Araştırma şirketleri ve anketler...

AA

AK Parti’nin ve lideri Erdoğan’ın kamuoyundaki eğilimleri ölçmek için çok sayıda araştırma şirketiyle çalıştığı, siyasetlerini buradan gelen tepkilere göre düzenlediği, herkesçe bilinir.

Bu yönüyle, iktidar partisinin seçmenin havasını en yakından takip eden parti olduğu da zaman zaman söylenir. Erdoğan’ın, konuşmalarını, kime nasıl yaklaşacağını, üslubunu, büyük ölçüde bu araştırmalara bakarak ayarladığına, sıklıkla dikkat çekilir.

Ancak ne olduysa oldu. Kabzımalların başına gelen, araştırma şirketlerinin başına da geldi. Şimdi topun ağzında onlar var.

Meydanların söylediği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NTV’de Ahmed Arpat ve Seda Öğretir’in sorularını cevaplandırırken, araştırma şirketlerine güvenmediğini ifade etti. Kendisinin meydanlarda olduğunu, mitinglerin coşkuyla geçtiğini söyledi.

Asıl ölçünün anketler değil, seçim meydanları olduğunu vurguladı. Hemen ardından Cumhurbaşkanı’nın neden böyle bir çıkış yaptığı üzerine değerlendirmelere başlandı. “Ölçü seçim meydanlarıdır” denildiğine göre, anket sonuçlarıyla meydanların uyuşmadığı yönünde bir durum var.

Demek ki, anketler, Cumhur İttifakı adaylarının oy oranlarını, beklendiği gibi göstermiyordu. İktidar çevrelerine göre, anketler inandırıcılıklarını yitirmiş, manipülasyona açık hale gelmiş durumda.

Bir anket ile diğeri arasında 10 puan gibi normal marjı aşan farklar görülebiliyor. Kamuoyundaki eğilimlerin örnekleme yoluyla saptanması, bilimsel ve teknik bir mesele. Yalnızca siyasetçiler değil, iş dünyası, spor dünyası, kültür dünyası, bu tür saha araştırmalarını önemsiyor.

Yatırımlarını, üretimlerini, pazarlama tekniklerini; toplumdaki eğilimleri, değişik teknikler yoluyla ölçerek geliştiren firmaların sayısı artıyor. Anketlerin beklenenden farklı çıkması, her zaman mümkündür.

Anketlerin yanlış sonuç vermesi de son derece normaldir. İngiltere ve ABD seçimlerinde, araştırma şirketlerinin ne kadar yanıldığı, uzun uzun tartışıldı. O nedenle, anketlere ve anketçilere yönelik eleştirileri, bir ölçüde anlamak mümkün.

Bilinçli olarak manipülasyon yapan anket şirketleri de, başarısız anket şirketleri de, her zaman olmuştur. Türkiye’de de, anketçiliğin, çeşitli nedenlerden kaynaklanan sorunları ve sıkıntıları vardır.

Tabii, tüm bu eleştirileri yaparken, araştırmacılığı yok eden, anketçilerin elini ayağını bağlayan bir ortam da oluşturmamak gerek. İktidar çevrelerinin, bu kez de araştırma şirketlerini hedef alması, birçok açıdan ilgi çekici.

Her farklı görüneni, her beğenilmeyeni susturmaya odaklı bir psikolojik rüzgar, toplumun tek seslileşmesine yol açabilir. Bu da tehlikelidir.


Sıradaki haber yükleniyor...