Sahte Kahraman

12 Ağustos 2015, Çarşamba 05:00
AA

Zekeriya Öz’ün durumu, cilt cilt kitaplar yazılsa bu kadar çarpıcı anlatılamazdı; Firari savcı, sahte kahraman. Oysa bir zamanlar ne kadar güçlüydü. Elinde hukuk sisteminin verdiği yasalar. Emrinde devletin polisi, jandarması. Kapısında ağzına bakan gazeteciler. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın altına çektiği zırhlı Mercedes ve sonsuz siyasi desteği. Etrafında korumalar, baştan ayağa kibir abidesi bir vücut ve suratında herkese tepeden bakan zoraki gülümseme. İşte budur sahte kahraman Zekeriya Öz.

Dalga dalga ergenekon

Ergenekon operasyonlarını oturduğu koltuktan uzun yıllar yürüteceğini düşünüyordu. Ama Odatv operasyonun ikinci ayağı onun ve operasyon arkadaşı polis müdürü Ali Fuat Yılmazer için sonun başlangıcı oldu. Ergenekon’u planlayan İstihbaratçı Yılmazer, Hrant Dink cinayetindeki rolünü ortaya çıkarınca bana tuzak kurdu. Yönettiği Ergenekon dosyasına adımı ekledi. 3 Mart 2011 günü de Zekeriya Öz aracılığı ile gözaltına aldırıp, 6 Mart günü tutuklattı. Bunun bir intikam operasyonu olduğu anlaşıldı ve Ali Fuat Yılmazer, 8 Mart günü sabaha karşı İçişleri Bakanı emriyle görevinden alındı. Bu onun için sonun başlangıcıydı.

Savcı Öz hızını alamadı, Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” isimli kitabını “Örgütsel doküman” diye toplatma kararı çıkarttı. Mart ayı sonunda da Öz, Ergenekon soruşturmalarından uzaklaştırıldı. Bu da onun için sonun başlangıcıydı.

Yargıyla oynayanlara örnek olsun

O günleri hatırlıyorum da; cemaatçiler, şimdilerde “Paralel, paralel” diye ortalıkta dolaşan hükümete yakın gazeteciler neler yazmıştı? Adını “Demokrasi Kahramanı” koymuşlardı. Bu kahraman düşman gördüğü herkesi “Darbeci” diye tutuklatıyordu.

Şimdi o aynı suçlamayla karşı karşıya. Ama o davalardaki ihlalleri nedeniyle değil, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları nedeniyle aranıyor. Fakat bir zamanlar tutukladıkları kadar cesur çıkmadı ve kaçmayı tercih etti. Çete üyelerinin, yolsuzluk yapan bürokratların, banka hortumlayan işadamlarının, vergi kaçakçılarının, bazı siyasetçi ve askerlerin, Fethullah Gülen gibi cemaat liderlerinin kaçtığını gördük de ilk kez bir savcının yargıdan kaçarak başka ülkeye sığındığını görüyoruz. Biri 17-25 Aralık operasyonlarının koordinatör Başsavcısı Zekeriya Öz diğeri Savcı Celal Kara. Önce Gürcistan’a oradan da Ermenistan’a kaçtılar. Oysa bir dönem yürüttüğü Ergenekon, Balyoz gibi davaların sonrası ona “Kahraman” diyenlerin hatırına ahlaken kaçmamalıydı. Güvenmese de yalnızca kendi söylediği hukuksuzluk ve usulsüzlükleri gözler önüne sermek için kaçmamalıydı.

Özellikle 17-25 Aralık operasyonundaki yolsuzlukları pas geçip yalnızca “Hükümete karşı darbe girişimiydi” diyenlerin diline düşeceğini hesaplamalıydı. Kaçmayıp Türkiye’ye hukuk sistemi içerisinde varsa mağduriyetini savunması kolaydı, kaçan “Sahte Kahramanın” neresini savunacaksınız…

Onun hikayesi, yargıyı, hukuku siyasallaştıran, iktidar ve cemaat çıkarları uğruna kullanan, kullanmayı düşünenlere örnek olsun.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.