Her yalanın müşterisi vardır

03 Aralık 2018, Pazartesi 08:31
AA

Gazeteci Hrant Dink cinayetindeki rolünü yazdığımdan beri yani yaklaşık 10 yıldır Fetulahçı Terör Örgütü’nün yalanları ile uğraşıyorum. 10 yıl önce yazdığım “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” kitabımda “Yalan” kelimesine yer vermem tesadüf değildi. Çünkü, gerçeği karartmak için her türlü yalanı söylüyor ve yazıyorlardı.

Bunun için ciltler dolusu kitaplar yazdılar. Diğer terör örgütleri de aynı yöntemi hep kullandılar ama onların yalanlarının bir sınırı vardı.

Diğer terör örgütlerinin korku yaratarak propagandasını yapmak, olduğundan güçlü görünmek gibi yöntemleri olduğunu biliyoruz ama FETÖ, açık açık yalanlarla insanların algılarını yönetmeyi becerdi. Diğer terör örgütleri silah olarak, tabanca, tüfek, bomba kullanırken FETÖ’nün en büyük silahı yalandı. Diğer örgütler en kanlı eylemlerini üstlenirken, FETÖ çoğu zaman gülünç olma pahasına yalanlarla suçlarından kurtulmaya çalışıyor.

İşte 10 yıldan beri böylesine şeytani bir örgütle uğraşıyoruz. Son yıllarda sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla her terör örgütü gibi FETÖ bu alanda da etkili oldu. Yalanı silah olarak kullanarak algı operasyonlarını anlatmaya çalışırken sadece gözlem, araştırma ve deneyimlerimizden yararlanıyorduk.

AMAÇ ALGI YÖNETİMİ

Ama artık bu konuda elimizde bir akademik çalışma var. Doç. Dr. Levent Eraslan’ın “Sosyal Medya ve Algı Yönetimi-Sosyal Medya İstihbaratına Giriş” isimli kitabı genel olarak bu konuyu işliyor. Araştırmacılara ve meraklısına öneriyorum. Terör örgütlerinin sosyal medyada algı yöntemleri nelermiş işte bir kaç başlık; Fotoğraf ve video montajlama, sözleri bağlamından koparma, cımbızlama, yalan içerik yayma, magazinleştirme, basit kılma, istatistik ve rakamlarla yalan söyleme, yalanı meşru kaynaktan çıkmış gibi gösterme, sahte hesaplar açarak içe sızmak, maske takmak… Daha bir çok yöntem anlatılıyor kitapta.

Her biri binlerce kişi tarafından beğenilmiş ve paylaşılmış yalan sosyal medya mesajlarına örnekler veriliyor. İşte benim üzerinde düşündüğüm konu bu; bir haberin yalan olduğunu anlamadan beğenip, paylaşan yani aldatılanları bir kenara bırakırsak, daha önce de defalarca gündeme gelmiş bir konuda yalan olduğunu bile bile o haberi ya da mesajı beğenip paylaşanlara ne demeli.

Bunlardan yüzlerce örnek sayabilirim. Hatta bunların çoğunu, anlı şanlı siyasetçiler, gerçeği araştırması gereken gazeteciler, akademisyenler yapıyor. Peki neden? Benim cevabım şu; Her yalanın bir müşterisi vardır yeter ki işine yarasın. O yüzden kimse şikayet etmesin yalan haberden. Zaten FETÖ gibi örgütler de bunu görüp sahte hesaplarla müşterilerine yalan üretiyor. Siz müşteri olmasanız kimse sizin algınızı yönetemez.

Sıradaki haber yükleniyor...