Hastalarımızın hayatına hayat mı katıyoruz?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugünkü yazıma 3 hafta önce ameliyat ettiğim hastamın mesajıyla başlayacağım. Bu mesajı bana neden mi yazdı? Çünkü aynı zamanda doktor olan sevgili arkadaşıma: ‘’Canım arkadaşım, doktorluk yapma şeklimiz zamanla çok değişti. Bulunduğum konum sebebiyle artık hayat kurtaramıyoruz. Ama işte bir şekilde hastaları mutlu ediyoruz. Biz de bununla mutlu oluyoruz" dedim. Onun yanıtı ise şöyle oldu: ‘’Hayat kurtarmak sadece ölümden döndürmekle olmuyor, bence bir insana kendine güven ya da gözlerinde ışıltı olabilecek bir mutluluk vermek de hayat kurtarmakla benzer. Buna ’hayatına hayat katmak’ diyoruz.‘’

Bu mesaj, beni çok mutlu etti ve düşünmemi sağladı. Gelmiş geçmiş hastalarımı, ameliyat ettiklerimi, etmediklerimi, ameliyatsız işlemler ve cihazlarla gençleştirdiğim, mutlu veya az mutlu bütün hastalarım gözümün önünden geçti. Meme küçültme yapmaya hazırlandığım hastamın birdenbire hüngür hüngür ağlamaya başladığını, emin olmak için psikiyatri konsültasyonuna gönderdiğimi, daha sonra ameliyat sonrası kadıncağızın mutluluk gözyaşlarını hatırladım. Meğer o çok büyük memeleri yıllarca taşımak ne büyük eziyetmiş. Omuzlarındaki çökmeleri, sırtındaki kamburluğu daha çok dikkatimi çekti sonradan. Ne mutlu oldu ameliyattan sonra… 

Hiç unutmadığım hastalarımdan biri de, 10 yıldır yüzünde siringokistadenoma sebaceumu mevcut olan genç. Ayla ve annesi yıllarca birçok doktora gitmiş ve birçok tedavi denemişlerdi. Ama suratının ortasındaki burun kökünden alnına ve yanaklarına uzanan siğil görünümdeki lezyonlardan kurtulması mümkün olmamıştı. Kaybolur gibi olmuş ama kısa süre sonra hepsi yeniden çıkmıştı. Yeni uzman olduğum dönemde, kliniğimize başvuran Ayla’ya bir tedavi planladım ve "Garanti veremem, ama iyi olacağına inanıyorum ve hissediyorum" dedim. Ayla ve annesi bana inandılar; tedaviyi uyguladık. 6 ayın sonunda, yüzü neredeyse pırıl pırıl oldu. Ayla ile beraber ben de sonuca şaşırmıştım. Birkaç sene sonra da göğüslerinin büyüklüğünden şikâyetçi olduğu için geldi ve meme küçültme işlemi yaptık. Çocuk gibi cıvıl cıvıl görünen mutlu yüzünü unutamam. Şimdi evli ve dünya tatlısı bir kızı var. 

Çok üzücü bir olay sonrası ağır depresyona girip ciddi kilolar veren ve yüzüne yaptığım dolgu ve toksin uygulamalarıyla kendine güveni gelen; mutlu olan ve yepyeni bir hayata başlayan arkadaşım ve hastamı da gülümseyerek hatırlarım. Sonuçta resim yapmayı çok severken, elle yapılan her şeye bu kadar sevgi ve saygı duyarken, sanatın birçok dalına tutkuyla bağlıyken, tıbbın başka bir dalını seçmem söz konusu olamazdı sanırım. İşimi ne kadar iyi yapıyorum veya yapmıyorum sorusunu elbette hastalarıma sormak gerek. Ancak elimden gelenin en iyisini yaptığımdan ve bunun için kalben ve bedenen sınırlarımı zorladığımdan, daha iyi olması için gereken tüm fedakârlğı yerine getirdiğimden eminim. Bazen çok yıpratıcı olsa da… 


Kendinize bir şans verin!

Bedeninizin ruhunuza eşlik edemediğini düşünüyor, yaşlanmaktan korkuyorsanız, geçmişiniz sizi çok yıprattıysa ve eski sizi arıyorsanız, yeni yılda kendinize bir şans verin. Belki siz de bir hamleyle hayatınıza hayat katarsınız? Yeni yılda çok istediğiniz bir şeyi yapın; güzelleşmek, yüzünüzdeki kurtulamadığınız akne izlerinden kurtulmak için tedavi olmak, dans kursuna gitmek, uzun süredir tamamlayamadığınız tablonuzu tamamlamak, aşık olduğunuz ama söyleyemediğiniz kişiye aşkınızı ilan etmek, terasınızı kış bahçesi haline getirmek olabilir. 

Ne yapacağınıza siz karar verin! Hayat geçiyor ve hayatınıza hayat katmak sizin elinizde…

2020’de tüm güzellikler sizinle olsun.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder