Baroların meselesi bir savunma meselesidir

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Başımız derde girdiğinde yardıma çağırdığımız ilk insan avukattır. Savunduğu yurttaşla zaman zaman aynı kaderi paylaşan da yine avukattır. Çok sayıda avukatın tutuklu olduğu bir ülkeyiz. Avukatlar da aslında sağlık çalışanları gibidir, zor zamanlarda kıymetleri anlaşılır. Askeri darbe dönemlerinde, baskının arttığı dönemlerde, avukatların savunma alanı daraltılır, müvekkilleriyle ilişkileri zorlaştırılır, dosyalara erişimleri imkansız hale getirilir.

“Yardım ve yataklık” gerekçesiyle hapishaneye gönderilen avukatların sayısı az değildir. Bizdeki sistemde, savcı kamuyu, avukat savunmayı oluşturur. Hakim ise adaleti temsil eder. Ancak bizim hukuk ya da idari sistemimiz, “kamu”dan devleti anlar. Halbuki kamu, toplumdur. Bu nedenle davalarda savcılar “devlet” adına yüksekte hakimle eşit pozisyonda oturur.

Yurttaş yerine devleti haklı-haksız demeden savunur, avukat da aşağıda yurttaşın yanındadır. Barolar; avukatların hakkını, hukukunu gözeten, mesleki gelişmelerini sağlayan, yarı-resmi, yarı-sivil sayılabilecek yapılardır. Baroya kayıtlı olmayan bir hukuk fakültesi mezunu, avukat olamaz, avukatlık yapamaz. Barolar, genelde muhalif özellikleriyle öne çıkarlar. Etkili kuruluşlardır.

Hukuk alanındaki her türlü gelişme onları ilgilendirir. Bir anlamda “siyasetin hukuk alanında denetimi” görevini üstlenirler. Bu yazıyı yazdığım sırada protesto yürüyüşündeki 80 ilin baro başkanı Ankara girişinde durdurulmuştu. Hoş olmayan görüntüler medyaya yansıyordu.

80 baro başkanının yürüyüşüne katılmayan Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da yürüyüşçülerin kaygılarını paylaşıyordu. “Çoklu baroya karşıyım. Bir ilde birden fazla baro kurulmasına izin veren bir düzenlemeyi istemiyoruz” diyordu. İktidara yakın muhafazakar avukatların da çoklu baroya tepki gösterdikleri görülüyordu.

Partilere göre bölünmüş baro planı

Baroların yapısıyla ilgili bir değişikliğe gidilmesi, uzun zamandır gündemde. Bir şehirde birden çok baro kurulabilmesinin yolunu açarak, baroların siyasi pozisyonlarına göre bölünmesiyle sonuçlanabilecek bir değişikliğin gündeme gelmesi, avukatları harekete geçirdi.

Eğer böyle bir değişim gerçekleşirse, “kamplaştırılmış, siyasileşmiş kamu görevlileri, kamu kurumları” tablosu ile hukuk yok olma tehlikesiyle yüz yüze gelebilir. Tepkiler üzerine Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, bir açıklama yapma gereğini duydu. Bakan, “Savunma mesleğini geriye götürecek bir çalışmaya asla destek vermeyiz. Şu anda AK Parti’nin kamuoyuna açıkladığı bir taslağı yoktur. Tüm görüşleri dinliyoruz. Tüm bu önerilere bakarak bir taslak ortaya çıkaracağız. Diyalog kapıları açık” diye konuştu. Umarız, avukatları siyasetlere göre bölen bir değişiklik, Meclis’in gündemine gelmez.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder