Cezaevinde tahliye beklemek

19 Temmuz 2019, Cuma 08:00
AA

Osman Kavala 18 Ekim 2017’den beri cezaevinde. Cumhuriyet gazetesi eski çalışanları Musa Kart, Güray Öz, Hakan Kara, Murat Sabuncu, Mustafa Kemal Güngör, Önder Çelik, Emre İper ikinci kez hapse girdiler. Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan üç yıla yakındır cezaevindeler.

CHP eski milletvekili Eren Erdem bir yıldır içerde. Liste çok daha kalabalık. Musa Kart ve arkadaşları, kesinleşmiş cezalarını tamamlamaya çalışırken Yargıtay Başsavcılığı, Hikmet Çetinkaya, Akın Atalay, Aydın Engin, Murat Sabuncu ve Orhan Erinç’le ilgili davada sanıkların beraatını istedi. Ayrıca cezaları İstinaf Mahkemesi’nde onaylanan ve bu kez hükümlü olarak yeniden cezaevine giren Musa Kart ve arkadaşlarının da beraatini istedi.

Yargıtay Başavcılığı’nın yerinde ve haklı mütalaası kabul görürse Cumhuriyet gazetesi davasında daha ağır cezalar almış olan yönetici düzeyindeki isimler beraat edecekler. Bu kaçınılmaz olarak daha az ceza alan ve karara göre daha az sorumlu bulunan tutuklu gazeteci arkadaşlarımızın da beraat ettirilmeleri sonucunu doğurabilecek. Yattıkları da yanlarına kâr kalacak! Bunun telafisi de olmayacak.

Siyasi hava ve davalar

Maalesef siyasi nitelikteki bu tür davalar, tamamen günün siyasi havasına bağlı olarak gelişiyor. Osman Kavala iddianamesi neredeyse her eğilimdeki hukukçu tarafından “inandırıcı” bulunmadı. Öne sürülen kanıtların ve belgelerin iddiaları doğrulayacak nitelikte olmadığı söylendi, yazıldı çizildi. Buna rağmen Kavala 16 aydır hapiste. Ilıcak ve Altan'la ilgili hüküm de Yargıtay tarafından bozuldu. Onlar da yeniden yargılanmayı ve serbest bırakılmayı bekliyorlar.

En karmaşık durum Musa Kart’ların durumu. Daha ağır bir cezaya çarptırılsalar İstinaf Mahkemesi yerine Yargıtay'a gideceklerdi. Tutuksuz yargılanacaklardı ve büyük ihtimal beraat edeceklerdi. Halen hapisteler. Bütün bu isimler, siyasi gelgitler nedeniyle hapishanede yıllarca yattıktan, hücrelerde tek başına yaşadıktan sonra serbest kalacaklar. Yargılandıkları davalar, birer acı hatıraya dönüşecek. Ya kayıp yıllar? Altüst olan yaşamlar? Siyasi davalarda, hukuken dert anlatmaya çalışırsınız.

Hakimler sizi dikkatle dinlerler, sanki haksız yere önlerine getirilmişsiniz gibi bir hava oluşur. Ama kararı konjonktür belirler. Hep kararın son birkaç cümlesine dikkat kesilirsiniz. “Tahliyesine” ya da “tutukluluk halinin devamına” sözlerini duyarsınız. Maalesef yakın tarihimiz siyasi davalar tarihidir.

Geçmişteki haksızlıkları hüzünle, acıyla, hayıflanarak anıyoruz. Umarım, bu tür davaların mağdurları daha fazla hak kaybına uğramadan özgürlüklerine kavuşurlar. Gözlerimiz ve kulaklarımız hakimlerin kararlarının son cümlelerinde... Siyasi nedenlerle, gazeteci, fikir insanı tutuklamak tarihe karışmalı...

Ne kadar aykırı olursa olsun, düşünceleri ve yazdıkları yüzünden insanlar hapishanelerde süründürülmemeli...

Sıradaki haber yükleniyor...