Yağ enjeksiyonu mu? Hyaluronik asitli hazır dolgular mı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

25 yaşından sonra yüzümüzdeki yumuşak dokular erimeye, kemik dokular da çökmeye başlar. Cilt ve cilt altındaki kollajen tabakası yıkıma uğrar. Yapısı bozulur. Ve yüzdeki boşalma ile birleşince cilt aşağıya doğru düşer. Kaşlar iner, göz kapaklarının üzerine biner. Orta yüz çökük görünür. Şakaklar çöker. Burundan dudak köşesine inen ve dudak köşelerinden çene yanlarına uzanan çizgiler derinleşir ve oluk haline gelir. Çenenin yan taraflarındaki dokular aşağıya doğru sarkarak buldog görünümüne sebep olur. Yüz oval ve çekici görünümden, kare ve yaşlı hale dönüşür. 

Bunun bir çok çözümü var. Deformite ileri derecede ise yüz germe ve yağ enjeksiyonu, ardından da lazer, mezoterapi, mikroiğneleme, radyofrekans gibi cilt tedavileri gerekir. 

Orta derecede iple yüz germe ve yağ enjeksiyonu ve cilt gençleştirme işlemleri sorunu çözer.

Hafif- orta derecedeki deformitelerde ise hastalara yağ enjeksiyonu veya hyaluronik asitli dolgular ile tedavi uygulanır. İşte bu aşamada hastalarımızın takıldığı en önemli nokta, hangisini tercih edeceğini bilememesi. 

Kısaca bu tekniklerin avataj ve dezavantajlarından bahsetmekte fayda var...

Hyaluronik asit dolguların avantajları:

  • Klinik veya muayenehane ortamında uygulanabilir.
  • Son derece pratiktir. 
  • Şişlik ve morluk oluşumu son derece nadirdir.
  • Hyaluronik asit dolguların içerisinde özellikle serbest HA formu da mevcutsa, cilt ve cilt altındaki kollajen oluşumunu destekleyerek cildi gençleştirir. 
  • Genellikle 6 ay-1,5 sene arasında tamamen erir.
  • Hastanın beğenmememesi durumunda hyaluronidaz enzimi ile hızlıca eritmek mümkündür.

Hyaluronik asit içeren dolguların dezavantajları:

  • Damar içi enjeksiyonlarda damarın tıkanmasına sebep olarak ciddi sıkıntılara sebep olabilir. Bu sebeple anatomiye hakim, son derece deneyimli bir uzman hekim tarafından, acele etmeden doğru teknikle uygulanmalı. 
  • Hazır dolgu maddelerinin içindeki çapraz bağlar, vücut tarafından yabancı madde olarak algılanıp, erken veya geç dönem alerjik reaksiyonlarına sebep olabilirler. Doğru dolgu seçimi ve medikal önlemlerle bu problem büyük oranda engellenir.
  • Genellikle 6 ay-1,5 sene arasında tamamen erir.

Yağ enjeksiyonunun avantajları:

  • Hastanın kendisinden alındığı için alerjik reaksiyon olasılığı yoktur ve yapılan bölgede son derece uyumludur. 
  • Yağ dokusu içerisinde var olan kök hücreler ve stromal vasküler faktör gibi faktörler sayesinde cilt ve cilt altında müthiş bir yenilenme sağlar. Cilde parlaklık verir.
  • Konulan yağların yüzde 40-60’ı erimeden kalır. Genellikle 2-3 enjeksiyon sonrası sonuç kalıcı olur. Bu bir çeşit doku aşılamasıdır. 
  • Kendi dokunuz olduğu için ucuzdur. 
  • Doku kokteyli şeklinde uygulandığında kalıcılığı çok daha iyi olur. 

Yağ enjeksiyonunun dezavantajları:

  • Damar içi enjeksiyonlar, ciddi komplikasyonlarla sonuçlanabilir. Bu sebeple işinde deneyimli ve dikkatli bir plastik cerrah tarafından doğru teknikle uygulanmalıdır.
  • Sıklıkla hastane ortamına ihtiyaç duyulur. 
  • Günümüzde ameliyat öncesi COVİD19 testinin yapılması gereklidir.
  • Konulan dokuların ortalama yarısı erimeden kaldığı için, cerrahın estetik bakış açısı son derece önemlidir. Cerrahın güzellik algısı, hastanınkiyle örtüşmelidir. Aksi taktirde hasta mutsuz olabilir. 
  • Yağ dolgusundan sonra yüzdeki ödemin geçip yüzün oturması en az 1 hafta sürer. 3 haftaya da uzayabilir. 

Genellikle daha kalıcı bir sonuç isteyen ve hekimine güvenen hastanın tercihi yağ enjeksiyonu oluyor.

Pratik işlem isteyen ve ameliyathanenin ismini bile duymak istemeyen hastalarımızda ise tercihimiz hyaluronik asitli dolgular. 

Elbette burada yazdıklarım karar vermenizi kolaylaştırmak için olsa da en doğru kararı cerrahınızla görüştükten sonra vermenizde fayda var. Çünkü hepimizin de bildiği gibi tıpta iki kere iki dört değildir. Her hastaya uygun teknik farklı olabilir. 

Sevgiyle kalın…

Doğru kararlar verin ve mutlu olun…

Op. Dr. Esra Çelik Şenel

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder