Oral Çalışlar Ecevit ve Erbakan: İki öncü
HABERİ PAYLAŞ

Ecevit ve Erbakan: İki öncü

Oldukça gerilimli, heyecanlı, zaman zaman utandırıcı gelişmelerin içinde, “Ne olacak bu ülkenin hali?” diyerek çıkış yolu arıyoruz. Yeni bir (erken veya değil) seçimin bize yeni ufuklar açmasını umuyoruz. 1973 Ekim seçimlerinde hapisteydik. Bülent Ecevit, partinin efsanevi önderi İsmet İnönü’yü yenmiş, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmuştu. Onu başarıya götüren, 12 Mart 1971 darbesine karşı çıkması ve CHP’yi geniş kitlelere doğru açabilmesiydi. CHP, uzun bir aradan sonra 1973 seçimlerinden birinci parti olarak çıktı. Askeri darbenin sonucunda binlerce solcu aydın hapisteydi.

CHP, ilk hedeflerinden birinin genel af olduğunu seçim kampanyasında dile getirmişti. Genel af bekleyen ve Ecevit’in kazanmasıyla bunun gerçekleşeceğini gören biz hapisteki solcuların bir kısmı, bu açık gerçeğe rağmen seçimleri boykot etmeyi savunuyorduk. Seçim gecesini, CHP’nin kazanması isteğimizi bastırarak yaşadık. Trajikomik bir durumdaydık.

Zıtların koalisyonu

Üzerinde asıl durmak istediğim konu, Ecevit’in siyasi cesareti. “Necmettin Erbakan’ın liderlik ettiği MSP ile bir ortaklık kurulabilir” demesi, siyasi gelenekleri alt üst edici nitelikteydi. 'İrtica tehdidi'ni baş tehlike olarak gören laik CHP, 'irtica'yı Meclis’e taşımakla suçlanan MSP ile koalisyon kuruyordu. MSP cephesinde de işler kolay değildi. Parti içindeki bir kesim genel affa da koalisyona da karşıydı.

“Birlikte siyaset yapabiliriz” mesajının, tarihi ve sosyolojik bir önemi vardı. Benzer bir mesajı da Erbakan veriyordu. Muhafazakarların, laik kesimin siyasi temsilcileriyle bir şeyler yapabileceği kanıtlanmış oldu. CHP-MSP Koalisyonu, genel af hedefini gerçekleştirdi. 'İrtica', 'bölücülük', 'komünizm'le suçlanıp, yargılananlar bu aftan yararlanarak serbest kaldılar. Koalisyon çok uzun sürmese bile bir başlangıçtı.

Ecevit’in bu hamlesinin tarihi bir önemi var. Ecevit’in sonradan, 'geleneksel' alışkanlıkları harekete geçti. Merve Kavakçı’nın başörtüsüyle Meclis’e gelmesine çok sert tepki gösterdi. Bu olay laiklik anlayışını yeniden gündeme getirdi. Değişimin o kadar kolay olmadığını, bu örnek üzerinden anlamış olduk. Ecevit de Erbakan da artık aramızda yok. Onların bıraktığı mirası, yeni baştan değerlendirebilecek birikime sahibiz.

Birbiriyle kutuplaşmaya eğilimli iki çizgi, iki yol ve iki ayrı tercihin birbirini yok etmeyi hedefleyen reflekslerini görünce, zaman zaman umutsuzluğa kapılıyorum. Sonra, seçmenin iradesinin değişimini anlamaya çalışmak için 1946’dan bu yana yapılan çok partili seçimleri incelediğimde şunu görüyorum: Seçmen genelde toplum mühendisliği yapmaya kalkışanları desteklememiş, onların arkasından gitmemiş. Hem Ecevit’i hem Erbakan’ı, zıtların koalisyonunu kurabilme cesaretlerinden ve 50 yıl önce böyle bir örnek ortaya koyabildiklerinden ötürü saygıyla anıyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder