üretim imkânı sunan modern seracılık, gıda güvenliğinin adeta çelik kubbesi olarak öne çıkıyor.
Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği’nin (Sera-Bir) Türkiye’de seracılığın başkenti Antalya’da bu yıl ikincisini düzenlediği Modern Seracılık Zirvesi, sektörün bu kritik rolünü gündeme taşıdı. Sektörün 250’ye yakın temsilcisini buluşturan bu zirvede, sorunlar ve çözüm önerilerinin yanı sıra yerli üreticilerin global pastadan nasıl daha fazla pay alabileceği de konuşuldu. Sera-Bir Başkanı Onur Girdap, Türkiye’de modern sera alanının 20 bin dekara ulaştığını, 2030 yılı hedefinin ise 35 bin dekar olduğunu açıkladı. Girdap, “Türkiye hem konum hem de doğal şartlarıyla avantajlı. Ancak mevcut sera varlığının yüzde 2.5’inde modern seracılık yapılıyor. Bu oranı artırmalıyız” diyerek sektörün öncelikli hedefini ortaya koydu.

Girdap’ın verdiği bilgiye göre Türkiye’nin 41 ilindeki modern seralarda üretim topraksız yapılırken, yüzde 85’inde domates yetiştiriliyor. Modern seralarda, topraklı seralara oranla daha az su kullanılarak üç kat daha fazla verim alınıyor. Sıfır karbon salınımı, su kaynaklarının korunması ve pestisit kullanılmamasıyla da doğa kirletilmiyor

AVRUPA İLE REKABETTEYİZ
Toplam sera varlığıyla Avrupa’da ikinci, dünyada dördüncü sırada olan Türkiye, iklim avantajı sayesinde verimlilikte önemli bir rekabet potansiyeline sahip. Yüksek teknolojili seralar; su ve enerji tasarrufu, kalite standardı ve sürdürülebilir üretim açısından ciddi kazanımlar sağlıyor. Girdap’ın “Seracılıkta Avrupa ile kafa kafaya rekabetteyiz” sözleri, bu alandaki potansiyelin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Ancak modern seraların artırılması, mevcut seraların dönüştürülmesi ve finansman imkânlarının genişletilmesi, bu potansiyelin hayata geçmesi için kritik önem taşıyor.

TÜRKİYE İÇİN YENİ FIRSATLAR
Küresel gelişmeler Türkiye için yeni fırsatlar oluşturuyor. Enerji maliyetleri nedeniyle Avrupa’da üretimin daralması, tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar ve bölgesel krizler, yaş meyve-sebze talebini Türkiye’ye yönlendiriyor. Girdap, bu tabloya dikkat çekerek, “Birçok ülkenin gıda tedarik zinciri kırıldı. Bu süreçte ilk akla gelen ülkelerden biri Türkiye oluyor. Doğu Avrupa’da önemli bir avantaj yakaladık” değerlendirmesinde bulunuyor. Modern seracılık, Türkiye için yalnızca tarımsal üretim değil, stratejik bir yatırım alanı. Teknolojik dönüşüm hızlandıkça hem ihracat gücü artacak hem de gıda güvenliği daha sağlam bir zemine oturacak. Doğru adımlar atıldığında Türkiye, modern seracılıkta küresel rekabette daha güçlü bir oyuncu haline gelebilir.
