Aydın Doğan'ın suçu…

AA

Mart ayının son günü terör örgütü DHKP-C’li iki terörist Çağlayan Adliyesi’nde Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit etti. İki terörist gün içinde savcının görüntülerini sosyal medyada yayınlayınca büyük bir infal yaşandı. Akşam saatlerinde savcı şehit edildi, polis operasyonunda iki terörist öldürüldü.

Henüz o saatlerde sosyal medya üzerinden gazetecilere yönelik bir başka saldırı başladı. Gazeteciler attıkları twittler nedeniyle “teröre destek” olmakla suçlandı. Cumhurbaşkanı, başbakan da devreye girdi. Özellikle habercilik refleksiyle gazetelerde yer bulan şehit Savcı Kiraz’ın fotoğrafı ile ilgili suçlamalarda bulundular. Yetmedi savcılık “terör örgütünün propagandasını yapmaktan” soruşturma açtı.

Doğan Grubu bu konuda özeleştirisini yaptı ama yetmedi. Hükümete yakın gazeteler bu kez Doğan Grubu’nun patronu Aydın Doğan’a yönelik bir iftira kampanyası başlattı. Doğan Grubu’nun medya organlarının baş harflerinden terör örgütünün adını üretenler dahi çıktı. Hepimiz terör örgütünün propagandasını yapmak suçlamasının altında gazetecilik yapar olduk.

İFTİRANIN ALTINDA KALACAKSINIZ

Ama bunlar tutmaz. Hükümete yakın gazetelerde kalem sallayanlar attıkları iftiranın ve tehditlerin altında kalacaklardır. Artık alıştık, dün “Ergenekoncu” derlerdi, bugün DHKP-C propagandası yapıldığı iftirasını atıyorlar.

Aydın Doğan’a bir suçlama yapacaksanız bu “terör örgütüne yardım, yataklık ya da propagandasını yapmak” olamaz. Aydın Doğan’ın bir suçu varsa o da “gazeteciliğe yardım ve yataklık” olabilir. Bunu yaşadığım bir olay üzerinden anlatayım.

Aydın Doğan, “Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Üyesi” suçlamasıyla tutuklu olduğum 2011 yılı Mayıs’ında çalıştığım Milliyet Gazetesi’ni Demirören grubuna sattı. Erdoğan ve Yıldırım Demirören gazeteyi içindeki personeliyle devraldı. Yıldırım Demirören’in Doğan Grubu’ndan ilk talebi şu oldu; “Nedim Şener’i istemiyoruz.” Tüm personel yerini korudu, beni hapisteyken işten attı.

HAPİSTEYKEN TRANSFER


Silivri’de tutukluyken ve ay başında aldığım maaştan başka geçimini sağlayacak geliri olmayan benim gibi biri için bunun ne anlama geldiğini tahmin edebilirsiniz. Hem tutuklusunuz hem de geçinecek tek kuruşunuz yok. Yıldırım Demirören’in o talebi üzerine Aydın Doğan, kızı Hanzade Doğan Boyner ve Posta’nın yöneticisi Rıfat Ababay benim Milliyet’teki kadromu Posta Gazetesi’ne aldılar. Ve olası bir mağduriyeti önlediler. O yetmedi gazetenin imkanları ve avukatları da hep yanımda oldu. O günleri hatırlayın; hükümetin ve cemaatin herkesi Ergenekon üyeliğinden tutuklama tehdidi savurduğu günlerdi. O günler, Silivri’ye gönderilenlerin yalnız bırakıldığı, ailelerine verilen selamların bile kesildiği günlerdi. O günler, bugün “Aldatılmışız” diyenlerin, şimdilerde özür üstüne özür dileyenlerin bizleri terörist diye göstermek için elinden geleni yaptığı günlerdi. Kitabın “örgütsel doküman” ve “bomba”, gazetecinin “terörist” sayıldığı günlerdi. İşte o zor günlerde Aydın Doğan ve kızı Hanzade Doğan Boyner gazeteciliğe sahip çıkmıştır. Ben şahitlik ederim ki, Aydın Doğan’a atfedilecek bir suçlama varsa şudur; “gazeteciliğe yardım ve yataklık.”

Sıradaki haber yükleniyor...