Helalleşme ama nasıl?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yıllar önce henüz devlet Kürtçe televizyon kanalı kurmadığı dönemde ekranda İbrahim Tatlıses’ten Kürtçe bir türkü dinlerken, “Bunu görmek için bu kadar insanın ölmesi mi gerekirdi?” demiştim.

Abdullah Öcalan’ın dün Diyarbakır’da okunan mesajını dinlerken de aynı şeyi düşündüm; bunların konuşulması için on binlerce insanın ölmesi mi gerekirdi? 1984’ten bu yana 6 bine yakın asker ve polis şehit oldu.

1500 köy korucusu, 6 bin 500 sivil vatandaş hayatını kaybetti. 21 bin 800 PKK’lı öldürüldü. Türkiye ekonomisine maliyeti 400 milyar dolar oldu. Elde ne var acıdan başka? Elbette tüm çaba bundan sonra böyle acılar yaşanmasın diye. Öcalan’ın mesajını dinlerken, ne “Kapitalist Modernite” ne “Demokratik Çağdaş Modernite”, ne “Misak-ı Milli” kavramları üzerinde durdum.

Beni ilgilendiren, insan ve çektikleri acılardır. Peki insanların çektikleri acılar nasıl küllenecek? Öcalan mesajında bunu da ihmal etmedi; “Zaman ihtilafın, çatışmanın, birbirlerini horlamanın değil, ittifakın, birlikteliğin, kucaklaşma ve helalleşmenin zamanıdır.”dedi.

İşin en zor kısmı da bu değil mi? Başbakan Erdoğan bile birkaç kez söyledi; “İnsan öldürenin, katillerin af yetkisi bizde değil”diye. Bence helalleşmeye, gerçeği söyleyerek başlamalı.

Abdullah Öcalan ile varılan mutabakat sonucu her şey planlandığı gibi giderse gelecek 9 ayda 30 yıldır süren çatışma ortamı bitecek. Birinci üç ayda PKK’nın silahlı güçleri sınır dışına çıkacak. İkinci üç ayda silah bırakacak.

Üçüncü ayda ise PKK’lıların entegrasyonu sağlanacak. Öcalan’ın seslendiği kesim tüm gerçeği biliyor. Birileri de diğer kesime gerçeği anlatarak helalleşmeyi başlatabilir, ama yanlızca gerçeği...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder