Her seçim neden hayati sayılıyor ki!

05 Aralık 2018, Çarşamba 08:30
AA

Ergenekon davaları haklı mıydı, yoksa Fetullahçıların uydurduğu hayali senaryolara mı dayanıyordu? Bunu tartışıyoruz. Şurası bir gerçek ki, Fetullahçılar askeri vesayet gerçeğine yönelik davaların inandırıcılığını zayıflatan bir yol izlediler, amaçlarına da ulaştılar.

Türkiye’de bir askeri darbe potansiyeli var mıydı? Buna hevesli bir birikim var mıydı? Böyle bir girişime hele bundan 10-15 yıl önce inanan, gerekli gören bir askeri ve toplumsal eğilim için yoktu, diyebilir miyiz?

Ergenekon davaları konusunda çok yazı yazmış, fikir yürütmüş birisi olarak, bugünkü geldiğimiz noktayı da başka bir gün değerlendirmeyi düşünüyorum.

Beka meselesi

Yazıma Ergenekon’la başlamamın sebebi, Türkiye’de son yıllarda yapılan her seçimin, her operasyonun, her siyasi hamlenin bir şekilde “hayati” olarak kabul edilmesidir. Yani her değişiklik isteğinin, her eleştirel duruşun, bir tehdit içerdiği algısı giderek daha çok pompalanıyor.

Partilerin seçim yarışması yapması, anlaşılabilir. Ancak, gerçekten de Bahçeli’nin dediği gibi, yerel seçimler bir “beka” sorunu haline gelmiş midir?

Böyle olmadığı, bizzat Bahçeli’nin AK Parti’yle birlikte aday gösterip göstermeme konusunda çizdiği zigzaglardan da anlaşılmaktadır. Sonuç olarak İstanbul’u muhalefet adayı kazansa ne olur?

Sonuç olarak iktidar Türkiye’nin en büyük ve etkili şehrinde seçimi kaybetmiş olur. Daha önce de iktidar partilerinin İstanbul’u kaybettiğine birkaç kez tanıklık ettik. Beka ile bir ilgisi olmadığı ortada.

Bizzat kendi hayatım içinde çok başbakan, çok cumhurbaşkanı, çok belediye başkanı değişti. Partiler geldi, partiler gitti. Devamlılık esas oldu.

Seçimlere yüklenen aşırı misyon

Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit dönemindeki rekabet ve sertlik de az değildi. Onlar da birer tarih oldular. Bu nedenle ben yerel seçimlere yüklenen aşırı misyonu doğru görmüyorum.

Şurası bir gerçek ki, siyaseti aşırı gerilim üzerine kurmak, belki kısa vadede seçmen kitlesini konsolide edebilir. Ancak, bu gerilimi sürekli ayakta tutmak, seçimleri tehlikeli hale getirebiliyor, neticelerini ürkütücü bulabileceğimiz bir potansiyel yaratıyor.

Seçimlerin bence ‘“beka”yla falan bir ilgisi yok. Kim kazanırsa kazansın, Türkiye’nin demokrasi ihtiyacı, adil bölüşümün aciliyeti gerçeği değişmeyecek.

Bu nedenle sükuneti korumak, seçimleri daha makul bir tartışma zemininde yürütmek zihin sağlığımıza iyi gelecektir. Kazanan için de, kaybeden için de elbette önemli sonuçları olacak. Ancak, sonuçta yerel yönetimleri, bu ülkenin insanları yönetecek. Seçimle gelmiş, seçimle gidecek insanları...

Latife Tekin’den iki yeni kitap: 1.Sürüklenme 2.“Manves City” (Can yayınları)

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.