Hastayız biz yaralıyız

08 Haziran 2016, Çarşamba 16:00
AA

Toplum olarak hastayız biz, yaralıyız. Neden yaralıyız? Dün alçak teröristler İstanbul’un merkezinde polis ve sivil 11 kişinin şehit olmasına 36 kişinin yaralanmasına yol açtı. Hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa diliyorum. Türkiye yaraları olan bir ülke. O yüzden o yaraları yeniden kanatmaya çalışan parmaklar her seferinde amacına ulaşıyor.

Reçete Dink’in konuşmasında

Türkiye’nin kendi içinde bir türlü çözemediği meselelerinden birisine Almanya Parlamentosu kendince bir isim koydu; Ermeni Soykırımı. Kimse benim, ailemin, halkımın boynuna ‘soykırımcı’ yaftası takamaz. Bırakın siyasetçilerin, bürokratların tepkisini böyle bir karara bir cevap vermek gerekir ama nasıl? Cevabını Hrant Dink’in bir röportajında buldum. Bakın ‘soykırım’ tartışmaları için Hrant Dink öldürülmeden önce neler söylemiş; “Hasta iki toplumuz biz, Türkler ve Ermeniler birbirlerine yönelik ilişkilerinde. Ermeniler büyük bir travma yaşıyor Türklere yönelik, Türkler de Ermenilere karşı büyük bir paranoya yaşıyor. İkimiz de klinik vakalarız, tam klinik vakalarız. Kim tedavi edecek bizi? Fransız Senatosu’nun kararı mı, Amerikan Senatosu’nun kararı mı, kim reçeteyi verecek, kim bizim doktorumuz? Ermeniler Türklerin doktoru, Ermeniler de Türklerin. Bunun dışında doktor, ilaç, hekim yok.

 Diyalog tek çözüm

“Diyalog tek reçete, doktorda birbirlerinin doktoru. Bunun dışında bir çözüm yok ve yok, ben açık konuşayım. Diasporaya sesleniyorum, Ermenilere sesleniyorum; 1915’e takılıp kalmayın. Kendinizi 1915’e bağlamayın, kendinizi dünyadaki insanların bu soykırımı kabul edip etmemesine zincirlemeyin. Bu tarihsel bir acı mıdır? Biz yaşadık, atalarımız yaşadı. Anadolu’da hoş bir söz vardır; acıyı onurla sırtlayıp taşımak. Yaygara yapmadan sırtlar, taşırsın.”

Onurlu iki halk

“Dünyaya diyorum ki, senin Ermeni soykırımını tanımış ya da tanımamış olman benim için beş para etmez. Türklere diyorum ki; Ermeniler neden bu kadar çok ısrar ediyor bunun üzerinde durun, empati yapın. O zaman onların duruşunda bir onur göreceksiniz. Ermenilere de diyorum ki; Türklerin ‘Hayır bu bir soykırım değildir’ sözünün üzerinde de bir onur görmeye çalışın. Nedir o onurlu duruş; ‘Bir Türk olarak ben soykırıma karşıyım, ırkçılığa karşıyım. Soykırım Allah’ın belası bir şey dolayısıyla benim atalarım böyle bir şey yapamaz. Çünkü ben yapmam. Dolayısıyla burada onurlu bir duruş vardır.” Şimdi anladınız mı 19 Ocak 2007 günü Hrant Dink’i katleden karanlık güçlerin aslında nasıl bir vicdanı susturduğunu?

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.