İki yıl aradan sonra Bodrum’dayım. Daha yaz gelmeden kilitlenmiş bir Bodrum’la yüz yüzeyiz. Bu kadar bina nasıl inşa edilmiş hayretler içindeyim. Şehir ekonomisini, ülke ekonomisini inşaat sektörüne bağımlı hale getiren tercihler varlığını sürdürüyor. “Yol yap, ev yap” üzerine inşa edilmiş ekonomik sistem, şehirleri yaşanmaz hale getiren sonuçlar doğuruyor. Bodrum bu konudaki kötü örneklerden biri. Bodrum’dan Turgutreis’e doğru yöneldiğimizde, sağımızda bir dağın parça parça kesilmesine tanık oluyoruz. Şaşırıyoruz. İki yıldır devlet güçleri koca bir dağı parçalayarak inşaata uygun hale getirmekle meşguller. Peki bu devam eden inşaat furyasının önü nasıl alınacak? Alınmazsa şehirlerde yaşam nasıl sürdürülecek?
Nisan ayındayız. Henüz ilkbaharın serin havasını soluyoruz. Bodrum baharda bile trafik açısından felaket durumda. Trafik açıkken 20-25 dakika süren Bodrum- Gümüşlük yolu önceki akşam işyerlerinin dağıldığı saatlerde 70-80 dakika sürdü. Ki daha yaz gelmedi bile. Yazlıkçılar henüz ufukta görünmüyor. Trafik kilit. Bodrum-Turgutreis yolunu “ana yol” kabul edersek, bu yolun bu yükü kaldırması mümkün değil. Yazın havaalanına zamanında yetişmek için, Bodrum Merkez’den üç saat önceden harekete geçmek gerekiyordu. Galiba artık üç saat de yetmeyecek. Bodrum’da yaşayan arkadaşlarıma soruyorum. Lokman biraz umutsuz: “Burada bir heyecan yok. Bir kıpırtı yok. Mahalle komiteleri kurulabilir, ya da var olanlar canlandırılabilir.” Bodrum vitrin. Türkiye turizminin gözbebeği. Buraya özel bir özen göstermek elbette şart. Yerel inisiyatifleri harekete geçirerek, birçok farklı şey yapılabilir. Damperli kamyonların istila ettiği bir Bodrum görüntüsüne hangi güç karşı koyacak?
Burada siyaset üstü bir yaklaşım devreye girebilecek mi? Şimdi en sıkıntılı alan trafik. Giderek şehir kilitlenmeye mahkum hale geliyor. Alternatif bir çözüm yolu olarak ana yollarda öncelikli şeritler oluşturabilir mi? ABD’de ve bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan, toplu taşıma araçlarının, ambulansların, taksilerin kullanabileceği özel şeritler uygulanabilir.. Sonuç olarak, kim ne derse desin, klişe tabirle “ortak akla ihtiyaç duyulan” bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Bodrum’u tehdit eden gelişmeler, Türkiye’nin genel turizmini de tehdit ediyor. Acil önlemlere ve yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç var. Bodrum artık şirin bir tatil beldesi olmaktan ziyade Türkiye’nin şehirleşme ve turizm kaosunun küçük bir modeli gibi görünüyor.
