Karamollaoğlu ve Asiltürk

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saadet Partisi (SP) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü boşuna ziyaret etmedi. Asiltürk, Saadet Partisi’nin içindeki farklı bir ses olarak, iktidarın ilgisini çekmişti. Geniş bir seçmen tabanına sahip olmamasına rağmen, SP’nin, muhafazakar-dindar kitle üzerinde manevi bağlarının olduğu bir gerçek.

AK Parti’nin muhafazakar seçmeninin birçoğunun geçmişi Milli Görüş’e dayanır. Milli Görüş’ün geleneksel temsilcilerinden birisi SP’dir. Geçen günlerde, Asiltürk, SP kurultayını toplamak amacıyla harekete geçeceğini ifade etti. Asiltürk’ün parti teşkilatları üzerinde fazla etkisi olmasa da Milli Gençlik Vakfı (MGV) üzerinde bir ağırlığı var. MGV, Erbakan Hoca’nın önderlik ettiği 'Milli Görüş' geleneğinin bir mirası.

Bu örgüt SP ile birlikte hareket ediyor. “Asiltürk, eğer bir çıkış yapmak isterse MGV’yi harekete geçirebilir” diyenler var. Karamollaoğlu ve Asiltürk’le 40 yıllık bir tanışıklığımız bulunuyor. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, MSP, MHP yöneticileri ve CHP’li Başbakan Bülent Ecevit’le aynı mekanda, Merkez Komutanlığı Tutukevi’nde, birlikte kaldık. İkisi de birikimli, tecrübeli, siyasetin kahrını da güzel günlerini de görmüş insanlar.

Asiltürk’ü sert mizaçlı, atak kişiliğiyle hatırlıyorum. Karamollaoğlu’nu, sakin ve ısrarlı, uzun yürüyüşçü bir politikacı kimliğiyle tanıyorum. Asıltürk, söylendiği gibi, SP’yi iktidarla işbirliğine yöneltebilir mi? Bu soruma SP çevrelerinde cevap aradım. Durumu özetle şöyle değerlendiriyorlar: “Asiltürk MGV’yi etkilese de seçmen kitlesi muhalefet taraftarıdır. Bu yıllar içinde oluşmuş kökü Erbakan’a dayalı bir olgu.

İlkesel bir mesele. O nedenle, muhalefet yerine iktidarı tercih etmek yalnızca parti yönetiminin kararıyla değişecek bir yaklaşım değil.” Karamollaoğlu’nun kızıyla, Asiltürk’ün oğlu evli. Yani onlar dünür ve ortak torunları var. Bu kadar yakın akrabalığın içinde, kopuşa giden bir siyasi ayrılık ne kadar mümkün olabilir? Söylenenlere göre de bütün etmenleri üst üste koyunca, bu ayrılığın bir uzlaşmayla sonuçlanma ihtimali daha yüksek.

Seçmen siyaseti normalleştirecek

Geçmişte yaşamadığımız türden şaşırtıcı bir siyasi dönemden geçiyoruz. Alışık olmadığımız tablolarla karşı karşıyayız. Ne olursa olsun sorunların çözüm yeri siyasettir. Ülkeye yön verecek olan, halktır, seçmendir.

Bazı kesimlerin aksine, ben gelecek günlerde karanlık tablolar beklemiyorum. Türkiye, uzun yıllardır yaşadığı çok partili rejim deneyimiyle, önümüzdeki zor virajı da geçebilecek birikim ve tecrübeye sahip. Sanırım siyasi mücadele giderek daha canlı bir hale gelecek. Seçmenin sağduyulu ve dengeli yaklaşımı siyaseti olumlu yönde etkileyecektir. Toplumun olgunluğu, siyasetçilerin tecrübesi normalleşmek için bir imkandır. Saadet Partisi de manevi anlamda bu denklemin vazgeçilmez bir unsurudur.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder