Melankolik ve ütopik bir dünya: Zeplin

12 Temmuz 2014, Cumartesi 10:43
AA

Küçük yaşlarda kardeşler arasında anlatılan korku hikâyelerinden kurtulmanın yolunu yenidünyalar yaratmakta bulmuştum. O zamandan beri nesneleri hareket ettirmeyi, konuşturmayı pek severim. Lise yıllarında daldığım fantastik-kurgu dünyasına çokça ara verdiğim zamanlar oldu ama hiç “yeter artık okumayacağım” demedim. 

Ülke genelinde fantastik-kurguya ne yazık ki gerekli değer verilmiyor. Çoğu ebeveyne göre başka dünyalar masaldan ibaret ve zaman kaybı. Siz siz olun çocuklarınızı sakın fantastik dünyadan uzaklaştırmayın ve elbet kendinizi de. O kapıdan onlarca düş-gerçeğe açılabilirsiniz.

Karin Tidbeck'in Zeplin kitabı da insanı yepyeni dünyalarda dolaştırıyor. Gerçekten tamamen kopmuyorsunuz ama gerçeğe de tutunmuyorsunuz. 
On yıla yakın süredir öyküler kaleme alan İsveçli bir yazar Tidbeck’in, bulunduğu melankolik atmosfer öykülere de aksediyor.  Yazar zaten İsveç’te yaşadığı alacakaranlık dünyadan bir söyleşisinde şöyle bahsediyor: “Muğlak bir durum, sahipsiz bir ülke olan alacakaranlıkta çok zamanımız geçiyor. Işığın tekinsiz ve melankolik bir niteliği var. Zannediyorum bu hal benim yazdıklarıma da sızdı; hem tekinsizlik ve melanloki duygusuyla hem de güneşin dönmeyi bıraktığı başka bir dünyaya adım atma hissiyle.”

Tidbeck'in kalemi çok güçlü; yaşadığı ve yaşattığı bu melankolik atmosferi okuyucuya da hissettiriyor. Kitapta yer alan 13 öyküde de gerçekten bir kopuş ve beraberinde de duygudaşlık yaratıyor. Tuhaf bir his bırakıyor geride…

Kitap boyunca bir bilim adamının prototip bir zepline âşık olabildiğine, bir kadının buhar makinesinden çocuğu olabileceğine, konserve kutusundan yaratılan bir canlının varlığına, kırmızılar içindeki vittra perilerine ve dahasına inanabiliyorsunuz.

Tidbeck öykülerinde kurgu çok güçlü, öykülerin hiçbiri baştan savma ve tutarsız değil. Bambaşka dünyaların hikâyesini okurken okuyucunun aklı dağılmıyor. Anlatılanlar gerçek-dışı bir gerçekliği anlatıyor olsa da dilin doğallığı ve anlatımın akıcılığı okuyucuyu gerçekten koparmıyor.

Örneğin; Tidbeck bir zeplin ve buhar makinesiyle duygusal bağ kuran insanların hikâyesini anlatırken modern dünyanın tam da içine çekiyor okuyucuyu. Düşünsenize onlarca kadın vehayut erkeği görüp hiçbir duygusal yakınlık hissetmediğiniz bir dünyada şaşalı bir fuarda sergilenen prototip bir zepline ya da bir buhar makinesine aşık olabilirsiniz. Bununla da kalmayıp o makineden bir çocuğunuz olabilir. Karşılıklı olup olmadığını düşünmeden onları satın alıp bir ambarda iki aile yaşamınızı geçirebilirsiniz. Yalnızca bu hikâye ile bile modern yaşama dair benzerlikler bulup çözümlemeler yapmanıza yardımcı olabilir.

Tidbeck öykülerinde İskandinav duygusunun çok hissedildiğini belirterek, “Peri ülkesinin sınırında yaşadığımıza dair hissiyat yetiştiğim İskandinav kültürüne has bir özellik” diyor. Daha önce de belirttiğim gibi yazar görüp duyduğu pek çok hikâyeden esinlenerek biraz kara-mizah biraz melankolik oldukça sıra dışı ve okurken insanı kendinden geçiren öyküler kaleme almış.  Yazdığı öykülerin nasıl kurgulandığını aslında şu cümlesinden anlamak da mümkün:

“Çoğunlukla şehirlerde toplanmış küçük bir nüfusun yanı sıra taşranın büyük düzlükleri de çok sayıda varlığı içerebilir. Pek çok halk hikâyesi ve ToveJasson’unkiler gibi, büyürken dinlediğim başka Fin-İsveç öyküleri, ardından tuhaf yaratıkların hareket ettiği, ince bir kaplamanın gerçekliğin gösterir. Karanlık köşelerdeki şeyleri fark etmeyi, önden insan arkadan çürümüş ağaç gibi görünen huldra’ları; sağanak yağışlı fırtınalarda beslenmek için tepelerden toplanan hattifattener’leri öğrendim. Tekinsiz hikâyeleri keşfettiğimde, onların bu dünya görüşüne tam oturduğunu gördüm.”

İşte tam da bu yüzden bu öyküler çok keyifli ve edebiyat açısından çok önemli. Usta yazar Ursula Le Guin’in de dediği gibi “Tedirgin edici. Ve eğlenceli. Ve gizemli biçimde dokunaklı. Bunlar şahane hikâyeler.” Bu benzersiz ve şiir gibi öyküleri atlamayın derim…

Karin Tidbeck, Zeplin, Çev: Tülin Er, Aylak Kitap, 2014

Haftanın Önerileri:

1-  Éric Faye, Nagazaki, Çev: Nilda Taşköprü, Sel Yayınları, 2014

2-    Aşk Uykusu, Mehmet Coşkundeniz, Destek Yayınevi, 2014

3-    Edgar Allan Poe, Kuyu ve Sarkaç, Çev: Nazire Ersöz, Can Yayınları, 2014

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.