ABD’yle tehlikeli sularda...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Türkiye, Batı'yla en gerilimli dönemini yaşıyor. Gün geçmiyor ki yeni bir sorun eklenmesin.

Son olarak Kıbrıs etrafındaki karasulardaki sondaj krizine ABD'nin de dahil olduğu haberleri geldi. ABD'nin Exxon-Mobil şirketinin arama gemilerini Türkiye'nin müdahalesinden korumak amacıyla 6. Filo'nun harekete geçtiği haberi, çatışma riskinin bir üst düzeye çıktığını gösteriyor.

ABD ile yeni kriz

İplerin gerilmesi Kürt sorununda "çözüm süreci"nin askıya alınmasıyla başladı. İlişkiler dikiş tutmuyor. Bir yönüyle baktığımızda, Türkiye'nin isyanının, itirazlarının (bazı istisnalar dışında) öz itibariyle haklı olduğunu söyleyebiliriz.

Avrupa, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin uzlaşma adımına karşılık vermedi. Suriye'den göç konusunda sözünde durmadı. Irak'ta Sünnileri isyana sevk eden Şii zulmünü görmezden geldi. PKK'nın yıkıma yol açan "hendek" ve "barikat" felaketinin "devlet terörü" boyutuyla ilgilenildi, PKK terörü dikkate alınmadı. Kibirli, üstten bakan bir gözle Türkiye'nin şikayetleri dinlenmedi. Dindarlığın "gericilik" olarak algılanan yönüyle ilgilenildi, inanç boyutunu anlama çabası gösterilmedi. En son 15 Temmuz'a da “senaryo” adı verildi.

İğneyi kendimize batırsak

Bütün bu gerçekler, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı otoriterleşmeyi, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları haklı çıkartmıyor.

Komşularımızla artan gerilimi, “onların da haksız tavırları var” diyerek geçiştirmeye çalışmanın anlamı yok.

Dış siyaset yalnızca "haklılık" psikolojisiyle sürdürülebilecek bir mesele değil. Öncelikle bir hesap kitap işi. Tabii “bütün bunları hükümet edenler hesaba katıyorlardır” denilebilir.

Ancak, bizim görüp bildiklerimiz de çıplak gerçekler… ABD ile yükselen gerilimde uluslararası dengeleri, güç ilişkilerini göz ardı edebilir miyiz? Daha sakin bir dil, daha özenli bir ittifaklar ilişkisinin gerekli olduğunu görmezden gelebilir miyiz?

Afrin, yalnızca bir askeri mesele gibi görülebiliyor. Bunun böyle olmadığını, en iyi yönetenler biliyorlar. Operasyon haftalardır sürüyor. Daha da süreceği anlaşılıyor. Uluslararası toplumun bakışıyla bizim bakışımız arasında uçurumlar var. Ancak toplum farklı bir havaya sokuluyor.

Uzun lafın kısası, farklı bir dünyada, değişik bir ortamda siyaset yapıyoruz. Haklı çıkışlar yapıldığı gibi, riskli atılımlar da gündemden düşmüyor.

İçeride gerilim, dışarıda gerilim Türkiye'yi yoruyor.

Acaba “yüzde 50 artı 1” yüzünden mi bu duruma geldik?

Ciddi ciddi düşünüyorum.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder