Kalemini kır ama asla satma

12 Şubat 2014, Çarşamba 05:00
AA

Gazeteci yazdığının da yazmadığının da, yaptığının da yapmadığının da sorumluluğunu üstlenen kişidir. Gazeteci arkadaşlarımız biz tutukluyken bir pankart taşıdılar, “Boyun eğmeyeceksin, eğiyorsan gazeteciyim demeyeceksin” yazıyordu. Kimse suçu hükümete ve patronuna atmasın.

Gazeteci gerçekleri yazarken her türlü güç odağına karşı durabilen kişidir. Gerektiğinde bedel ödemeyi bilir. İşsizliği, hapsi hatta ölümü göze alır. İşte tüm bunlar gazeteciyim diyen kişinin peşinen kabul ettiği risklerdir. Bir ülkede demokrasinin tüm erkleri, yargı, yasama ve yürütme kirlenmiş olabilir. Ama demokrasinin dördüncü gücü olan basın temiz kalmışsa halkın haber alma hakkı adına umut var demektir.

Basının hali: Tuz koktu

Eğer basın kirlenmişse ve gazeteciler kirliliğe bulaşmışsa ‘tuz koktu’ demektir. “Et kokmasın diye tuzlanır peki ya tuz kokarsa.” Bugün tam bu noktadayız. İşte rakamlar:

Halkın Cumhurbaşkanına duyduğu güven oranı yüzde 40.7 Hükümete güven oranı yüzde 33.5 Yargıya güven oranı yüzde 26.5 Medyaya güven ise yüzde 19.0 Basına, medyaya güven hiç bu kadar dip noktada olmamıştı. Hükümeti denetleyecek basın hükümetten daha az güvenilir noktada ise yapacak bir şey yoktur. Habertürk’ten Fatih Altaylı hiçbir gazetecinin içine düşmek istemeyeceği durumunu anlatırken, “Herkeste bir korku var. Bu olay, zaten bilinen baskının ortaya çıkmasıdır. Baskı benimle ete kemiğe büründü” dedi.

Hayır, görülen yalnızca yapılan yanlışı yanlış bir şekilde savunmaktan ibaretti. Baskının ete kemiğe bürünmüş hali şu an cezaevinde bulunan 50 civarındaki gazetecidir. Baskının ete kemiğe bürünmüş hali ‘terörist’ diye yargılanan 150 dolayındaki gazetecinin ailesiyle yaşadıklarıdır. Baskının ete kemiğe bürünmüş hali işsiz kalan yüzlerce gazetecidir.

Baskının ete kemiğe bürünmüş hali gerçekleri yazmak uğruna canını veren Abdi İpekçi’dir, Uğur Mumcu’dur, Hrant Dink’tir. Peki çare nedir? Korkunun, baskının kafana, etine, kemiğine maddi çıkarların da midene yerleşmesine izin vermemektir. Sedat Simavi’nin dediği gibi; gerekirse kalemini kırmak ama asla satmamaktır.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.