2019 ile ardımızda bırakmamız gereken ‘kasıtsız hakaretler’

YAZI BOYUTU

Kimi 'beyefendi' olarak tanımlarsınız? Yanındaki kadının sandalyesini çekenleri? Kapısını açanları? Çantasını taşıyanları? Özünde, modern dünyayla birlikte yaşamımıza giren bu 'beyefendilik göstergelerinin' hepsinin kadınların hayatına kolaylık sağlamaya çalışıyor olmasının temelinde, kadınların yine zayıflıklarına vurgu yapılıyor olabilir mi? Belki de temel soru şu: Çoğu erkeğin 'kriterleri sağlamak' için 'yerine getirdiklerinin' ne kadarına ihtiyacım var? Ne kadarını talep ediyorum ki? Sandalyemi kendim çekebilirim örneğin. Ya da kalabalık içinde birinin beni 'sahiplenerek belimden tutmasına' ihtiyacım var mı? Bu, benim özgürlüğüme ne kadar gölge düşürüyor? Bazı şeyleri 2019’la birlikte, 2019'da mı bıraksak?

2019'da arkamızda bırakmamız gerekenleri hep ya çok somut, ya da çok soyut, yani duygusal ve psikolojik şekilde düşündük. Toplumsal olarak yapmamız gerekenleri çok da düşünmedik. Yığınla şey diledik, kendimize sözler verdik, dualar ettik, belki tövbeler ettik. Kime nasıl davranacağımızı pek düşünmedik. Kimler nelerden şikayetçi, 'kendi adıma ne yapabilirim'? Sadece ailemden başlayıp birkaç soru sorarak, topluma ilişkin 'yanılma payı az', genelleştirilebilir, kocaman sonuçlara varabilirim. Mashbable yazarlarından Siobhan Neela-Stock, kadınlara karşı uygulanan 6 mikroagresyona dikkat çekiyor. Mikroagresyon, Türkçe'ye 'kasıtsız hakaret' olarak çevriliyor. Birine aslında gerçekten o anda öyle bile düşünmeden, dolaylı yollarla aşağılamak anlamına geliyor. Örneğin birine, "Aaa sen çok güzelsin, hiç oralılara benzemiyorsun ki" demek gibi. Ne yani, 'oralılar' hep çirkindir midir? 


Bir kadına nasıl dokunmanız ve konuşmanız gerektiğini iki kere düşünün 

Psikoloji Profesörü Kevin Nadal, bir caddede etrafınıza bakmanızı ve elini kadının beline ya da omzuna koyan erkeklere odaklanmanızı istiyor. Aslında küçük bir el hareketinin 'davetsiz' olması nedeniyle ne kadar 'rahatsız edici' olduğunu düşünün. Prof. Kevin Nadal, erkeklerin aynı hareketi birbirlerine yapmaktan nasıl da köşe bucak kaçtığını, birbirlerine değmemek için ellerini havaya kaldırdıklarını hatırlatıyor. Kişisel alanınızın farkında olun ve herhangi birine izni dışında temasta bulunmayın. Eğer biri size yaptığınız bir davranışı şikayet ediyor, bir davranışınız nedeniyle üzüldüğünü söylüyorsa, inkara başvurmayın, tartışmayın. Genellikle kadınlar erkeklerin uyguladığı bu kaba davranışlarla ilgili konuştuklarında, erkeklerden onları 'zaten incitmedikleri' ya da herhangi bir tehditte bulunmadıkları cevabını alır. Bu, karşıdakini 'manipüle etmeye', bir kişiyi yapmadığı bir şeyi yaptığına inandırmaya girer. Bu durum manipüle edilen kişinin uzun vadede gerçeklik algısını bozabilir, kişiye tamiri güç hasarlar verebilir.


Kadınları niteliklerini kanıtlamaya mecbur bırakmayın, bir erkeğe sormadıklarınızı kadınlara da sormayın

Kadınların erkeklerden daha yüksek üniversite dereceleri yaptıkları istatistiklerle desteklense, iş gücüne sağladıkları katkı her geçen gün artsa da, bazı insanlar kadınların erkekler kadar kalifiye olmadıkları konusunda ısrarcı tutumunu koruyor. Hem bir siyahi olan hem de ilk ismi genellikle erkek için kullanılan ABD Ulusal Kadın Örgütü Başkanı Christian F. Nunes, 45 dakikalık bir iş görüşmesinde yönetici olmak için yeteri kadar nitelikli olmadığının defalarca tekrarlandığını, daha düşük bir yönetici pozisyonu teklifiyle karşılaştığını belirtiyor. Zaten sahibi olduğun nitelikleri kanıtlamak zorunda bırakılmak, özgüvene büyük darbe vurur. Bu tip 'kasıtsız hakaretlerle' karşılaşıldığında, bünye fiziksel, psikolojik ve ruhsal tepkiler geliştirir. Cinsiyet bazlı kasıtsız hakaretler kişilerde sahte bir algı yaratır. 'Kurban' bir pozisyon için yeterli olsa bile, yeterince kalifiye olmadığı yanılgısına kapılır. 


Kadınların erkekler kadar akıllı olmadığını düşünmeyin

Prof. Nadal, bir sınıfta ya da toplantıda kadının elini kaldırıp bir şey söylediğinde çoğu kişinin dinlemediğine, ancak bir erkek elini kaldırıp tam da 'aynı' şeyi söylediğinde hem dinlendiği hem de cevap aldığına dikkat çekiyor. Bu durum kadınların sinmesine neden olur. İyi niyetli düşünüp 'kasıtsız' olarak addedilen bu hakaretler bazen bilinçli de yapılır. Sorularına cevap alamayan, ciddiye alınmayan kadınlar, yeteneklerini ve birikimlerini sorgular, uzun vadede akıl sağlıkları kötü yönde etkilenir. Çalışma alanları da erkeklerin başarılı olması için ayarlanmıştır, kadınların değil. Çoğu işyeri, bu eski geleneği sürdürür. Çalışanların, sadece 'eve ekmek getiren erkeklerin' parlayabildiği değil, herkesin söz hakkına sahip olduğu bir kültürün geliştiği çalışma alanlarına ihtiyacı var. Kadınların erkekler kadar zeki olmadıkları yanılgısı, bir kadını işe başvurmadan 'önce' bile etkileyebiliyor. Bu durum kadınları çalışma alanlarından uzak tutarken, tüm toplum için finansal sorunlara yol açıyor. 


Kadınlara nasıl davranmaları gerektiğini söylemeyin

Bir yetişkin yerine 5 yaşında çocuk muamelesi görmek hiç de eğlenceli değil. Maalesef, pek çok kadına düzenli olarak 'erkekler tarafından' nasıl davranmaları gerektiği söyleniyor, özellikle de iş ortamında. Amerikan Üniversite Kadınlar Birliği Başkanı Kim Churches, çoğu kadının, seslerini yükselttiğinde uyarıldığını, çünkü bunun, erkekler tarafından feminen bulunmadığını belirtiyor. Erkeklerse bir tepki görmeden rahat rahat, istedikleri tonda konuşabiliyor. Kadınlar ses konusunda gördükleri baskının yanı sıra 'daha sık' gülmeleri konusunda da uyarılıyor. Peki siz hiçbir erkeğe "Daha fazla gülümse" dendiğini duydunuz mu? Cinsiyet temelli beklentiler, kadınların nasıl davranacakları konusunda omuzlarına yük bindirirken; deneyimleri, kabiliyetleri ve yetenekleri gözardı ediliyor. Güçlü göründüklerinde agresif, hatta 'fazla dişli' olarak değerlendirilebiliyorlar. Kadınlara nasıl davranmaları gerektiğini söylediğinizde ne kadar 'adaletsiz' olduğunuzu tekrar düşünün. Kişi bu baskıya maruz kaldığında 'kendini daha rahat hissedecekse' tepki göstermeli. Dr Churches , davranışlarının birileri tarafından denetlendiğinde "Söylemeye çalıştığının tam olarak bu olduğunu düşünmüyorum. 'A', 'B' ya da 'C' demeye çalışmış olabilir misin?", "Bunu diyerek ne kastettin?" diyerek karşıdaki insanı cephanesiz bırakmanın yolunu bulduğuna dikkat çekiyor. 


Kadınları geleneksel cinsiyet rollerini hapsetmeyin

Ev ve aileyle ilgili tüm görevleri kadının tek başına yerine getirmesi çoğu hetereseksüel ilişkide sık sık karşılaşılan bir durum. Hetereseksüel ilişkilerde erkekler, partnerlerinin onlara anneleri gibi bakmak zorunda -ki anneleri bile bakmak zorunda değil- oldukları yanılgısına düşüyor. Erkekler, kadınları bakıcı gibi algılıyor, yemek ve temizlik görevini 'daha kafadan' onlara yüklüyor. Bazı insanlar, çoğunlukla güçlü erkekler, kadınlar bu rollere bürünmediğinde 'şaşırıyor'. Prof. Nadal, erkeklerin çocuk istemeyen bir kadında 'yanlış giden bir şeylerin' olduğunu dahi düşündüğünü belirtiyor.

Yazarlarımızdan

25 Şubat 2020, Salı 07:01
25 Şubat 2020, Salı 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...