Darbeye direnen medya

YAZI BOYUTU

15 Temmuz 2016 gecesi, toplumsal direnişin önemli unsurlarından birisi medyanın direnişiydi. Çok sesli medyanın varlığı, o gece darbecilerin püskürtülmesi, toplumun harekete geçirilmesi açısından, bir kez daha ne kadar önemli olduğu anlaşıldı. Geçmiş askeri müdahalelerde radyoevinin ya da TRT’nin ele geçirilmesi, darbenin hedefine ulaşması bakımından tayin edici olmuştu. 27 Mayıs 1960 gecesi Ankara Radyoevi’ni zapt eden darbeciler, Alparslan Türkeş’in gür sesiyle darbeyi tüm dünyaya duyurmuşlardı. İktidarı garantilemek için kritik çatışma radoyevinin ele geçirilmesi sırasında yaşanmıştı. Bu hamleyle darbe hedefine ulaşabilmişti.

★ ★ ★

12 Eylül 1980 darbesinde artık televizyon vardı. Cuntanın başı Kenan Evren, ordunun el koyduğu TRT’den darbeyi ilan etmişti. Devletin radyo ve tv’sini ele geçirmek, darbenin hedefine ulaşması için yetiyordu. Bu nedenle darbecilerin ilk hedefi bu kurumları işgal etmek ve buradan darbeyi duyurmaktı. 15 Temmuz komplosunda, darbecilerin yenilgiye uğratılmasında, toplu bir medya direnişinin etkisini de yabana atmamak gerekir. İki askeri darbede toplam 7 yıl hapis yatmış, 5-6 yıl kaçak yaşamak zorunda kalmış darbe mağduru bir gazeteci olarak, 15 Temmuz geceyarısı 00.00’da TRT spikerinin, darbecilerin bildirisini okumasını derin bir endişe içinde izlemiştim. Biliyordum ki, darbeciler bu tür açıklamalarla başladıkları müdahaleyle iktidarları gaspetmişler ve askeri vesayet yıllarca sürmüştü.

★ ★ ★

Ancak bu kez öyle olmadı. TRT’de bildiri okunurken, birçok TV kanalı darbe alehtarı yayın yaptı. CNN Türk’teki gazeteciler, dünyanın gözü önünde önemli bir direniş sergilediler. O geceyi darbecilerin baskınına uğrayan CNN Türk’ün o dönemdeki yayın yönetmeni Erdoğan Aktaş’tan dinledim ve sizlerle paylaşmak istedim:

ERDOĞAN AKTAŞ ANLATIYOR

“O gece evdeydim. Yapılan yayınlardan ortada bir gariplik olduğunu hissettim. Galiba darbe oluyor dedim. Hemen haber merkezindeki ekipten bir WhatsApp grubu oluşturdum. Fazladan kıyafetleri de çantama yerleştirip uzun maceralardan sonra şirkete ulaştım. Ankara’da Hande Fırat’la haberleştim. Biz yayını sürdürmezsek onlar sürdürebilsinler diye düşündüklerimi söyledim. Yayın durdurulursa sosyal medyayı nasıl kullanabiliriz hesapları yaptım. İlk hedefimiz Erdoğan’a ulaşmaktı. O sırada silahlı askerler kanalı bastılar. Bir süre önce eşimi aramış ve “ölebiliriz, çocukları al git” demiştim. Darbeyi kimin yaptığı önemli değildi. Kim yapıyorsa yapsın karşıydım. Hareket halinde elimdeki küçük mikrofonla bir yandan askerlerle tartışıyor, bir yandan yayını sürdürüyordum.

★ ★ ★

Helikopter tepemizde uçmaya başladı. Askere döndüm, “Yaptığınız yasadışı, demokrasi dışı, ne yapıyorsunuz” şeklinde uyarıda bulundum. Spikerlerin olduğu odaya girdim. “Her ne olursa olsun yayın teslim edilmeyecek, darbe taratftarı kimseye yer verilmeyecek” dedim. Kablosuz mikrofonla yayını sürdürdük. Bu arada diğer medya kuruluşları “CNN’i kurtarın” çağrısı yaptı. Binlerce insan bizi desteklemek için kanala geldi. Ardından onları yayına aldık. Başbakan, Cumhurbaşkanı bağlandı. Yayın düşmedi...” 15 Temmuz’daki toplumsal karşı koyuş, darbelerden çok çekmiş bir halkın topyekün direnişinin eseridir. Çok sesli, çok renkli medya dünyasının bu direnişte önemli bir rolü olduğunu görmezden gelemeyiz.”

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...