Kıbrıs ah! Kıbrıs...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kıbrıslı çok dostum, arkadaşım vardır. Onların neler hissettiklerini, nasıl hayal kırıklıkları yaşadıklarını, nasıl mutlu olduklarını epeyce yakından izledim, izlerim. Özellikle 1990’dan bu yana Kıbrıs meselesinde yaşanan süreçlerin yakın tanıklarından sayılabilirim. Kıbrıs meselesinin Türkiye’nin gündemine ilk geldiği olaylardan biri, 6-7 Eylül 1955 saldırılarıdır.

İstanbul ve İzmir gibi Rumların yaşadığı şehirlerde Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığının yayılması üzerine, Hıristiyan ve Yahudi yurttaşlarımıza yönelik vandallık düzeyinde saldırılar yapıldı. Eski Meclis Başkanlarından Hüsamettin Cindoruk “6-7 Eylül yağma ve çapulculuğunun devlet içinden yapıldığını, 1955’te Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atan Oktay Engin’in, Türkiye’de kaymakam ve vali yapılmasının araştırılması gerektiğini” ifade etmişti:

Oktay Engin’i, vali, kaymakam yapan her kimse bombayı attıran güç odur. Atatürk’ün evinin bombalanması 6-7 Eylül olaylarını tetiklemiş, bu olaylar da Türkiye’nin Kıbrıs politikasındaki etkinliğine zarar vermiştir.

Bunu birçok başka provakasyon izledi, Kıbrıs bir Özel Harp eğitim yeri gibi de kullanıldı. Emekli general Sabri Yirmibeşoğlu, “6-7 Eylül Özel Harp işidir” diyerek bu olguyu itiraf etmiştir. Kıbrıs’ta iki türlü çözüm yolu vardı:

  1. Rum ve Türk topluluklarının eşit siyasi haklara sahip olarak birlikte yaşadıkları federe ya da iki devletli sistem.
  2. Kıbrıs’ı bölmek. Rum tarafında da Türk tarafında da iki görüş birbiriyle mücadele etmiştir. Rum tarafında Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak isteyen Enosisçiler güçlüydü. Türk tarafında da iki toplumu ayıracak “bölünme”den yana olanların sözü geçiyordu. 1974 yılındaki Türkiye müdahalesi, adanın tamamının Rum egemenlik alanı olmasının önünü kesmeyi hedefliyordu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu amaçla kuruldu. Rumlarla her çatışma, onlardan gelen her tehdit Türkiye’nin soruna daha fazla yönelmesini beraberinde getirdi. 1974 müdahalesinden sonra Türkiye’den Kıbrıs’a yoğun göçler yaşandı. Türkiye’nin askeri olarak, ekonomik olarak, siyasi olarak Kıbrıs’taki etkinliğinin artması, zaman zaman Türkiye ile KKTC yöneticileri arasında sorunlara neden oldu. Kıbrıslı Türkler içinde de Türkiye’ye yönelik, Türkiye’den gelen müdahalelere yönelik değişik tepkiler ortaya çıktı.

Maraş’ın açılması

Şimdi KKTC’de Cumhurbaşkanı seçimi var. İki gün kala, 46 yıldır terk edilmiş ve kapalı tutulan Kıbrıs’ın o tarihteki en önemli turistik merkezi olan Maraş (Varoşa) sahilleri turizme açıldı. Kıbrıs meselesinin önemli konularından olan Maraş yerleşim yerinin açılması konusu yeni tartışmaları da beraberinde getirecek gibi görünüyor. Maraş’ın açılmasını, şimdiki Cumhurbaşkanı Akıncı, ‘seçime müdahale’ olarak görüyor, “Benim haberim yoktu” diyor.

Mustafa Akıncı, kimi siyasi meselelerde Türkiye’den zaman zaman farklı bir tutum alıyor. Rakibi şimdiki Başbakan Ersin Tatar ise Ankara’ya daha yakın. Değişik partiler, farklı tutumlar alıyor. Kıbrıs Türkleri ile Türkiye arasındaki ilişkiler aşağı yukarı hep böyle gitti zaten: Bir dargın bir barışık, zaman zaman karışık. Yakın bir zamanda çözüm de görünmediğine göre, her şeyin aynı şekilde devam etmesi beklenebilir.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder