Adanalı ve de Galatasaraylı: Fatih Terim

21 Mayıs 2019, Salı 08:00
AA

Bir Fenerbahçeli olarak Fatih Terim’i ve Galatasaraylıları kutluyorum. Zor bir sezonun ardından iki kupayı birlikte kaldırmalarını kıskanmamak elde değil.

Fatih Terim’le hemşehriyiz. Ben ondan bir önceki kuşak Adanalılarla (Kartal Yaşar, Selami...) top oynadım. Fatih, Adana Demirspor’dan GS’ye geldi. Başarılı bir futbol hayatı oldu. Takım kaptanlığı yaptı. Hepimizin hayatına girmesi ise teknik direktörlüğüyle oldu.

Terim, GS’nin son 20 yılına damga vuran isim. Üst üste lig, kupa ve UEFA kupası kazanıldı. Sonra araya tatsızlıklar girdi. Uzaklaştı. Milli Takımı Avrupa Şampiyonası’nda ilk dörde taşıdı.

Geçen yıl yeniden takımın başına geçtiğinde yönetim ve taraftar endişeliydi. “Acaba?” soruları vardı. Hırçın kişiliği zarar verebilir miydi?

Fatih Terim sadece GS’nin değil Türk futbolunun en çok başarı kazanmış, en çok eleştirilmiş, futbol dünyasında önemli rol oynamış isimlerinin başında geliyor.

Çelişmeli birliktelik

Cemal Süreya “Galatasaraylı” başlıklı denemesinde GS’lileri şöyle tanımlar: “Bütün Fenerbahçelilerin ve bütün Beşiktaşlıların ortalaması alınabilse, ortalama yurttaşın profili çıkar karşımıza. Ortalama Galatasaraylı üzerinde düşünüyoruz ya, gerçekte, Galatasaraylı tip Türkiye yüzeyinde hiçbir ortalamaya girmez. Bir marjinal, bir Vatikan, bir Halet Efendi, bir yara, bir düş kırıklığı, bir başarılar zinciri, bir doğal yapaylık, bir insan sesi... Maç günleri dışında enikonu soğukkanlıdır. Kibardır; hiç küfretmez, şemsiyesi her an hazır. Gizli çılgın.”

“Şemsiyesi hazır” elit, aristokrat GS’lilerin ikonu haline gelen Fatih Terim ise, Adanalı bir seyyar satıcının oğlu.

Onun GS ile çelişmeli ilişkisi değerlendirmelere konu olur: “Proleter dahi olmayan fakir bir babanın oğlunun, Osmanlı-Türk tarihinin en köklü okulu Galatasaray Lisesi’nin öğrencilerinin kurduğu bir kulübün sembol ismi olması anlamlıdır. Çünkü Cemal Süreya’nın ‘aristokrasinin takımı’ dediği Galatasaray’ı, burjuva, hatta bir proleter olarak bile değil, bir lümpen-proleter olarak fethetmiştir Fatih Terim.”

Sosyolojik arka planı ve kişiliği, Terim’in hayatında zorluklara, kırılmalara neden oldu. Başarıları yanında otoriter ruh hali, küfürleri, iniş çıkışları konusunda Alper Görmüş şöyle bir değerlendirme yapmıştı: “Fatih Terim neden sürekli olarak ‘olumlu-olumsuz’, ‘iyi-kötü’, ‘dostdışlayıcı’ davranış kalıplarıyla, bir o bir bu yüzüyle gündeme gelip bizi şaşırtıyor? Bence buna yol açan şey, otoriter kişilikle öğrenilmiş demokratik davranış kodları arasındaki sürekli gerilim... Türkiye gibi; Terim’e bakan Türkiye’yi görür.”

GS’liler de Türkiye gerçeğinin parçası. Fatih Terim; kulübün tarihine damga vuran Ali Sami Yen, Gündüz Kılıç, Turgay Şeren gibi okullu, eğitimli bir kuşağın ardından geldi.

Bu çelişmeli birliktelik belki de başarının asıl sırrı.

Sıradaki haber yükleniyor...