Binalar, mühendisler, önlemler...

YAZI BOYUTU

TV ekranlarında deprem uzmanları ve gazeteciler, İstanbul başta olmak üzere deprem tehlikesinin ne boyutta olabileceğini tartışıyorlar. Bu programlar sayesinde hepimiz yer bilim uzmanı sayılabilecek kadar birikim elde etmiş durumdayız.

Deprem uzmanlarının yanında, bina uzmanlarına yani inşaatı yapanlara, TV ekranlarında pek rastlamıyoruz. İnşaat mühendislerini, mimarları yorum yapanların içinde pek göremiyoruz. Halbuki depremin hemen ardından ilk akla gelmesi gereken konu, birçok bina ayakta dururken onların ortasında bir çürük diş gibi çöken binaların inşaat kalitesidir.

Betonu bozulmuş, demiri eskimiş, doğru bağlanmamış, çatlak duvarları sinyal veren binalar, çıplak gözle bile görülebiliyor. Belediyelerde bütün binaların envanteri bulunuyor. Ancak çeşitli kaygılar, onların harekete geçmesini engelliyor. Elazığ depremiyle tehlikenin ne kadar önemli ve acil olduğunu yeniden hissettik. Öncelikli adım, binaların halledilmesi.

İşleri sürüncemede bırakmadan hareket etmeliyiz. İnşaat mühendisleri, statik uzmanları, mimarlar bir an önce sahaya çıkmalı. TV programlarını hazırlayan meslektaşlarımıza da bu açıdan görev düşüyor. Binaların kalitesini, kalitesizliğini, yıkılma tehlikesini anlayan uzmanları farkındalık yaratmak amacıyla konuk olarak davet etmeleri gerekiyor. Tabii bu konularda uzmanlar arasında görüş farkları olabilir. Medyaya düşen, tüm farklı görüşlerin kamuoyuna ulaşmasının zeminini oluşturmaktır.

Depremden niza çıkarmak

Anneannem bizi sokağa salarken, "El alemin çocuklarıyla niza çıkarmayın" diye tembihde bulunmayı ihmal etmezdi. Tabii ki biz çıkarmasak bile mahallenin kavgacı çocukları “niza” çıkarırlar ve hırgür başlardı. Elazığ depreminin başında da, belli ki "niza çıkarmayın" diye tembih etmek gerekiyormuş.

Rahmetli anneannem medyadaki kavgacıları görse, "Aman anam deprem bahane, bunların canı kavga istiyor" derdi… Medya ve sosyal medya yalanları her zaman olacak. Hele de deprem gibi toplumu alt üst eden felaket anlarında, yalan mekanizması çığrından çıkabiliyor. Ancak yalan içerikleri üretenlerin, çoğunluğu oluşturmadığı da bir gerçek.

Bize düşense, bu tür yalanları deşifre etmek, toplumu etkilemesine yol vermemek. Meseleyi bir niza meselesi, bir toplumsal kamplaşma konusu haline getirmemek, kavga için malzeme vermemek…

Yazarlarımızdan

25 Şubat 2020, Salı 07:01
25 Şubat 2020, Salı 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...