Annelere sordunuz mu?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Dün Şırnak’tan bir acı haber daha geldi; iki asker, iki evlat daha şehit. Terör örgütü PKK, 11 Temmuz’da sona verdiği “çatışmasızlık kararından” sonra uyuyan polisi ensesinden vurdu. Ailesinin yanında asker kurşunladı. Bomba yüklü araçla karakolu havaya uçurdu. Dün de kalleşçe yöntemlerinden birisi ile iki canı daha aldı. Şırnak’ta yola mayınlı tuzak döşeyerek iki annenin bağrını yaktı.

İzleyin bakın siyasetçilerin ağzında aynı klişe; Bağrımız yanıyor…

Her şey rakamdan ibaret

İnsan canını iki kelimeye sıkıştıran siyasi tutum ocaklara düşen ateşin kavurucululuğunu anlamaktan ne kadar uzak. Her şey bir rakam, bir gazete, televizyon haberi ya da bir cenaze ilanı ve merasiminden ibaret sanılıyor. Gencecik insanların canlarından kolayca vazgeçilebiliyor.

Örneklerden birisi HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş. Ağabeyinin Kandil’de olduğu ve yaralandığı iddialarına karşı, “Hayır Kandil’de değil, İŞİD’e karşı savaşıyor, ölebilir de yaralanabilir de…” demişti. Ağabeyi İŞİD’le savaşmak için dağa çıkmamıştı sanırım. Terör örgütü PKK saflarında neye karşı olduğu belli. Ama üzerinde durmak istediğim bu değil. Selahattin Demirtaş’ın ağabeyi için “ölebilir de yaralanabilir de” demesi.

Ağabeyinin canından bile rahatça vazgeçen tavrı rahatsız edici. İŞİD gibi cani bir terör örgütüne karış savaşırken değil terör örgütü PKK saflarında Türk askerine kurşun sıkarken ölse ya da yaralansa da tutumunda değişiklik olacağını sanmıyorum. “Feda ruhu” ağzından düşürmediği demokrasi, barış söylemiyle tezat. O cümlesini duyduğumdan beri düşünüyorum; Demirtaş’ın annesi acaba kendisiyle aynı şekilde mi düşünüyor?

Barış için bedele hazır mısınız?

İkinci örnek Başbakan Davutoğlu. Terör örgütünün saldırılarına karşı konuşurken, “Sizler ve bizler gerektiğinde bu vatan için, bu vatanın birliği için, bu milletin huzuru için gelecek nesillerin geleceğinin parlak olması için, evlatlarımızı da kendimizi de feda etmeye hazırız” dedi.

Şimdi de Davutoğlu’na soralım; Bu açıklamayı yaparken annelere sordunuz mu? Bir evladını kaybeden annenin tüm dünyasını kaybettiğinin farkında mısınız? Eğer değilseniz bırakın bu açıklamaları anneler yapsın.

Savaş için bedeli evlatlara ödetmeyi rahatça göze alan siyasetçiler barış için bedel ödemeyi göze almadıkça huzurdan, demokrasiden söz edilebilir mi?

Demokrasilerde sansür kabul edilmez

Basının iki temel görevi, haberleriyle kamu adına her tür iktidarı denetlemek ve gerçeğe ulaşmak için her türlü görüş ve sesin kamuya ulaşmasını sağlamaktır. Bu görevlerden biri sınırlamaya uğrarsa ülkede basın ve ifade özgürlüğü, dolayısıyla demokrasiden söz etmek imkansız hale gelir. Bugün gazetelere, haber ajanslarına, televizyon ve internet sitelerine getirilen sansür, kısıtlama ve baskılar özgür medyanın işlevini hedef almaktadır.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder