Yağ enjeksiyonu ile naturel estetik zamanı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Vücudumuz, ne yazık ki yaş almaya bağlı olarak gençliğini, diriliğini yitirir ve formunu kaybetmeye başlar. Bu sırada hem yaşa hem genetiğe, beslenme ve spor alışkanlıklarına hem de yer çekimine bağlı olarak birtakım deformasyonlar gelişir. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri de cilt altı yağ dokusunun azalmasıdır. Yağ dokusunun azalması, vücutta en çok meme ve kalça gibi yağdan zengin olan bölgelerde kendini gösterir. Yaşın ilerlemesi, doku kaybı, hızlı kilo alıp verme, emzirme ve menapoz gibi nedenlerle meme yapısı değişmeye, içi boşalmaya ve sarkmaya başlar. Aynı sorun, kalça bölgesinde poponun küçülmesi, düzleşmesi ya da sarkması şeklinde bir deformasyon yaratır. Kişinin kendi yağları kullanılarak gerçekleştirilen 'yağ enjeksiyonu uygulaması' ile bu sorunları ortadan kaldırmak mümkün! Peki herhangi bir yan etkisi olmayan, alerji ve reddedilme riski taşımayan, bu özellikleriyle de son derece doğal bir çözüm olan yağ enjeksiyonu uygulaması, başka hangi sorunların giderilmesinde kullanılır? Gelin bu hafta bu soruya yanıt arayalım…

Yağ enjeksiyonu uygulaması, genel tanımı ile kişiden liposuction yöntemi ile alınan depo yağların kullanılmasıyla yüze ve vücuda şekil verme yöntemidir. Bu işlem, gelişen teknolojinin bize kazandırdığı bir uygulama olmasına rağmen, 1800’lerden beri yumuşak doku hasarlarını doldurmak ve tedavi etmek için kullanılıyor. Son yıllarda dolgu ve protez gibi yabancı maddelerin sağlık açısından yaratabileceği tehlikeler nedeniyle de yağ enjeksiyonlarıyla yüz ve vücut şekillendirme işlemi sık kullanılmaya başlandı. Bu işlemin daha sık kullanılıyor olmasının en önemli özelliği, kişinin kendi yağları ile işlemin yapılıyor olması ve hiçbir alerjik risk taşımıyor olması!  


Yara ve yanık izlerine kalıcı etki!

Yağ enjeksiyonu uygulaması, doğal bir uygulama olması nedeniyle son yıllarda meme ve popo estetiğinin yanı sıra, vücudun farklı bölgelerine yaşanan estetik sorunların giderilmesinde de sıklıkla kullanılıyor. Yüz bölgesindeki yumuşak doku eksikliklerinin doldurulması, göz altı morluklarının ve gözyaşı oluk çizgisinin düzeltilmesi, dudak büyütme, yanak doldurulması, yüz ve çene bozukluklarına bağlı gelişen asimetrilerinin düzeltilmesinde sıklıkla tercih ediliyor. Ayrıca yüz ya da vücudun farklı bölgelerindeki izlerin azaltılması, cilt kalitesinin arttırılması ile kadın ve erkek genital bölgelerdeki estetik sorunların ortadan kaldırılması da yağ enjeksiyonu uygulamasının kullanım alanlarının başında geliyor. Uygulama ile elde edilen yağ hücreleri; doku düzensizliklerinden, yara ve yanık izlerinin tedavisine kadar çok sayıda sorunda tedavi amaçlı olarak da kullanılıyor. 

Peki yağ enjeksiyonu uygulamasında kullanılan yağlar, vücudun hangi bölgelerinden alınıyor? Bu işlemde kullanılan yağ için vücudun en fazla ve en sağlıklı yağ depolarına sahip bölgeleri hedeflenir. Bu nedenle sıklıkla karın, bel, basen, bacaklar ve diz içlerinden alınan yağlar kullanılır. 


Ömür boyu kalıcılık

Yağ enjeksiyonu uygulamasında vücudun herhangi bölgesine enjekte edilen yağların yüzde 50’sinin aktif hücrelerden oluşması, ona ömür boyu kalıcı özellik kazandırıyor. Bu özelliği ile de sağlık açısından risk taşıyabilen dolgulardan ayrışıyor. Çünkü geleneksel kırışıklık ve sarkma tedavilerinde kullanılan dolgular, zamanla kalıcılığını yitirebiliyor ve hatta ileri dönemlerde sarkmalara sebebbiyet verebiliyor. Yağ, doğru tekniklerle alınıp, uygun şekilde hazırlanarak, doğru bir yöntemle, doğru derinliklere enjekte edildiğinde, kalıcılık oranı yükseliyor. Dolayısıyla zamana bağlı olarak yağın tamamının kaybolacağı fikri doğru değil! Orta yüzde, çene ucunda ve çene konturlarında da tutma oranları yüksektir. Örneğin, göz çevresine enjekte edilen yağ hiçbir kayıp yaşamazken dudak gibi hareketli bölgelerde kayıplar daha fazla olur. Yağın kalıcılık oranı bölgelere göre değişir, fakat yağ enjeksiyonlarının onarıcı etkileri, her bölge için kalıcıdır.

Yağ enjeksiyonu uygulaması ile meme ve kalça bölgesinde yapılan işlemler, sadece büyütmek için değil aynı zamanda sarkmaları engellemek ve şekil vermek için de uygulanır. Meme büyütme ya da şekillendirme işlemlerinde, mutlaka kişinin vücut yapısı, göğüs kafesinin durumu, cilt yapısı gibi faktörler göz önüne alınmalıdır. Meme büyütmede bazı durumlarda istenilen sonuca tek işlemle ulaşılamadığından ya da kalıcı sonuç alınamadığından işlemin birkaç kez tekrarlanması gerekebilir. Uygulama sırasında kök hücreden zenginleştirilmiş yağ enjeksiyonları yapılarak yüzde 80’e varan kalıcılık sağlanabilir. Kişiler, uygulama sonrasında birkaç gün dinlenmenin ardından sosyal hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilirler. 

Bu işlemler, genellikle kalça estetiğinin alanı olarak değerlendirilir. Kalça estetiği, basenler ve bele yönelik tüm işlemleri kapsar. Hastalar tarafından en çok tercih edilme nedenleri arasında; poponun basık ve düşük olması, çatlaklar ve sarkmalar, dar kıyafetlerden sarkan hoş olmayan görüntü şikayetleri yer alır. Kalça estetiğinde amaç, popoyu şekillendirmek ve yükseltmek, basenlerdeki fazlalıkları almak, beli çukurlaştırmak ve inceltmektir. Bu amaçla gerekli yerlere liposuction yapılıp yağ alınırken, yağın yeterli olmadığı bölgelerde yağ enjeksiyonları kullanılarak kaldırma, toparlama ve büyütme işlemi yapılabilir. Liposhaping olarak tanımlanan bu işlemle; basenlerden, belden ve poponun dış taraflarından ince kanüllerle yağ alınır. Alınan yağ doğru derinlikte farklı yerlere enjekte edilerek, poponun alt tarafındaki yığılma giderilirken hafifleyen popo yükselir ve enjekte edilen yağ poponun üst tarafını dolgunlaştırır, yuvarlaklaştırır ve yükseltilir. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder